CHP nereye koşuyor?

Abone Ol

Cumhuriyet Halk Partisi bugün sadece bir kurultay veya tüzük tartışması yaşamıyor. Aslında CHP, iktidara yürüme hedefi ile kendi iç hesaplaşması arasında tarihi bir tercih yapıyor.

Son günlerde yaşanan gelişmelere baktığımızda partide fiilen iki genel başkanlı bir görüntü ortaya çıkmış durumda. Bir tarafta mevcut Genel Başkan Özgür Özel, diğer tarafta ise partiyi uzun yıllar yöneten Kemal Kılıçdaroğlu bulunuyor. Her iki ismin ayrı ayrı yaptığı görüşmeler ve buluşmalar, CHP tabanındaki dengelerin de yeniden şekillendiğini gösteriyor. Siyasette bazen liderlerin konuşmalarından çok, onların etrafında toplanan insanların verdiği fotoğraf önemlidir. Son dönemde verilen fotoğraflar da bunun en açık göstergesi oldu.

Ankara Kulisi: Bu Tartışma Kimin İşine Yarıyor?

Peki, CHP'de yaşanan ve kongrelerin hukuken tamamen geçersiz sayılması riski taşıyan "mutlak butlan" tartışmaları partiyi bölüyor mu, yoksa güçlendiriyor mu? Bunun cevabını önümüzdeki süreçte göreceğiz. Ancak madalyonun diğer yüzünü, yani Ankara kulislerinde konuşulan asıl senaryoyu da görmek gerekiyor.

Gelecek Partisi Genel Başkan Vekili, Sakaryalı siyasetçi Ayhan Sefer Üstün'ün, CHP'nin kongre süreciyle ilgili hukuki risklere dikkat çekmesi yapbozun sadece bir parçası. Siyasi analistlerin asıl sorduğu soru şu:

İktidar bloğu, ana muhalefetin kendi içine gömülmesini nasıl okuyor? Yaşanan bu tablo, AK Parti’nin olası bir erken seçim hazırlığına mı işaret ediyor, yoksa yeni bir anayasa değişikliği için siyasi zemini ısıtma hamlesinin ön işareti mi? Belki de iktidar, sokağın gerçek ve yakıcı gündemi olan ekonomiyi, muhalefetin bu içe dönük perdesiyle gölgelemek istiyordur.

Eğer ana muhalefet partisi enerjisini kendi içindeki meşruiyet tartışmalarına harcarsa, iktidarın anayasa değişikliği veya beklenmedik bir seçim stratejisinde elini güçlendireceği aşikâr. Siyaset boşluk kaldırmaz; muhalefetin boşalttığı alanı her zaman iktidar doldurur.

Sakarya Meydanında Yükselen Sesler ve Arda Şahin Muamması

Gelelim madalyonun Sakarya cephesine... Ankara’daki bu rüzgâr, Sakarya’da çoktan fırtınaya dönüşmüş durumda. Hatırlayın; geçtiğimiz günlerde CHP Sakarya İl Örgütü, il binasından Kent Meydanı’na kadar dikkat çeken bir yürüyüş gerçekleştirmişti. Kent Meydanı’nda kurulan kürsüde Parti Meclisi (PM) Üyesi Ecevit Keleş ve Sakarya Milletvekili Ayça Taşkent, Ankara'da dönen bu "mutlak butlan" tartışmalarına sert tepki göstermiş, adeta genel merkezin yani özgür özelin arkasında duran bir duruş sergilemişlerdi.

Ancak o gün meydanda asıl bomba, CHP’nin Sakarya’daki tek belediyesi olan Sapanca’da patladı. Sapanca Belediye Başkanı Arda Şahin, kürsüden mevcut yönetime sitem dolu, bir o kadar da gerçekçi eleştiriler yöneltti. Şahin'in, "Beni il delegesi dahi yapmadılar" çıkışı ve mevcut idari işleyişe gösterdiği sert tepki, meydandaki herkesin kulaklarını kabarttı.

Şimdi Sakarya kulislerinde herkes şu sorunun cevabını merak ediyor: Sakarya’nın tek CHP’li belediye başkanı olan Arda Şahin, bu çıkışıyla neyin mesajını verdi?

Önümüzdeki süreçte ibre Özgür Özel’den yana mı kalacak, yoksa Kemal Kılıçdaroğlu’nun"arınma hareketi" safına mı geçecek?

Bu muamma, Sakarya yerel siyasetindeki dengeleri tamamen değiştirebilecek bir potansiyele sahip.

Seçmenin Kredisi Sonsuz Değil

Ancak bana göre ne Arda Şahin’in haklı sitemi, ne mahkeme kapıları ne de kurultay takvimi asıl mesele değil. Asıl sorun, parti içindeki bu güç mücadelesinin ne kadar süreceğidir.

Çünkü Türkiye'nin gerçek gündeminde hayat pahalılığı var. Emeklilerin geçim sıkıntısı, asgari ücretlinin ay sonunu getirme mücadelesi var. Esnafın, çiftçinin ve üreticinin yaşadığı ekonomik zorluklar var. Seçmen bugün siyasi partilerin kendi iç kavgasından çok, ülkenin bu yakıcı sorunlarına nasıl yapısal çözümler üreteceğine bakıyor.

Yerel seçimlerde CHP'nin Türkiye'nin ve birçok bölgenin birinci partisi olmasının arkasında sadece kemik CHP seçmeni yoktu. Ekonomik sıkıntılardan bunalan, değişim isteyen ve iktidara güçlü bir uyarı vermek isteyen milyonlarca kararsız seçmen de tercihini CHP'den yana kullandı.

O seçmen kitlesi kurultay salonlarındaki koltuk veya delege kavgalarını değil, memleketi yönetmeye aday kararlı bir kadro görmek istiyor. Eğer CHP bu krediyi kendi içinde tüketirse, yerel seçimlerde yakaladığı psikolojik avantajı koruması hiç de kolay olmayacaktır.

Sonuç olarak

Bugün birçok seçmen şu soruların cevabını arıyor: Özgür Özel CHP'yi iktidara taşıyabilecek mi? Kemal Kılıçdaroğlu'nun siyasi hamleleri partiye yeni bir dinamizm mi katacak, yoksa patinaj mı yaptıracak?

Bu soruların cevabı sadece CHP'nin değil, iktidarın da oyun planını (gerek erken seçim gerek anayasa stratejisini) doğrudan etkileyecek güçte.

CHP iktidara mı koşuyor, yoksa kendi içindeki yarışın peşinden mi gidiyor?

Bu kararın neticesi, partinin iktidar yürüyüşünü mü hızlandıracak yoksa yıllardır olduğu gibi ana muhalefet sınırlarında kalıp iktidarın hamlelerine yeni alanlar mı açacak? Önümüzdeki günlerde hep birlikte göreceğiz.

{ "vars": { "account": "UA-158639220-1" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }