Başkan Sarıoğlu, “Araştırmalar gösteriyor ki Türkiye’de fındık işletmelerinin ortalama büyüklüğü yaklaşık 14 dekardır. Oysa bir ailenin yalnızca fındık üretimiyle geçimini sağlayabilmesi için en az 22 dekarlık bahçeye sahip olması gerekmektedir. Küçük parçalara bölünmüş araziler, yetersiz destekler, artan maliyetler ve yanlış üretim politikaları üreticiyi her yıl biraz daha zor durumda bırakmaktadır
Bugün fındık piyasasında yaşanan en kritik gelişmelerden biri de dünyanın en büyük alıcılarından biri olan Ferrero’nun strateji değişikliğidir. Nutella üreticisi olan bu dev şirket son yıllarda Türkiye’den aldığı fındığı azaltırken Şili, Gürcistan ve ABD gibi ülkelerde üretimi teşvik eden yatırımlar yapmaktadır. Bunun en önemli sebeplerinden biri Türkiye’de uygulanan yanlış ekonomi politikalarıdır
Dövizin uzun süre baskılanması nedeniyle Türk fındığı uluslararası piyasada rekabet avantajını kaybetmekte, üretici emeğinin gerçek karşılığını alamamaktadır. İktidarın kur politikasındaki bu hatalı yaklaşımı Türkiye’nin dünya fındık piyasasındaki stratejik üstünlüğünü de zayıflatmaktadır. Döviz baskılanmasından dolayı Türkiye’den fındık almayan büyük firmalar diğer ülkelere alım garantili fındık diktirmektedir.
Bu gidişat devam ederse Türkiye için çok ciddi bir risk kapıdadır. Bugün dünyanın en büyük fındık üreticisi olan ülkemiz, yanlış politikalar nedeniyle pazarını yavaş yavaş rakip ülkelere kaptırmaktadır. Ferrero gibi büyük alıcıların alternatif üretim bölgeleri oluşturması, gelecekte Türkiye’nin pazar payının küçülmesine yol açacaktır.
Böyle giderse önümüzdeki 15–20 yıl içerisinde Türk üreticisi dünya piyasasının talebinin üzerinde, yani ihtiyaç fazlası fındık üretir hale gelebilir. Bu da fiyatların düşmesi, üreticinin daha da yoksullaşması ve fındık üretiminin sürdürülebilirliğinin tehlikeye girmesi demektir.
“Sakarya açısından tablo daha da düşündürücüdür. Araştırmaya göre Sakarya 83 bin tonla Türkiye’de üçüncü büyük fındık üreticisi olmasına rağmen, fındık yetiştirilen iller içinde işsizlik oranı en yüksek il konumundadır; ayrıca doğuşta beklenen yaşam süresinin en düşük olduğu il de yine Sakarya’dır. Yani Sakarya’da üretim var ama refah yok emek var ama huzur yok. Bunun nedeni çok açık: iktidarın tarımı sadece rakam tabelası gibi görmesi, kırsalı kalkındıran değil yoksullaştıran politikalar izlemesidir” dedi.