Kör açının konforu ve hissedilmeyen yoksunluk

Abone Ol

İnsan olmanın en kadim, en kaçınılmaz hallerinden biridir hata yapmak. Ancak günümüzde öyle bir insan tipi yetişti ki, hata yapmayı zafiyet sayıp kendi hatasının üstünü incelikli bir cehaletle örtmeyi maharet sanıyor. Sokakta, siyaset kürsüsünde, hatta akşam aynı sofrayı paylaştığımız masalarda bu insanlarla karşılaşıyoruz: Aynaya baktığında sadece görmek istediği kusursuzluğu gören, kendi yanılma payını tamamen zihnin dışına itmiş o "hatasız" figürler.

Peki, kendi hatasını yok sayan bir insan aslında neden yoksundur?

İlk ve en büyük yoksunluk, özsaygı ve içsel cesarettir. Hatasını kabul etmek, sanılanın aksine küçülmek değil; kendi gerçekliğiyle yüzleşebilecek kadar güçlü olmaktır. Hatasını yok sayan insan, aslında kendi kırılganlığının esiridir. Zihninde kurduğu hayali ve yıpranmaz büstün yıkılmasından o kadar korkar ki, gerçeği tahrir etmeyi vicdanına tercih eder. Bu durum, özgüven gibi durur ama içi tamamen koftur: Dışarıya sallanan parmaklar, içeriye yöneltilemeyen bir özeleştirinin korkaklığıdır.

İkinci yoksunluk, büyüme ve olgunlaşma yetisidir. İnsan, başardıklarıyla değil; genellikle çuvalladığı ve o çuvallamadan çıkardığı derslerle olgunlaşır. Kendi hatasını yok sayan biri, tecrübenin sunduğu en değerli öğretmeni okulun kapısından içeri sokmaz. Yanılgısını reddeden zihin, yerinde saymaya ve aynı yanlış döngüleri tekrarlamaya mahkûmdur. Büyüyemeyen ama büyümüş gibi davranan bu ruhlar, entelektüel ve duygusal bir bodurluğa hapsolurlar.

Son ve en acı yoksunluk ise sahici insan ilişkileridir. Kendi kusursuzluğuna inanan bir insanla kurulan ilişki, iki taraflı bir köprü değil; tek yönlü bir diktatörlüktür. Empatiden yoksun bu tavır, çevresindekilerde zamanla derin bir yorgunluk ve yalnızlaşma hissi yaratır. Hatasını kabul etmeyen insan, karşısındakini "sürekli haksız" ilan etmek zorundadır. Bu da dostlukları, evlilikleri ve ortaklıkları içten içe çürüten gizli bir zehirdir.

Kendi hatasını yok saymak, kısa vadede bir savunma mekanizması veya yanıltıcı bir konfor alanı yaratabilir. Ancak uzun vadede bu davranış, insanı kendi yalanlarının yalnızlığına kilitler.

Oysa insana en çok yakışan şey, kusursuzluk zırhı takmak değil; "Yanıldım, buradayım ve düzeltiyorum" diyebilme erdemidir.

Çünkü hayat, kendi kör açısına aşık olanların değil; kendi hatalarını kabullenip o hataların üzerine basarak yükselmeyi göze alanların hikayesidir.

{ "vars": { "account": "UA-158639220-1" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }