Sakarya'da şehir içi yolcu taşımacılığı yapan minibüste 21 yaşındaki kıza cinsel taciz teşebbüsünde bulunan ve darp eden şoför Serdar Serkan Y., tutuklanarak cezaevine gönderilmişti. Sakarya Kadın Platformu, yaşanan iğrenç olayla ilgili basın açıklaması yaparak tepki gösterdi.

Basın açıklamasına genç kızın annesi de katıldı. 21 yaşındaki genç kızın annesi, gözyaşları içerisinde Cumhurbaşkanı Erdoğan'a seslendi.

Basın açıklamasını okuyan Yasemin Hacıeyüpoğlu, şu ifadelere yer verdi: 

AFAD'dan cenazelere ilişkin açıklama! AFAD'dan cenazelere ilişkin açıklama!

"Gün geçmiyor ki kadınlar erkekler tarafından tacize ,istismara uğramasın. Gün geçmiyor ki kadınlar şehir meydanlarında, evlerinde, dolmuşlarda fiziksel, cinsel, psikolojik şiddete maruz kalmasın. 28 Kasım akşamı İstanbul’daki bir üniversitede eğitim gören M.K. isimli genç kız  Sakarya’da yaşayan ailesinin evine  geldikten sonra Erenler İlçesinde ailesinin yaşadığı eve gitmek için bindiği  minibüs sürücüsü S.S.Y’nin cinsel amaçlı saldırısına uğramıştır.  M.K. isimli genç kızın ellerini bağlayıp cep telefonunu elinden alan S.S.Y. kıza tecavüz etmek istemiş genç kız karşı koyunca  feci şekilde  darp edildiği minibüsten kaçarak ailesinin evine sığınmış ve yaşadıklarını anlatmasının ardından fenalaşıp hastaneye kaldırılmıştır. Dün akşam saatlerinde Adapazarı’nda kaçmak üzereyken polisler tarafından yakalanan şüpheli şoförün 30 suç kaydı olduğu hırsızlık nedeniyle girdiği hapisten 8 gün önce çıktığı ortaya çıkmıştır.

Kanunen yüz kızartıcı suçları işlemiş birinin  toplu taşıma aracı kullanması yasakken nasıl oluyor da bu şahıs toplu taşıma kullanıyor?
Denetim yapılmıyor mu?
Bu şehirde bu kaçıncı toplu taşıma şoförünün yaptığı taciz, tecavüz vakası?
Cinayetler, tacizler bu kadar keşmekeş bir sisteminde son bulur mu? 
Şiddet gösteren erkeklere caydırıcı cezaların verilmesi önünde ne duruyor?
8 gün önce hapisten çıkmış bir insanın yeniden suç işleyecek kadar cüretkar olmasının altında yatan cezaların caydırıcı olmaması değil mi?
Bizler, çocuklarımız, kardeşlerimiz bu şehirde toplu taşıma araçlarına gönül rahatlığı ile binemeyecek miyiz?
Şehrin göbeğinde işlenen bu korkunç suçların önüne geçmemek için verilen bu çabanın sebebi nedir? 
Biz, kadınları kanunlar koruyamayacaksa kim koruyacak derken, mevcut kanunların bile uygulanmadığını görüyoruz.

Bu ülkede her gün en az 4 kadın katledilmektedir. Kadınlar en yakınlarındaki erkekler tarafından fiziksel, psikolojik, cinsel şiddete uğramakta, intihar denilerek son derece şüpheli ölümlerle yaşamları çalınmaktadır. Şiddet her kesimden, her meslekten, her toplumsal kesimden kadına karşı uygulanmaktadır. Cezasızlık, korumasızlık ve hukuksuzluk nedeniyle kadına yönelen şiddet konusundaki istatistikler, dünya genelindeki bir insan hakları felaketini ortaya koymaktadır.

Kadınların insanlık dışı yöntemlerle, vahşice, toplumun, devletin gözü önünde öldürülmesi ve kadına yönelik şiddetin faillerinin, eril yargı ile “tahrik” adı altında indirimlerle serbest bırakılması, şiddeti ve kadın cinayetlerini körüklemektedir.
Öfkeliyiz… 
Öfkemiz kendi adımıza geleceğimiz olan çocuklarımız adına… Bir insana yapacağınız en büyük kötülük kendini yaşadığı şehirde  güvende hissetmemesini sağlamaktır. Ve bu şehirde çocuklarımız, biz kadınlar kendimizi güvende hissetmiyoruz… 
Kendi sesimizi duyurmaya ihtiyacımız var. 
Güvende olmaya ihtiyacımız var. 
Kadının kendisini güvende hissedemediği bir yerde kimse kendini güvende hissedemez.  
İşte bu yüzden İstanbul Sözleşmesinin uygulanması hayati bir önem taşıyordu. Biz biliyoruz ki İstanbul Sözleşmesi kadını, çocuğu, erkeği herkesi şiddet mağduru olmaktan koruyan bir sözleşmeydi. 
İstanbul Sözleşmesi tam ve etkin olarak uygulanabilseydi  kadınlar kendilerini güvende hissedeceklerdi. Her birimiz dolmuşta evde sokakta huzurlu bir yaşam içinde olacaktık. 
Ama Sakarya Kadın Platformu olarak bu davanın takipçisi olacağımızı bir kez daha kamuoyuna duyuruyor ve tacize istismara uğramış kadınlara asla yalnız yürümeyeceksin diyoruz. 
Yaşasın kadın dayanışması..