Kararsız Sonbahar

Abone Ol

Sonbahar geldi…

Ama ne geldiğini biliyor ne de gideceğini.

Bir gün yazdan kalma güneşiyle yüzümüzü ısıtıyor, ertesi gün gökyüzünü griye boyayıp yağmuru şehrin üzerine bırakıyor.

Tıpkı insanlar gibi…

Ne istediğini bilmeyen, giderken arkasına bakan, kalırken gitmek için bahane arayan insanlar gibi.

Kararsız bir sonbaharın ortasındayız.

Ağaçlar yapraklarını bırakıyor; bazılarıysa son bir dirençle dallara tutunuyor. Belki de insanın kendisine en çok benzeyen hali bu:

Gitmesi gerektiğini bildiği halde kalmak, bittiğini bildiği halde devam etmek, artık iyi gelmeyeni sırf alıştığı için hayatında tutmak…

Sonbahar her yıl aynı şeyi hatırlatıyor:

Bazı şeylerin zamanı dolmuştur.

Bir dostluk bitiyor, “eski günlerin hatırı” diyoruz. Bir ilişki tükeniyor, “belki düzelir” diye bekliyoruz. Bir kapının artık açılmadığını görüyor, yine de önünde duruyoruz.

Sonra hayatın neden ilerlemediğinden yakınıyoruz.

Oysa bazen hayat değil, biz geçmişten elimizi çekemiyoruzdur.

Her düşen yaprak bir vedayı hatırlatır: Bir insanı, bir şehri, gençliğimizi ya da geride kalan bir halimizi…

Ama yaprak düşerken ağaç ölmez; bahara hazırlanır.

Belki bizim de öğrenmemiz gereken budur: Her kayıp son, her veda yenilgi değildir. Bazen hayat elimizden bir şeyi alır; çünkü ellerimizi başka bir şeye uzatmamız gerekiyordur.

Bizse düşen yaprağın peşinden koşar, boş kalan dala üzülür, ağacın yeniden yeşereceğini unuturuz.

İnsanlar gider, sözler tutulmaz, “yanındayım” diyenler ilk virajda kaybolur. Ardından kendimize sorarız:

“Nerede yanlış yaptım?”

Belki de her zaman yanlış yapan biz değilizdir. Bazı insanlar hayatımıza kalmak için değil, bize bir şey öğretmek için girer. Bazı vedalar canımızı acıtır ama bizi kendimize getirir.

İşte kararsız sonbahar bunu anlatır.

Bir yanımız gitmek, diğer yanımız beklemek ister. Unutmaya çalışırken eski mesajlara döner, “artık yeter” derken hâlâ bir telefon bekleriz.

Ama hayat, mevsimler ve zaman beklemez.

Bu yüzden kendimize bir iyilik yapmalıyız. Kim kalacak, kim gidecek diye hesaplamak yerine, kimin yanında kendimiz olabildiğimize bakmalıyız. Kimin bizi sevdiğinden çok, kimin sevgisinde kendimizi kaybetmediğimizi düşünmeliyiz.

Çünkü insanın en büyük kaybı birini yitirmek değil,

kendisini yanlış insanların arasında kaybetmesidir.

Sonbahar kararsız olabilir; yağmur mu yağacak, güneş mi açacak bilemez. Ama biz kararsız kalmak zorunda değiliz.

Bazı yaprakların düşmesine, bazı kapıların kapanmasına izin vermeliyiz. Bazı insanları affetmeli ama hayatımızda tutmamalıyız. Bazı hikâyelerin sonuna “neden?” diye değil,

“Artık zamanı gelmişti.” diyebilmeliyiz.

Çünkü hayat, tutunduklarımız kadar bıraktıklarımızdan da oluşur.

Bazen yeni bir başlangıç için gereken tek şey, eski bir yaprağın dalından düşmesine izin vermektir.

Kararsız sonbahar geçer…

Yağmur diner, bulut dağılır, ağaç yeniden yeşerir.

Yeter ki biz, düşen yaprakla birlikte kendimizi de toprağa gömmeyelim.

{ "vars": { "account": "UA-158639220-1" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }