EĞİTİM

Kültür dünyevidir, irfan ise ebedi hakikattir

‘Cemil Meriç ve Kültürden İrfana’ konulu söyleşiyle SUBÜ Konuşmaları’nın 121’inci konuşmacısı olan Yazar Prof. Dr. Ümit Meriç, “Kültür, insanoğlunun tabiata eklediği her şeydir. İrfan ise kişinin kendisini, Rabbini ve dünyadaki konumunu bilmesidir. Biz hem kültürlü olup dünyayı anlayacağız hem de irfan sahibi olup bu dünyanın ötesindeki hakikati yani ebedi olanı göreceğiz” dedi.

Abone Ol

Sakarya Uygulamalı Bilimler Üniversitesi (SUBÜ) tarafından yürütülen SUBÜ Konuşmaları’nın 121’inci konuşmacısı; ‘Cemil Meriç ve Kültürden İrfana’ konulu söyleşiyle Yazar Prof. Dr. Ümit Meriç oldu. Moderatörlüğünü Teknoloji Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Keziban Atacan'ın üstlendiği söyleşide; irfan kavramı, kültür ile irfan arasındaki farklar, gençlerin kültür ve irfana nasıl ulaşabileceği gibi konular üzerine konuşuldu.

İnsanın kendisini tanımasının önemine değinen Prof. Dr. Ümit Meriç, “Yunus Emre’nin dediği gibi, ‘İlim ilim bilmektir, ilim kendin bilmektir. Sen kendini bilmezsin, ya nice okumaktır?’ Buradaki okumak sadece kitaptan okumak değildir; aslında kitaplar da kâinatı okuyanların yazdığı eserlerdir. Vücudumuzdaki kemik sayısını veya kanımızın neden oluştuğunu bile tam olarak bilmiyoruz. İlmimiz arttıkça aslında ne kadar az şey bildiğimizi, yani cehaletimizin ne kadar mutlak olduğunu daha iyi idrak ediyoruz. Hepimiz ilim şehrinin eşiğinde duruyoruz ve devamlı bir gayret içinde olmamız gerekiyor” ifadelerini kullandı.

Kültür ve irfan kavramlarını kıyaslayan Meriç, “Kültür dünyevidir; bu dünyadaki bilgileri, nesneleri ve verileri kapsar. Ancak bu bilgiler son nefesimizi verdiğimiz andan itibaren bize bir fayda sağlamaz. İrfan ise doğum öncesi ve ölüm sonrası hayatla ilgili bilgileri veren, peygamberlerin ve alimlerin mirasıdır. Biz hem kültürlü olup dünyayı anlayacağız hem de irfan sahibi olup bu dünyanın ötesini, yani ebedi olanı göreceğiz. Bir malzemenin sadece üretilmesi yetmez, onun bir irfan süzgecinden geçmesi gerekir” diye konuştu.

Dijitalleşen dünyada bilgiye ulaşma yöntemlerini değerlendiren Ümit Meriç, “İnternet bir elektrik tuzağıdır ve vefasız bir sevgili olma ihtimali vardır. Elektrik kesildiği an ne Google kalır ne de sosyal medya; fakat kitap her zaman oradadır. Âşık Veysel’in ‘sadık yârim kara topraktır’ demesi gibi, bizim de sadık yârimiz kara kaplı kitaptır. Bilgiye internetten ulaşmak dinamik bir imkândır ancak bu durum, bizi kütüphanelerden, kitaptan ve kalemden koparmamalıdır” dedi.

Babası Cemil Meriç’in eserlerini okuma usulüne ilişkin tavsiyelerde bulunan Meriç, “Cemil Meriç’i okumak isteyenlerin önce onu bir insan olarak sevmesi gerekir. O bir roman yazarı değil, bir alimdir ve eserleri demir leblebi gibi zordur. Onun ‘Bu Ülke’ kitabı aslında bir milletin kendini bulma çığlığıdır. Onu okurken mutlaka bir lügat ve bir defterle çalışılmalıdır. Kütüphaneleri sadece sınav hazırlık laboratuvarı olarak değil, bizi gerçek bilgiye ulaştıran birer hürriyet kapısı olarak görmeliyiz” şeklinde konuştu.

İrfan sahibi bir nesil için büyüklerin örnek olması gerektiğini belirten Meriç, “Geçenlerde çalınan paramı, alanı tanımadan helal ettim. Bu duruş gençlere en büyük irfan dersidir. Gerçek mutluluk sosyal medyadaki içeriklerde değil, mahlûkata gösterilen şefkattedir. Hayat maddede başlar ama manada devam eder. Şükretmek ve dua etmek huzurun anahtarıdır. Türkiye’nin geleceğini hem kültür hem de irfan sahibi olan donanımlı gençlerimiz inşa edecektir” dedi.

{ "vars": { "account": "UA-158639220-1" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }