Ön Yargı

Abone Ol

Hayatı bir pencereden izlediğimizi düşünelim. Çoğumuz o pencerenin camının tertemiz olduğunu sanırız; dünyayı olduğu gibi, insanları tam da göründükleri haliyle değerlendirdiğimize inanırız. Oysa gerçek pek öyle değil. Her birimizin penceresinde geçmişten gelen tozlar, ailemizden miras kalan lekeler ve toplumun fırça darbeleriyle oluşmuş "ön yargı" katmanları var.
Ön yargı, aslında beynimizin bir hayatta kalma mekanizması olarak doğdu. Zihnimiz, karmaşık dünyayı anlamlandırmak için her şeyi kutulara yerleştirmeye, etiketlemeye meyillidir. Ancak bu "hızlı düşünme" hali, modern toplumda en büyük prangamız haline dönüştü. Bir insanı sadece dış görünüşüyle, kökeniyle, inancıyla ya da aksanıyla bir kutuya hapsettiğimizde, aslında onun dünyasına giden kapıyı kendi elimizle kilitliyoruz.
Tanımadığımızın Düşmanıyız
Birine karşı beslediğimiz ön yargı, çoğu zaman o kişiye dair bir bilgiden değil, kendi içimizdeki bir bilgi eksikliğinden beslenir. Tanımadığımızdan korkarız, korktuğumuza ise mesafe koyarız. Mesafe arttıkça hikayeler uydurmaya başlarız. Oysa her insanın içinde koca bir evren, verilmiş mücadeleler ve anlatılmamış hikayeler gizlidir.
Einstein’ın o meşhur sözünü hatırlayalım: "Ön yargıları parçalamak, atomu parçalamaktan daha zordur." Çünkü atom dışarıdadır, ön yargı ise tam içimizde; kimliğimizin bir parçası sandığımız o karanlık köşededir.

Ön yargıdan tamamen arınmak belki imkansızdır ama onları fark etmek mümkündür. Birine karşı olumsuz bir duygu beslediğimizde kendimize şu soruyu sormalıyız: "Bu düşüncem somut bir gerçeğe mi dayanıyor, Kendimizi karşıdakinin yerine koymak değil, onun ayakkabılarıyla o yolu yürümeye çalışmak.Sadece bizim gibi düşünen, bizim gibi yaşayan insanlarla çevrili bir hayat, ön yargıların en sevdiği besindir. Farklı seslere kulak vermek zihni özgürleştirir.Birinden çekinmek yerine, onu tanımayı merak etmek köprüler kurar.
Sonuç olarak; toplum, birbirine benzeyen tuğlalardan değil, farklı renk ve dokudaki taşlardan oluşan bir mozaiktir. Ön yargı ise bu mozaiğin güzelliğini görmemizi engelleyen bir sistir. Camımızdaki o lekeleri silmeye başladığımızda, dünyanın sandığımızdan çok daha renkli ve insanların sandığımızdan çok daha "insan" olduğunu göreceğiz.
Gelin, bugün birine "etiketiyle" değil, sadece kendisi olduğu için bir şans verelim. Belki de o çok korktuğumuz "öteki", aslında en iyi dostumuz olmaya adaydır.

Esen Kalın,

{ "vars": { "account": "UA-158639220-1" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }