GÜNDEM

Avukat Barutcu: "Sigorta hasarlarında ekspertiz süreci belirsiz bekleme alanına dönüşmemeli"

Av. Semih Barutcu, SEDDK’nın 2026/02 sayılı Sirküleriyle motorlu araç sigortalarında hasar incelemesi ile uyuşmazlık sürecinin birbirinden ayrılması gerektiğine dikkat çekti. Barutcu, ekspertizin sigortacıya sınırsız bekleme imkanı vermediğini, sürecin bağımsız, süreli ve denetlenebilir şekilde yürütülmesi gerektiğini belirtti.

Abone Ol

Av. Semih Barutcu, Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun (SEDDK) 2026/02 sayılı Sirküleri kapsamında motorlu araç sigortalarında hasar incelemesi, ekspertiz ve uyuşmazlık süreçlerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Barutcu, düzenlemenin yeni bir kanuni süre getirmediğini, asıl öneminin hasar incelemesi ile uyuşmazlık çözümünü birbirinden ayırmasında olduğunu belirtti.

SİRKÜLER YENİ BİR BAŞVURU ŞARTI GETİRMİYOR

2026/02 sayılı Sirkülerin, Karayolları Trafik Kanunu’nun 97’nci maddesi ile 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nun 30’uncu maddesinde düzenlenen başvuru rejiminin yerine geçmediğini belirten Barutcu, düzenlemenin sigortacıya kanunda bulunmayan ilave bir ödeme süresi de tanımadığını ifade etti.

Barutcu, mevzuata uygun biçimde yürütülen ve sigortacıya yüklenemeyen nedenlerle henüz sonuçlanmamış teknik incelemenin tek başına ret iradesi olarak değerlendirilmemesi gerektiğini kaydetti.

SEDDK’nın 2026 yılında Sigorta Eksperleri Atama Yönetmeliği ile eksper atama sistemini yeniden düzenlediğini ve uygulamayı 2026/7 sayılı Genelge ile hayata geçirdiğini hatırlatan Barutcu, 2026/02 sayılı Sirkülerin de aynı yıl oluşturulan hasar ve ekspertiz sistemi içerisinde değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.

TTK 1427 VE KTK 99’UNCU MADDE VURGUSU

Türk Ticaret Kanunu’nun 1427’nci maddesinin sigorta tazminatının muacceliyeti açısından önem taşıdığını belirten Barutcu, sigortacının rizikonun gerçekleşmesinin ardından borcunun kapsamını belirleyebilmek için araştırma yapabileceğini ancak bu imkanın sınırsız bir bekleme hakkına dönüşemeyeceğini söyledi.

Barutcu, zorunlu mali sorumluluk sigortalarında ise KTK’nın 99’uncu maddesinde öngörülen 8 iş günlük ödeme süresinin ayrıca gözetilmesi gerektiğine dikkat çekti.

Sirkülerin bu kanuni sürenin yerine geçen veya süreyi kendiliğinden uzatan bir düzenleme olarak yorumlanmaması gerektiğini vurguladı.

EKSPERTİZ SADECE SİGORTACININ MENFAATİNE DEĞİL

Motorlu araç hasarlarında hasarın meydana geldiğinin bilinmesi ile hasarın kapsam ve miktarının belirlenmesinin farklı konular olduğunu belirten Barutcu, değişmesi gereken parçalar, onarım yöntemi, işçilik bedelleri, hasarın kazayla uyumu, aracın ekonomik onarıma elverişli olup olmadığı, rayiç ve sovtaj gibi unsurların çoğu zaman teknik inceleme gerektirdiğini ifade etti.

Barutcu, ekspertizin sigorta şirketinin ödeme kararını ertelemeye yarayan idari bir aşama olarak görülmemesi gerektiğini belirterek, teknik incelemenin gerçek zararın eksiksiz şekilde belirlenmesinde hak sahibinin de menfaatine hizmet ettiğini kaydetti.

EKSPERİN BAĞIMSIZLIĞI ÖNEM TAŞIYOR

5684 sayılı Sigortacılık Kanunu kapsamında eksperlik sisteminin, eksperi sigorta şirketinin talimatıyla zarar miktarını belirleyen sıradan bir yardımcı kişi konumunda değerlendirmediğini belirten Barutcu, teknik tespitin bağımsız ve tarafsız olmasının sistemin temel unsurlarından olduğunu söyledi.

2026 yılında yürürlüğe giren Sigorta Eksperleri Atama Yönetmeliği ile oluşturulan atama yapısının ve akıllı atama/koordinasyon sisteminin eksperin mesleki bağımsızlığını ortadan kaldırmadığını belirten Barutcu, sıralı eksper atama sisteminin pilot uygulamasının genişletilmesinin de sistemin yaygınlaştırıldığını gösterdiğini ifade etti.

“KOORDİNASYON, EKSPERİN TEKNİK KANAATİNİ MERKEZİLEŞTİRMEZ”

Akıllı atama sistemindeki koordinasyonun doğru anlaşılması gerektiğini vurgulayan Barutcu, koordinasyonun eksperin mesleki kanaatini merkezileştiren bir yapı olmadığını belirtti.

Barutcu, koordinatörlüğün iş akışının düzenli yürütülmesine ve sistemin işlerliğine hizmet ettiğini, ancak hasar miktarı, onarım yöntemi, rayiç, sovtaj ve rapor sonucuna ilişkin teknik sorumluluğun dosyaya atanan eksperde kaldığını ifade etti.

“Bağımsızlığın kaybolduğu bir ekspertiz hızlı olabilir; fakat güvenilir bir zarar tespiti sağlayamaz” değerlendirmesinde bulunan Barutcu, bağımsız ancak denetlenemeyen ve süresiz ilerleyen ekspertizin de etkin bir hasar sisteminin gereğini karşılamayacağını belirtti.

EKSPERTİZ SÜRECİ SÜRELERE BAĞLANDI

2026/7 sayılı Genelgenin ekspertiz sürecinin belirsiz bir zaman dilimine bırakılmaması açısından önem taşıdığını belirten Barutcu, düzenlemenin sürecin farklı aşamalarını somut sürelere bağladığını söyledi.

Buna göre gerekli belgelerin tamamlanmasının ardından eksper atamasının bir iş günü içerisinde yapılması, eksperin aynı ilde atamayı takip eden ilk iş günü, farklı ilde ise iki iş günü içerisinde ekspertiz işlemini gerçekleştirmesi öngörülüyor.

İncelemenin yapılamaması veya raporun düzenlenememesi durumunda ise bu durumun ön raporla kayıt altına alınması gerekiyor.

ÖN RAPOR GECİKMENİN NEDENİNİ GÖSTERİYOR

Ön rapor uygulamasının dosyanın sessizce bekletilmesinin önüne geçmesi bakımından önemli olduğunu belirten Barutcu, aracın görülememesi veya teknik incelemenin fiilen gerçekleştirilememesi halinde bunun nedeninin kayıt altına alınması gerektiğini ifade etti.

Aracın serviste bulunmaması durumunda ön rapor tarihinden itibaren işletilecek 15 günlük sürenin de aynı yaklaşımın parçası olduğunu belirten Barutcu, burada amacın hak sahibini daha uzun süre bekletmek olmadığını söyledi.

Barutcu, ön raporun ekspertizin neden tamamlanamadığını görünür hale getiren ve gecikmenin kaynağının sonradan denetlenmesini sağlayan bir kayıt niteliğinde olduğunu ifade etti.

RAPORLAMA SÜRELERİ DE BELİRLENDİ

Dosyanın rapor düzenlenebilir hale gelmesinden sonra trafik sigortasında 3 iş günü, diğer motorlu araç sigortalarında ise 5 iş günü içerisinde raporun tamamlanmasının öngörüldüğünü belirten Barutcu, ekspertizi yapılan aracın belirli süre içerisinde onarım için servise bırakılmaması halinde dosyanın ilk tespitler üzerinden gerekçeli şekilde sonuçlandırılmasının da düzenlendiğini söyledi.

Hasar ihbarından önce onarılmış araçlarda ise aracın görülmesi ve yapılan onarımın hasarla uyumunun teknik açıdan değerlendirilmesinin istendiğini belirten Barutcu, bunun gerçek zararın yalnızca belgeler üzerinden değil, gerektiğinde fiziki incelemeyle belirlenmesine verilen önemi ortaya koyduğunu kaydetti.

“EKSPERTİZ DEVAM EDİYOR” İFADESİ TEK BAŞINA YETERLİ DEĞİL

Barutcu, 2026/02 sayılı Sirkülerin uygulanmasında “ekspertiz devam ediyor” ifadesinin tek başına yeterli kabul edilmemesi gerektiğini belirtti.

Bu noktada ekspertizin neden tamamlanamadığının araştırılması gerektiğini ifade eden Barutcu, eksperin zamanında atanıp atanmadığı, incelemenin mevzuatta öngörülen sürede başlatılıp başlatılmadığı, araç görülememişse ön rapor düzenlenip düzenlenmediği ve gerekli bildirimlerin yapılıp yapılmadığının değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Barutcu ayrıca dosyada teknik incelemenin gerçekten ilerlediğini gösteren kayıtların bulunması ve gecikmenin kimin kontrol alanından kaynaklandığının ortaya konulmasının önem taşıdığını belirtti.

SİGORTACIYA SINIRSIZ BEKLEME İMKANI TANINMIYOR

2026/02 sayılı Sirkülerin sigorta şirketlerine genel bir bekleme imkanı veren düzenleme olarak değerlendirilmemesi gerektiğini vurgulayan Barutcu, sigorta şirketinin kendi organizasyonundan kaynaklanan gecikmelerin Sirküler kapsamında korunamayacağını söyledi.

Eksper atamasının zamanında yapılmaması veya dosyanın hareketsiz bırakılması halinde düzenlemenin sigortacı lehine kullanılamayacağını belirten Barutcu, buna karşılık aracın hak sahibi tarafından incelemeye sunulmaması ya da gerekli teknik bilgi ve fiziki incelemenin objektif olarak gerçekleştirilememesi gibi durumlarda, mevzuata uygun şekilde kayıt altına alınmış bir ekspertizin tamamlanmamış olmasının doğrudan ret iradesi olarak kabul edilmesinin de doğru olmayacağını ifade etti.

AÇIKÇA BELİRLENEN SÜRELER GENİŞLETİLEMEZ

Süreler bakımından açıkça düzenlenen aşamalar ile teknik özelliklere göre değerlendirilmesi gereken süreçlerin birbirinden ayrılması gerektiğini belirten Barutcu, 2026/7 sayılı Genelgede 1, 2, 3 ve 5 iş günü ile 15 ve 30 gün olarak belirlenen sürelerin “makul süre” gerekçesiyle daha uzun hale getirilemeyeceğini söyledi.

Bununla birlikte motorlu araç hasarlarının tamamının ihbardan nihai rapora kadar tek bir toplam sürede sonuçlandırılacağını kabul etmenin de teknik gerçeklikle bağdaşmayacağını belirten Barutcu, basit bir parça hasarıyla ağır hasar, yangın, çoklu darbe veya tam hasar ihtimali bulunan araçların incelemelerinin aynı nitelikte olmadığını ifade etti.

GERÇEK ZARAR İLE GERÇEK UYUŞMAZLIK AYRILMALI

Barutcu, gerçek zararın belirlenmesi ile gerçek uyuşmazlığın ortaya çıkması arasındaki ilişkinin de önem taşıdığını söyledi.

Her hasar ihbarının bir hasar dosyası oluşturduğunu ancak her dosyanın aynı anda maddi anlamda belirginleşmiş bir uyuşmazlığa dönüşmeyeceğini belirten Barutcu, sigortacının talebi tamamen veya kısmen karşılayabileceğini ya da reddedebileceğini ifade etti.

Tarafların zarar miktarı, teminat kapsamı veya ödeme tutarı konusunda ayrışmasıyla hukuki uyuşmazlığın somutlaşabileceğini belirten Barutcu, uyuşmazlık çözümünün de hangi konuda anlaşmazlık yaşandığının belirginleşmesinden sonra daha sağlıklı yürütülebileceğini kaydetti.

“HIZ İLE TEKNİK DOĞRULUK BİRLİKTE SAĞLANMALI”

Etkin bir hasar sisteminin dosyaları mümkün olduğunca uzun süre sigorta şirketinde tutmak veya mümkün olduğunca erken uyuşmazlık aşamasına taşımakla ölçülemeyeceğini belirten Barutcu, temel ölçütün gerçek zararın mümkün olan en kısa sürede, bağımsız teknik incelemeyle ve sonradan denetlenebilir biçimde belirlenmesi olduğunu söyledi.

Barutcu, doğru uygulandığında 2026/02 sayılı Sirkülerin ödeme süresini uzatan değil, ödeme kararını daha sağlam bir teknik zemine oturtan bir işlev görebileceğini belirtti.

Gerçek zararın zamanında belirlenmesinin doğru ödeme yapılmasını, doğru ödemenin de gereksiz uyuşmazlıkların önlenmesini sağlayacağını ifade eden Barutcu, uyuşmazlığın ortaya çıkması halinde ise tarafların hangi zarar kalemi veya teknik tespit üzerinde ayrıştığının daha net görülebileceğini söyledi.

“EKSPER BAĞIMSIZ, DOSYA DENETLENEBİLİR OLMALI”

2026 yılında getirilen atama, koordinasyon, ön rapor ve raporlama düzenlemelerinin hız ile teknik doğruluğu birlikte sağlamayı amaçladığını belirten Barutcu, eksperin bağımsız olması ancak dosyanın denetimsiz bırakılmaması gerektiğini vurguladı.

Sigortacının araştırma yapabilmesi gerektiğini ancak bu araştırmanın ödeme yapmamanın gerekçesine dönüşmemesi gerektiğini belirten Barutcu, hak sahibinin gerçek zararına süratle kavuşması gerektiğini, ancak hız uğruna teknik incelemeden vazgeçilmemesi gerektiğini ifade etti.

“SİRKÜLER KANUNUN YERİNE GEÇEN BİR DÜZENLEME DEĞİL”

Sonuç olarak 2026/02 sayılı Sirkülerin, kanunun üzerine çıkan veya sigortacı lehine yeni bir süre rejimi oluşturan bir düzenleme olarak değil, mevcut kanuni sistem içerisinde gerçek zararın doğru, hızlı ve denetlenebilir biçimde belirlenmesine hizmet eden bir hasar yönetimi yaklaşımı olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirten Barutcu, TTK’nın 1427’nci maddesi, bağımsız eksperlik sistemi, 2026/7 sayılı Genelgenin somut süreleri ve akıllı atama sisteminin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Barutcu, ekspertizin tamamlanmasının beklenmesi ile hak sahibinin belirsiz süreyle bekletilmemesinin birbirine karşıt olmadığını belirterek, “Doğru işleyen sistem; gerçek zararı belirler, süreci denetlenebilir kılar ve ödemeyi geciktirmeden sonuçlandırır” değerlendirmesinde bulundu.

{ "vars": { "account": "UA-158639220-1" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }