MHP Sakarya Milletvekili Muhammed Levent Bülbül'ün katıldığı bir programda, "Bir tane CHPli babayiğit var mı 'Ekrem İmamoğlu yolsuzluk yapmamıştır' diyebilecek?" şeklindeki sözleri Sakarya'da ve siyasi kulislerde geniş yankı uyandırdı. Bülbül'ün açıklamalarının ardından şehirde "babayiğit" tartışması başladı.
Bülbül'ün açıklamalarıyla başlayan siyasi polemik büyürken, bir açıklama da Milliyetçi Hareket Partisi Adapazarı İlçe Başkanı Recep Usta'dan geldi. Usta, "CHP içinde gerçekten de bir babayiğit yokmuş!" dedi.
Usta, yaptığı yazılı açıklamada şunları kaydetti:
"Öyle ya her fırsatta cumhuriyeti kuran parti olduklarıyla kasım kasım kasılarak heykel(!) imalatı yapanlar,
- Eline verilen her mikrofona bölücülük üfleyip Kürdistan diye böğüren sözde sanatçının hem de iki büklüm eğilerek elini öpen bir genel başkana dur ! diyemiyorlar...
- Güya Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün partisinin genel başkanları olarak sınırdan ayağını bir karış dışarı atar atmaz İngiliz'inden Alman'ına kendi ülkesini şikayet edenlere yeter! diyemiyorlar...
- Asrın yolsuzluk dosyasının baş zanlısını cumhurbaşkanı adayı gösterecek kadar acziyet içinde yaşamayı kabul etmiyorum, hayır! diyemiyorlar...
- Gözlerine far tutulmuş tavşan gibi yakalanan baklava kutularındaki dövizlerin hesabını verin! diyemiyorlar...
- Millet aç, aç... diye süslü laflar edenlerin olimpiyat bahanesiyle Paris'te haftalık ücreti 249bin euro olan keyif odalarını kapatın! diyemiyorlar...
- Sülün Osman'ın ruhuna rahmet okutan rüşvet, dolandırıcılık, iltimas, şantaj ve kara para aklamanın tam ortasında yer alan Ekosistem'e biat etmiyorum! diyemiyorlar...
- Dillerine doladıkları 128 milyar doların en az beş misli büyüklükteki rüşvet çarkını yönetenlerin kadim partilerini ele geçirmelerine dur ! diyemiyorlar...
- İstanbul; nimet, nimet parolasıyla aldıkları yetkiyi bölücülerle seçim pazarlıklarına meze edenlere hadi ordan! diyemiyorlar...
- Mustafa Kemal'in askerleri it sürüleridir diyen gafillerle kol kola seçim çalışması yapan midesizlere dur ! diyemiyorlar...
- Koskoca partiyi mahkeme koridorlarında süründürenleri para ağları sebebiyle aklamak zorunda kalanlara hayır! diyemiyorlar...
- Nerde hukuk dışı, kanun dışı, gayri milli bir oluşum varsa sponsor olanlara ve belediye binasına LGBT paçavrası asanlara yeter! diyemiyorlar...
- Daha geçen hafta CHP'nin düzenlediği " Toplumsal Barış ve Demokrasi Konferansı'na " yapay zeka senaryosuyla bağladıkları Ekosistem'in dilinden, ana dilde eğitim - eşit vatandaşlık- Kürt meselesi - özerklik - öz yönetim gibi tam bölücü ağızların çiğnediği zehirli sakızı yutmuyorum! diyemiyorlar...
- Her evden HDP'ye bir oy deyip her seçim öncesi en kirli ittifakların tam ortasında duran ve her türlü gizli, sinsi ve hatta aleni pazarlıklara oturanlara hayır ! diyemiyorlar...
- Dünün hocaefendisi ajanın gazeteleri ve tvleri kapatılmasın diye binaları önünde nöbet tutanları kovduk! diyemiyorlar...
- Okyanus ötesinden kumandalı genel başkan seçip, aynı başkanla hak - hukuk- adalet diye diye yol yürüyüp şimdi de aynı genel başkanı hain ilan edenlere dur! diyemiyorlar...
- Perde arkasında; okyanus ötesi ve onların içimizdeki maşalarıyla mahkeme salonlarında boy boy resim çektirenlerin olduğu tescillenen sipariş bir cinayeti, oya dönüştürme gayretlerine hayır! diyemiyorlar...
- Ömrünü partiye adamış gerçek partili emekçi kişileri mevcut parti yetkililerinin kirli ilişkileri sebebiyle bir kalemde silenlere hak ettikleri şekilde dur! diyemiyorlar...
Fareli köyün kavalcılarıyla giriştikleri arka kapı siyasetinde kendilerine uzatılan peynirle avunanlar; yavuz hırsız ev sahibi bastırır kabilinden saçmalama ve sataşma yoluyla zeytinyağı olarak varlıklarını sürdürmek zorunda kalıyorlar. Ya da varlıklarını sürdürmek için üç maymun şuursuzluğuyla iki kapaklı aynalara bakarak rahatlıyorlar.
Paçalarından yolsuzluk akanların "yolsuzluk" kavramını uluorta kullanmaları da kızarmayan yüzlerin işi olsa gerektir.
Saygıdeğer Sakarya milletvekilimiz Sayın Muhammed Levent Bülbül Bey'in veciz ifadesi genelde Sakarya'da özelde de Adapazarı'nda akis bulmuş, en baştan en alta kadar CHP'de gerçekten bir babayiğidin kalmadığını ifşa etmiştir. Bu gerçekle yüzleşenlerin sayın milletvekilimizi hedef alan sözleri de yel kayadan ne götürür mesabesindedir.
Bu meyanda Sayın Anıl ve Anıl Bey gibi düşünenlere acizane tavsiyemiz önce aynada kendi yüzlerine bakmalarıdır..."