Çizgiyi siz çekin!

Abone Ol

Bir düşünün
Kapısı olmayan, duvarları yıkılmış, gelip geçenin içinden yol yaptığı bir evde huzur bulabilir misiniz? Muhtemelen hayır. Ancak iş kendi hayatımıza, zamanımıza ve duygusal alanımıza geldiğinde, çoğumuz o kapıları takmayı unutuyoruz. Sonra da neden bu kadar yorgun olduğumuzu, neden hep başkalarının ajandasına göre yaşadığımızı merak ediyoruz.
Mesele aslında çok basit ama kabullenmesi bir o kadar güç
Sınır koymazsanız, sınırlarınızı başkaları belirler.
Sınır Bir Duvar Değil, Bir Kapıdır
Pek çok kişi "sınır koymayı" kaba bir davranış, bir reddediş veya insanlarla arasına aşılmaz duvarlar örmek sanıyor. Oysa sınır koymak, "Seni hayatımdan çıkarıyorum" demek değildir; "Seni hayatımda tutarken kendimi de korumak istiyorum" demektir.
Sınırlarınızın olmadığı yerde, nezaketiniz suistimale, yardımseverliğiniz ise görev bilincine dönüşür. Siz "Hayır" diyemediğiniz her an, aslında kendi önceliklerinize "Hayır" demiş olursunuz.
Boşlukları Başkaları Doldurur
Doğa boşluk sevmez. Hayatınızda kendi kurallarınızla çizmediğiniz her alan, başkalarının beklentileri, talepleri ve manipülasyonları tarafından işgal edilir.Mesai saatiniz bittiğinde ulaşılabilir kalmaya devam ederseniz, o akşam yemeği saati artık size değil, patronunuzun acil olmayan e-postasına aittir.
Sizi kıran bir söze sessiz kaldığınızda, karşı tarafa "Bunu bana yapmaya devam edebilirsin" mesajı verirsiniz.
Başkaları sizin sınırlarınızı test etmez; onlar sadece sizin belirlediğiniz veya belirlemediğiniz alanı kullanırlar. Eğer mülkiyetinizin etrafına bir çit çevirmediyseniz, orayı halka açık bir park sanmalarına kızmaya hakkınız kalmaz.
"Hayır" Demenin Gizli Gücü
Sınır koymak bir öz saygı meselesidir. Kendi değerini bilen bir insan, enerjisinin ve zamanının sınırlı bir kaynak olduğunun farkındadır. Bu kaynağı kimin için ve nasıl harcayacağını seçmek, bencillik değil, hayatta kalma stratejisidir.
Başlangıçta sınır koyduğunuzda insanlar şaşıracak, hatta bazıları "Ne kadar değiştin" diyerek sizi suçlu hissettirmeye çalışacaktır. Ama unutmayın: Sınır koymanıza en çok tepki gösterenler, sınırlarınızın olmamasından en çok faydalananlardır.

Kendi hikâyenizin başrolündeyseniz, senaryoyu başkalarının yazmasına izin vermeyin. Çizgilerinizi netleştirin. Nerede duracağınızı, nereye kadar izin vereceğinizi siz seçin.
Çünkü siz kendi sınırlarınızı belirlemediğiniz sürece, hayatınızı başkalarının insafına emanet etmiş olursunuz.

{ "vars": { "account": "UA-158639220-1" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }