CHP'de delege savaşı: İktidar yolu mu, yol ayrımı mı?

Abone Ol

Cumhuriyet Halk Partisi'nde gözler yeniden örgüt seçimlerine çevrildi. Delege seçimleriyle başlayacak süreç, ilçe ve il kongrelerinin ardından yapılması beklenen olağan kurultayla devam edecek. Ancak bu kez CHP'nin önündeki süreç sıradan bir örgüt yenilenmesinden çok daha fazlasını ifade ediyor.

Çünkü bugün yaşanan tartışma, sadece kimin genel başkan olacağı ya da hangi ekibin parti yönetiminde söz sahibi olacağı meselesi değil. Asıl soru, CHP'nin iktidar yolculuğuna devam edip edemeyeceği.

Mahkeme kararları ve sonrasında ortaya çıkan "mutlak butlan" tartışmaları, CHP'nin iç gündemini belirlemeye devam ediyor. Eski Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu'nun yaptığı açıklamalar ve olağan kurultay vurgusu, parti içerisindeki siyasi dengelerin yeniden şekilleneceğine işaret ediyor.

Bir tarafta son kurultayda değişim sloganıyla göreve gelen Genel Başkan Özgür Özel bulunuyor. Diğer tarafta ise uzun yıllar CHP'ye liderlik etmiş ve örgütlerde hâlâ etkisi bulunan Kemal Kılıçdaroğlu'nun siyasi ağırlığı hissediliyor.

İşte tam da bu noktada CHP'nin önünde kritik bir yol ayrımı ortaya çıkıyor.

Son yerel seçimlerde elde edilen başarının ardından CHP, uzun yıllar sonra ilk kez iktidar alternatifi olarak daha yüksek sesle konuşulmaya başladı. Özellikle Özgür Özel'in Türkiye'nin dört bir yanında gerçekleştirdiği mitingler, halk buluşmaları ve saha çalışmaları, partiyi yerel seçim başarısından genel iktidar hedeflerine taşıma çabası olarak değerlendiriliyor.

Ancak tam da bu süreçte yaşanan hukuki tartışmalar ve parti içi çekişmeler ister istemez farklı soruları gündeme getiriyor.

Acaba CHP'nin iktidar yürüyüşü yavaşlatılıyor mu?

Parti enerjisini ekonomik kriz, hayat pahalılığı, emeklilerin sorunları, işsizlik ve vatandaşın gündelik problemlerine harcamak yerine neden kendi iç tartışmalarıyla uğraşmak zorunda kalıyor?

Bu soruların cevabı yalnızca CHP açısından değil, Türkiye siyaseti açısından da önem taşıyor.

Çünkü Türkiye'de uzun yıllardır sosyal demokrat ve sol siyasetin tek başına iktidara ulaşamadığı bilinen bir gerçek. Bugün CHP'nin önünde ortaya çıkan fırsat, belki de son yılların en önemli siyasi fırsatlarından biri olarak değerlendiriliyor. Bu nedenle yaşanan her gelişme, yalnızca CHP tabanında değil, iktidar ve muhalefet dengelerini takip eden tüm kesimlerde dikkatle izleniyor.

Öte yandan CHP içerisindeki bazı çevreler ise yaşanan sürecin bir bölünme ya da iki başlılık olarak değerlendirilmemesi gerektiğini savunuyor. Bu görüşe göre parti içindeki tartışmalar demokratik siyasetin doğal sonucu ve kurultay sonrasında CHP yeniden ortak hedefler etrafında birleşecek.

Ancak siyasette algı da en az gerçekler kadar önemlidir.

Vatandaşın gördüğü tablo, son dönemde iktidar hedefini daha güçlü dillendiren bir CHP ile kendi iç meseleleriyle uğraşan bir CHP görüntüsü arasında gidip geliyor.

İşte bu nedenle yaklaşan delege seçimleri, ilçe kongreleri ve il kongreleri yalnızca örgütsel bir yarış olarak görülmemeli. Bu seçimler aynı zamanda CHP'nin gelecekte hangi siyasi çizgide ilerleyeceğinin de belirleyicisi olacak.

Örgütler değişimden yana mı tavır koyacak?

Yoksa parti yeniden eski siyasi reflekslerine mi dönecek?

Asıl cevap bekleyen soru budur.

Sakarya'da da benzer bir tablo ortaya çıkacak gibi görünüyor. Önümüzdeki dönemde yapılacak delege seçimleri ve kongre süreçlerinde hangi isimlerin öne çıkacağı, hangi ekiplerin örgütlerde ağırlık kazanacağı dikkatle takip edilecek.

Oğuz Can Curoğlu, Ecevit Keleş, Engin Özkoç, Ümit Dikbayır ve Ayça Taşkent gibi siyasetin yakından tanıdığı isimlerin nasıl bir strateji izleyeceği merak konusu. Bu isimler delegeler üzerinde ne kadar etkili olacak? İlçe ve il kongrelerinde hangi siyasi ağırlık ortaya çıkacak?

Çünkü siyasette gerçek güç, kürsülerde yapılan konuşmalardan çok sandıktan çıkan sonuçlarla ölçülür.

Sakarya'da sandığa yansıyacak tercih, sadece ilçe başkanlarını, il başkanını ya da delegeleri belirlemeyecek. Aynı zamanda CHP'nin değişimden yana mı, geçmişten yana mı yol alacağını da gösterecek.

Bugün CHP'nin önünde yalnızca bir kurultay süreci bulunmuyor. Aynı zamanda partinin geleceğini belirleyecek tarihi bir tercih süreci yaşanıyor.

Özgür Özel liderliğindeki değişim hareketi yoluna devam mı edecek?

Kemal Kılıçdaroğlu örgütlerde yeniden güçlü bir karşılık bulabilecek mi?

Parti içindeki mutlak butlan tartışmaları sona ererek CHP tüm enerjisini iktidar mücadelesine yöneltebilecek mi?

Yoksa iç çekişmeler, Türkiye'nin ana muhalefet partisinin enerjisini tüketmeye devam mı edecek?

Bu soruların cevabını önce delegeler, ardından kurultay salonundaki sandık verecek.

Ancak bana göre CHP'nin önündeki en büyük sınav, kimin genel başkan olacağından daha büyük bir mesele.

Asıl sınav, iktidar umudu haline gelen bir partinin enerjisini iç tartışmalarda tüketip tüketmeyeceğidir.

Delegeler sadece isimler arasında değil, CHP'nin geleceği arasında da tercih yapacak.

Önümüzdeki günlerde yaşanacak gelişmeler, yalnızca CHP'nin değil, Türkiye siyasetinin de yönünü belirleyecek gibi görünüyor.

{ "vars": { "account": "UA-158639220-1" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }