GÜNDEM

Çift maaş hayaline Yargıtay freni!

Dul ve yetim aylığını birlikte almak isteyen hak sahiplerini ilgilendiren önemli bir karar Yargıtay’dan geldi. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, hem eşten hem de babadan maaş bağlanmasına ilişkin davada emsal niteliğinde bir hüküm kurdu.

Abone Ol

Eşinin vefatının ardından ölüm aylığı almaya başlayan bir kadın, daha sonra babasının vefatı nedeniyle ikinci bir maaş bağlanması talebiyle Sosyal Güvenlik Kurumu’na (SGK) başvurdu. Kurum, yürürlükteki mevzuatı gerekçe göstererek talebi reddetti. Bunun üzerine davacı yargı yoluna gitti.

Mahkemeler arasında görüş ayrılığı

İlk derece mahkemesi davayı reddetti. Ancak istinaf mahkemesi, babanın eski kanun döneminde vefat ettiğini dikkate alarak davacının yetim aylığı alma hakkı bulunduğuna karar verdi. SGK’nın temyizi üzerine dosya Yargıtay 10. Hukuk Dairesi tarafından incelendi ve istinaf kararı bozuldu. Dosya son olarak Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun önüne geldi.

Genel Kurul, istinaf mahkemesinin kararını bozarak SGK’yı haklı buldu.

Ölüm tarihi esas alındı

Kararda, hak sahipliğinin hangi mevzuata göre belirleneceği net şekilde ortaya kondu. Buna göre sigortalıya ilişkin şartların ölüm tarihinde; hak sahibine ilişkin şartların ise hak sahipliği sıfatının kazanıldığı tarihte yürürlükte bulunan mevzuata göre değerlendirilmesi gerektiği belirtildi.

Davacının eşinin 1 Ekim 2008’den sonra vefat ettiği, bu nedenle o tarihte yürürlükte olan 5510 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanması gerektiği ifade edildi. Bu düzenleme kapsamında çift aylığa imkân tanınmadığı vurgulandı.

“İkinci maaşı tarih belirliyor”

SGK Eski Başmüfettişi İsa Karakaş da kararı değerlendirdi. Karakaş, ikinci bir maaş bağlanıp bağlanmayacağının, gerekli şartların gerçekleştiği tarihte yürürlükte bulunan kanuna göre belirlendiğini söyledi.

Karakaş, “Eşin vefatı 1 Ekim 2008 sonrasında gerçekleşmişse, 5510 sayılı Kanun hükümleri uygulanır. Bu kanun da iki ayrı aylık yerine yüksek olan aylığın tercih edilmesine imkân tanır” ifadelerini kullandı.

Yargıtay’ın bu kararıyla birlikte, eski tarihlerde kazanıldığı düşünülen hakların her durumda geçerli olmayacağı ve belirleyici unsurun ‘hak sahipliği sıfatının kazanıldığı tarih’ olduğu netleşmiş oldu.

{ "vars": { "account": "UA-158639220-1" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }