Bir kavramı değiştirmek istiyorsanız önce anlamını değiştirirsiniz.
Bugün tam da bunu yaşıyoruz.
Modernlik denilerek yıllardır bizi ayakta tutan birçok değerin içi yavaş yavaş boşaltılıyor. Öyle ki sadakat, eski kafalılık; fedakârlık, zayıflık; emek vermek ise gereksiz bir yük gibi gösteriliyor.
Artık her şeyin bir kılıfı var.
Verilen sözün arkasında durmamak özgürlük, sorumluluk almamak bireysellik, vazgeçebilmek ise kendini seçmek diye pazarlanıyor.
Oysa modern olmak değerlerinden vazgeçmek değildir.
Teknolojiyle gelişebiliriz, şehirler büyüyebilir, iletişim hızlanabilir ama karakter aynı hızla küçülüyorsa buna ilerleme diyebilir miyiz?
Bugün insanlar, en küçük anlaşmazlıkta ilişkiyi bitirmeyi olgunluk sanıyor.
Tahammülsüzlük öz saygı, bencillik kendini sevmek, duygusal emek vermemek ise sınır koymak olarak alkışlanıyor.
Kelimeler değiştikçe vicdan da şekil değiştiriyor.
Elbette kimse baskıyı, şiddeti ya da sevgiyi kontrol aracına dönüştüren anlayışı savunamaz. Fakat her bağlılığı bağımlılık, her hassasiyeti toksiklik ilan etmek de doğru bir tutum değildir.
İnsan, en çok kelimelerle yönlendirilir. Bugün bize satılan şey belki de bir yaşam biçiminden çok bir algıdır.
Çünkü modernlik; sorumluluktan kaçmak değil, sorumluluğu bilinçle taşıyabilmektir. Özgürlük; canının istediğini yapmak değil, yaptığının sonucunu da üstlenebilmektir.
Toplumları ayakta tutan teknoloji değil; güven, vefa ve sözüne sadık insanlardır.
Belki de asıl ihtiyacımız olan şey modern görünmek değil; değerlerini çağın hızına kurban etmeyen insanlar yetiştirmektir.
Adına ilerleme denilen her değişim, gerçekten gelişim anlamına gelmez. Asıl sorgulamamız gereken de tam olarak budur.
Bize gerçekten modernlik mi satılıyor, yoksa değerlerinden vazgeçen insanın daha kolay yönetileceği bir düzen mi?
Sevgilerimle…
gamze88karadag@gmail.com