Bayraktar yaptığı yazılı açıklamada, FAO’nun dünya gıda gününü bu yıl “Büyütelim, besleyelim, hep birlikte sürdürelim” temasıyla kutladığını belirtti.

Bu yıl belirlenen temanın, yeterli ve sürdürülebilir gıda üretimine vurgu yaptığını belirten Bayraktar, şöyle devam etti:

“FAO’nun Dünyada Gıda Güvenliği ve Beslenmenin Durumu raporuna göre; 2019 yılında yaklaşık 690 milyon insanın yetersiz beslendiği, kronik açlık çektiği tahmin ediliyor. Yani dünyadaki her on kişiden biri açlık çekiyor. Yine 3 milyar kişi de sağlıklı beslenemiyor. Hatta raporda koronavirüs pandemisinin 2020'nin sonu itibariyle dünya genelinde 130 milyon kişiyi daha kronik açlığa sürükleyebileceği belirtilmektedir.”

“Açlık sorunu devam ediyor”

Dünyada açlık sorununun devam ettiğini hatta aç insan sayısının hedeflenen şekilde azalmadığının altını çizen Bayraktar, “BM’ye üye 193 ülke oy birliğiyle 2030’a kadar açlığın sona erdirilmesini hedeflemiş bulunuyor. Özellikle yoksullar ve çocuklar başta olmak üzere herkesin bütün yıl boyunca güvenli, besleyici ve yeterli miktarda besine erişimini güvence altına alınması önemli bir hedeftir. Ancak bu hedefe ulaşmak için yeterli çalışmalının yapılmadığı da bir gerçektir” diye konuştu.

Dünyada herkese yetecek kadar gıda üretilmesine rağmen açlık çeken insan sayısının bir türlü azalmadığını ifade eden Bayraktar, şöyle devam etti:

“Dünyada yaşanan açlığı yok etmek için üretilen gıdanın dengeli dağıtılması ve israfın en aza indirilmesi büyük önem taşımaktadır. Her sene dünyadaki gıdanın yüzde 14'ü satış aşamasına ulaşamadan kaybedilmekte ve yaşanan gıda kaybı yıllık 400 milyar dolara mal olmaktadır.

Türkiye’de her yıl yaklaşık 19 milyon ton gıda israfı yapılmakta, bu neredeyse ürettiğimiz gıdanın beşte biri oranına denk gelmektedir. Türkiye'deki gıda kaybı düzeyi yüzde 40 civarındadır. Açlığa son vermek için gıda israfının önüne geçmeliyiz.”

Koronavirüsle mücadele süreci ve gıdaya ulaşım

Sağlıklı ve yeterli gıdaya ulaşmasının her bireyin en temel hakkı olduğunu vurgulayan Bayraktar, gıda üretiminin temelini oluşturan tarım sektörünün öneminin koronavirüs pandemisinde daha net görüldüğünü belirtti.

Tarım sektörünün bu süreçten kaçınılmaz olarak etkileneceğini belirten Bayraktar, “Yaşanan tüm zorluklara rağmen ülkenin gıda güvencesini sağlayan çiftçilerimiz, büyük fedakarlık göstererek tarlasında kalmaya, üretimi sürdürmeye devam etmiştir. Koronavirüsle mücadelenin kahramanlarından biri de Türk çiftçisidir” diye konuştu.

Bayraktar, Türkiye’nin salgınla mücadele sırasında gıda güvenliği açısından başarılı bir tablo çizdiğini, üretimin kesintisiz sürdüğünü, gıda ürünlerinin aksama yaşamadan tüketici ile buluşturulduğunu ifade etti.

Bu dönemde, her ülkenin kendi tarımını korumak ve sürdürmek için tedbirler aldığını, ülkelerin önceliğinin gıda güvenliğini sağlamak olduğunu vurgulayan Bayraktar, “Tarım demek gıda güvencesi demektir. Gıda güvencemizi sağlamak için çiftçilerimizi desteklemek zorundayız. Bu süreçte üretimi ile hayati bir rol üstlenen tarım ve gıda sektörü durursa, ülkemizde hayat durur. Üretimin aksamadan sürdürülebilmesi için gerekli tedbirler alınmalıdır” ifadelerini kullandı.

İthalata bağımlı ülkelerin bu süreçte büyük zorluklar yaşadığını ifade eden Bayraktar şöyle devam etti:

“Gıda milliyetçiliği kavramının önem kazandığı bu dönemde ülkeler, uyguladıkları korumacılık tedbirleri kapsamında ihracata kısıtlamalar getiriyor. Bu şartlarda ithalat yapılsa bile ürünün çok daha pahalıya geleceği bir gerçektir.

Yaşadığımız tecrübeler gösteriyor ki, tarım potansiyelimizin tamamını kullanmak, arz açığımız olan ürünlerimizin üretimini doğru planlamak zorundayız. Arz açığı veren ürünlerin üretiminin artırılması için iyi bir üretim planlaması yapılmalı, üretimin artırılmasına yönelik destek politikaları belirlenmeli, verim artışı sağlanmalıdır.”

Sektörün ve çiftçilerin sorunları

Üretimin artarak devam etmesi için çiftçilerin yeterli gelir elde etmesi gerektiğine işaret eden Bayraktar, “Çiftçilerimiz ancak diğer kesimlerin üçte biri oranında gelir elde etmektedir ve bu durum sürdürülebilir değildir. Bunu sağlamak için sektörün yapısal ve güncel sorunlarının çözüme kavuşturulması önemlidir” diye konuştu.

Tarım sektöründe; parçalanmış arazi yapısı, örgütlenme ve sulama gibi yapısal sorunlarının yanında, girdi fiyatlarının yüksekliği, banka borçlarının artması gibi kronik sorunların da bulunduğunu vurgulayan Bayraktar şöyle devam etti:

“Sorunların çözümü için orta ve uzun vadede çözüm yolları aranmalıdır.

Dünyada tarımsal üretim, açlığı bitirecek ve artan gıda talebini karşılayacak düzeyde artmamaktadır. Gıda açığını kapatma konusunda en önemli ülkelerden biri de bizim ülkemizdir. Ülkemiz büyük bir tarımsal potansiyele sahiptir. Ancak bu potansiyelimizi tam olarak kullandığımızı söyleyemeyiz.

Tarım sektörünün sorunları çözülür ve sektör gerektiği gibi desteklenirse, gıda üretiminde sadece ülkemize değil içinde bulunduğumuz coğrafyaya yetecek gıda üretimini yapabiliriz.

Açlık sorunu kendi ayakları üzerinde duran ve yeterli tarım sektörü varlığını sağlamakla çözülebilecek bir sorundur. Dünyada gıda güvenliği ancak devletlerin, uluslararası kuruluşların, sivil toplum kuruluşlarının ve tüm diğer aktörlerin de aktif katılım ve diyaloğuyla mümkün olabilir.

Ülkemizin gıda güvencesinin sağlanması, toplumun, gençlerimizin ve çocuklarımızın sağlıklı ve kaliteli beslenmesi, tarımımızın uluslararası alanda rekabet edebilecek doğrultuda sürdürülebilir bir şekilde gelişebilmesi için Türkiye Ziraat Odaları Birliği olarak her türlü olumlu katkıyı sağlamaya devam edeceğiz.”