Dün yazmaya başladık, ama ne zaman biter! Onu Rabbim bilir. Mevzu ne! Adapazarı Belediye Başkanı Mutlu Işıksu, ‘Davam ve partime zarar gelmesin, şimdilik partimden istifa ediyorum” dedi. Işıksu kısmını dün yazdım. Bugün gazeteci Cihat Zafer kısmına gelelim. Eskiler bilir ama genç nesil Cihat Zafer’i pek tanımaz. Zaman (!) zaman gazetecilik, bazen yazarlık, zaman (!) zaman televizyon yorumculuğu, bazen vücut dili eğitmenliği, bazen CHP’li, bazen AK Partili, bazen dünyanın kendi çevresinde döndüğüne inanan biridir Cihat Zafer Demirel. Bu arada Cihat Zafer’in tam adı Cihat Zafer Demirel’dir. Ama kendisi Cihat Zafer’i kullanıyor…
*
Işıksu kısmına geleceğiz ama önce şu Cihat Zafer’in bana yazdıklarına tarihleriyle bir bakalım. Bu Cihat Zafer’i Adapazarı eski Belediye Başkanı Ünal Ozan zamanından beri tanırım. O zamanlar kısa adı ART olan Adapazarı Radyo Televizyonu vardı. Cihat Zafer o zamanlar ART’de çalışıyordu. Rahmetli Ünal Ozan seçime girerken elindeki mikrofonla çalışma yapan Cihat Zafer, “Geri kalmak istemiyorsanız oylarınızı Ünal Ozan’a verin” diyordu. O günleri bilenler, hatırlayanlar Cihat Zafer’in CHP için nasıl oy istediğini iyi bilir…
*
Seçim oldu ve rahmetli Aziz Duran sandıktan çıktı. Seçim öncesi “Geri kalmak istemiyorsanız oylarınızı Ünal Ozan’a verin” diyen Cihat Zafer’e rahmetli Aziz Duran adamlık yaptı. Onu işten çıkartmadı. Zafer, ART’de çalışmaya devam etti. Ancak Cihat Zafer ART çalışanlarına o günlerde baskı, günümüzde ise mobbing yapmaya başladı. Peki bunların tanığı var mı! Ben burada palavra mı atıyorum! Yalan mı yazıyorum!
*
Sakarya Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Sezai Matur’a sorun, bakalım ne diyecek! Başkan Sezai Matur da, Başkan Ünal Ozan zamanında ART’de çalışıyordu. Cihat Zafer’in daha ilk günlerde ekibe nasıl mobbing yaptığını, soran herkese anlatır. Bana inanmayan, benim yazdıklarıma “Palavra” diyen, Başkan Sezai Matur’u arasın. ART dönemi bitti ve aradan yıllar geçti…
*
Tarih Nisan 2007 ve İş insanı Rahmi Sak ile İş insanı Bedri Ayhan ortaklığıyla Yeni Ada Gazetesi kuruldu. Sakarya’nın duayen ismi gazeteci Cevdet Güngör bana ‘sensiz olmaz’ dedi ve biz de Yeni Ada Gazetesi’ne geçtik. Gazetenin başında ise Cihat Zafer var. İlk gün gazete çıktı ve toplantı yapıldı. Masada herkes var. Cihat efendi gazeteyi aldı, herkesin hatalarını söylüyor. Bir ara göz göze geldik ve bana ‘Sen en son’ dedi…
*
Herkese lafını söyledi ve bana, “Sayfa 3’ü sen mi yapıyorsun” diye sordu. Ben de “Evet ben yapıyorum” dedim. Cihat Zafer “Bu ne” dedi. Cihat efendinin bu ne dediği, gazetenin ilk günü ve sayfa 3’te özel haber yaptım. Bir lisede kavga çıktı. Bir genç bıçaklandı. Bıçaklanan genci haber yaptım. Gençlerin neden böyle davrandığıyla ilgili psikolog Durul Mert’ten de uzman görüşü alıp haberin yanına ayrı bir haber yaptım. Cihat Zafer herkesin içinde bana, “Bu ne böyle benim Durul Mert’i niye haber yapıyorsun” deyince benim tepem attı…
*
Tam karşımda patronlar Rahmi Sak ile Bedri Ayhan, yanında ise Cevdet Güngör var. Gazetenin Genel Koordinatörü Cevdet Güngör ayağıma vuruyor ama ben durur muyum! Cihat Zafer’e, “Bana gazeteye kimin girip kimin girmeyeceğinin, gazetenin yayın politikasının listesini mi verdin! Ben ne bilirim senin Durul Mert’ten hoşlanıp hoşlanmadığını” dedim. Masa buz kesti. Cevdet abi ayağıma vurup duruyor. Tam o anda patron Rahmi Sak araya girdi ve merhum Selahaddin Şimşek ile ilgili anlamlı sözler paylaştı…
*
Toplantı bitti, ama bu kez de Selahaddin Şimşek’e takıldım. Kim dedim bu Selahaddin Şimşek! Şimşek, Adapazarı Yenicamii’de bulunan Asmaaltı’ndan şehrin tanınmış ve aidiyet duygusu olan isimleriyle birlikte yol yürüyen, efendi, saygın, şehrine sahip çıkan, mazlumun yanında duran, herkese gerçek anlamda ağabeylik yapan, Sakarya sevdalısı çıktı. Bu arada Sakarya Büyükşehir Belediyesi 2022 yılında Özdeyiş Yazarı Selahaddin Şimşek’e ‘Ahde Vefa’ isimli saygı gecesi yaptı.
*
2022 yılındaki Selahaddin Şimşek’e ‘Ahde Vefa’ gecesinde konuşan iş insanı Rahmi Sak, “Rahmetliyle Yenicami’de tanıştık. Bambaşka bir dünyada yaşarken karşıma Selahaddin Şimşek gibi biri çıktı. Onu tanıdıktan sonra hayatım tamamen değişti. Selahaddin ağabey ile tanışmasaydım ya hapiste ya da mezardaydım. Merhum Şimşek’in, ‘Her şeyi kazanmak için her şeyi kaybetmeyi göze almak gerekir. Endülüs gemileri yakanlarındır’ özdeyişini 2008 yılında Cumhurbaşkanı Erdoğan’a mesaj olarak gönderdim” dedi.
*
Dönelim yine 2007 yılına ve Yeni Ada Gazetesi’nde yaşanan günlerimize. İlk gün gerildiğimiz Cihat Zafer ile bir daha yıldızımız barışmadı. Bizim 250 TL aylık aldığımız o günlerde gazeteye 5 gün hiç gelmeyen, dikkat edin gazeteye 5 gün hiç gelmeyen Cihat Zafer 5 bin TL gibi aylık alıyordu. Bitti mi! Bitmedi. Patronlar bir de bunun altına araba vermişler. Cihat efendi bu arabayla haftanın 5 günü İstanbul’da kendi işlerini kovalıyor. Haftanın 2 günü gazeteye geliyor. Ama yapacak bir şey yok. İş insanı Rahmi Sak ile yapmış anlaşmayı ve altına verilen araba ile haftanın 5 günü İstanbul’da iş kovalıyor. Aracın benzi şirketten, maaş dolgun, makam odası o biçim ve haftada 2 gün işe geliyor. Gerçi Cihat Zafer anlaşmasını ona göre yapmış. Dolayısıyla bizim bu kısma söz söyleme hakkımız yok…
*
İlk ay bitti, 2. ay bitti, 3. ay bitmesine yakın dananın kuyruğu koptu. Yeni Ada Gazetesi’nde ben sayfa 3’ü yapıyorum. Yıllardır bir huyum var. Benim çalışma masamdaki bilgisayar ekranını kimsenin görmesini istemem. Çünkü özel çalışıyorum. Bunun içinde oturduğum masanın çevresine iki küçük masa daha koyarım ki kimse yanıma gelmesin. Yeni Ada Gazetesi’nde küçük bir masa vardı. Yaklaşık 1-2 ay kimse o masayı ellemedi. Ben de o masayı aldım, temizledim, sildim ve yanıma koydum…
*
Masayı yanıma koyduktan 1-2 gün sonra gazetede çalışan ve Cihat Zafer ekibinden İbrahim Özkahya yanıma geldi, “Bu masayı bana verir misin” dedi. Ben de “Bir aydır masa orada duruyordu ve almadın. Ben silip temizleyince mi aklına geldi. Hem masa bana lazım” dedim. Tabi bunların ağası Cihat Zafer, yani Yeni Ada Gazetesi’nin Genel Yayın Müdürü Cihat Zafer idi. Dediğim gibi Cumartesi ve Pazar günleri Yeni Ada Gazetesi’ne gelen ve müdürlük yapan Cihat efendi Cumartesi günü gazeteye geldi…
*
Sekreter, “Cihat bey sizi odasına çağırıyor” dedi. Anladım ki vermediğim masanın hesabı bana sorulacak. Bir kat aşağıya indim ve Cihat Zafer krallar gibi dayanıp döşenen makam odasında masayı benden alamayan İbrahim Özkahya ve diğer saz arkadaşları bana bakıyor. Bilen bilir eskiden bazı işyeri koltuklarının yan tarafları neredeyse koltuk kadar geniş olur. Ben de öyle koltuğun koluna kıçımı koydum ki Cihat Zafer, “Oraya değil, koltuğa otur bakalım” dedi…
*
Anladım tabi fırça faslı var. Ayağa kalktım ve Cihat efendiye “Hayır mı” dedim. Hesapta beni ezip masanın hesabını soracak olan Cihat Zafer; “Senin masan varken neden o küçük masayı İbrahim beye vermedin” deyince ben de yine şafak attı. Masanın 1-2 aydır kirli, paslı durduğunu ve temizleyip yanıma aldığımı söyleyince Cihat efendi, “Ben bilmem o masayı çabuk ver” demez mi! Offf, offff, of, Cihat Zafer’e bak sen! Çark Caddesi’nin köşesinde yürek yemiş bize posta koyuyor…
*
Saz arkadaşlarını yanına almış da bana Genel Müdürlük taslıyor. Bana had bildiriyor. Bana rüzgar yapıyor. O günlerde neredeyse 160 kiloyum ve “Ne diyon sen, hele bir anlat bakayım! Sen benden kafana göre keyif mi alıyorsun! Yok koltuğun orasına oturma, yok burasına oturma, kimsiniz siz bu kentte, ne iş yaparsınız!” diyerek bunlara doğru yürümeye başladım. Bunlar benim kavga çıkartacağımı zannettiler ama benim kavgayla işim olmaz…
*
Cihat Zafer’e, “İstifa ediyorum. Masa da, gazete de, alayı sizin olsun” dedim. O anda Cihat Zafer bana, “İstifa edemezsin” demez mi! Şöyle bir baktım, bir daha baktım ve “Ne anlatıyorsun koçum sen, sana mı soracağım istifa edip etmeyeceğimi” diyerek gazeteyi bıraktım. Bir saat sonra Yeni Ada Gazetesi’nin Genel Koordinatörü Cevdet Güngör aradı ve, “Tosunum sakın bir yere gitme, bu Cihat Zafer 1 hafta içinde işten çıkartılacak. Sen devam edeceksin” dedi. Öyle de oldu ve Cihat Zafer’in işine son verdiler…
*
Peki geçen gün, 29 Mart 2026’da Cihat Zafer bana ne yazıyor. Cihat efendi, “Yeni Ada’dan seni nasıl kovduğumun da şahitleri var! Seni sefil yalancı seni. Seni gövdesi büyük aklı küçük yalancı seni. Yallah hadi” diyor. Hadi şahitlere soralım. Rahmi Sak orada, Cevdet Güngör orada, Serkan Köse orada, Metin Işıker orada, sayayım mı daha! Sorsunlar bakayım senin Yeni Ada Gazetesi’nden gidişin nasıl oldu! Benimle tartıştıktan 1 hafta sonra seni gönderdiler mi göndermediler mi!
*
Bu arada Rahmi Sak’a şunu da sorsunlar. Yeni Ada Gazetesi’nin Genel Yayın Müdürü olan Cihat Zafer’e anlaşma gereği altına bir araç verildi. Peki Cihat Zafer’in anlaşması bitince o araç nasıl geriye alındı! Hadi, anlat. Yüreğin varsa anlat Cihat Zafer! Genel Yayın Müdürü iken sana kullan diye verilen, dikkat et. Kullan diye verilen, benzini bile doldurulan o aracı, gazeteden ilişkin kesildikten sonra geri verdin mi! Verdin mi vermedin mi! Ya da o aracı geri nasıl aldılar!
*
Devam edecek…
*
Not: Pala Cihat belki unutmuştur, hafızası canlansın diye bir iki fotoğraf yayınlayalım. Tarih 25 Mayıs 2007, yer Adapazarı Çark Mesire ve Yeni Ada Gazetesi’nin yayın hayatında 40’ıncı gecesi kutlanıyor.