İlk hatan, son hatan olur

Abone Ol

Gündelik hayatın koşturmacası içinde çoğumuzun sığındığı konforlu bir liman vardır. "Kul hatasız olmaz." Ne de olsa insanız; düşeriz, kalkarız, yanlış yaparız ve en nihayetinde o yanlıştan ders çıkarıp yolumuza devam ederiz. Deneme yanılma yöntemi, insanlığın en kadim öğrenme biçimidir.
Ancak hayatın öyle anları, öyle virajları vardır ki orada tabelada bambaşka bir kural yazar: "İlk hatan, son hatan olur."
İlk duyulduğunda kulağa ne kadar acımasız, ne kadar despotça geliyor değil mi? Affetmeye, ikinci şanslara, hoşgörüye bu kadar vurgu yapan bir çağda, tek bir hatayla silinip gitme fikri ürkütücü. Fakat bu cümle bir tehdit değil, hayatın sert ve çıplak bir gerçekliğidir. Bazı kulvarlarda merhamet, fizik kurallarını ya da toplumsal güveni askıya almaya yetmez.

Bir cambazı düşünün... Yerden metrelerce yüksekte, incecik bir telin üzerinde dengede durmaya çalışıyor. Rüzgar esiyor, seyirciler nefesini tutmuş izliyor. O cambazın "Bugün de dengemi tam kuramadım, bir dahakine daha dikkatli olurum" deme lüksü var mıdır? O telin üzerinde ilk hata, yerçekiminin acımasız yasasıyla birleşir ve son hata olur.

Peki, bu gerçekle nasıl yaşayacağız? Her an hata yapma korkusuyla felç olarak mı? Elbette hayır.
İlk hatan son hatan olur.Prensibi, bizi hayattan korkmaya değil, yüksek bir farkındalıkla ve sorumlulukla yaşamaya davet eder. Attığımız adımın nereye basacağını bilmeyi, ağzımızdan çıkan sözün nereye varacağını hesap etmeyi öğretir. Hayatın bazı alanlarında amatörlüğe, "pardon"lara ve boş vermişliğe yer olmadığını hatırlatır.
Geri dönüşü olan hatalarımız için şükredelim; onlardan öğrenip büyüyelim. Ancak hayatın o ince teline bastığımızda, elimizdeki denge çubuğunu daha sıkı kavrayalım. Çünkü bazı yolların dönüşü, bazı hataların ise ikincisi yoktur.

{ "vars": { "account": "UA-158639220-1" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }