Sakarya Basınının Siyasetle İmtihanı: Kim Haklı, Kim Etik?

Abone Ol

Sakarya’da son aylarda öyle baş döndürücü bir şehir gündemi var ki; biz gazeteciler ne haber yapmaya ne de olup biteni köşemize taşımaya yetişebiliyoruz. Ancak son günlerde yaşananlar, mesleğimizin sadece zorluğunu değil, aynı zamanda bazı siyasetçilerin "eleştiri kabullenmemesini "de bir kez daha ortaya koydu.

Koludra’nın "Baskı" İddiası ve Talihsiz "Para" Yakıştırması

CHP Meclis Üyesi Şaban Koludra, geçtiğimiz günlerde Büyükşehir Meclisi’nde çok tartışılacak bir iddiayı gündeme taşıdı. Koludra, meclis gündemine getirdiği çeşitli konuların ardından, Büyükşehir Belediye Başkanı Yusuf Alemdar’ın basın yoluyla kendi üzerinde bir baskı mekanizması kurdurduğunu öne sürdü. Yani Sayın Koludra’nın iddiasına göre; biz gazeteciler hür irademizle değil, birilerinin yönlendirmesiyle hareket ediyorduk.

Başkan Alemdar’ın bu iddiaya karşılık, “Hangi basın mensubu baskılanmayı kabul eder?” sorusu aslında mesleki onurumuzu savunan yerinde bir soruydu. Ancak Sayın Koludra, bu noktada geri adım atmak yerine tüm basın camiasını zan altında bırakan o talihsiz sözleri sarf etti: “Ver parayı, her şeyi yaptırsınlar!”

Sayın Koludra; meclis üyesi olarak eleştiri getirmek hakkınızdır. Ancak bu eleştirilere verilen cevapları "sipariş" veya "baskı" olarak nitelendirmek, somut bir kanıt sunmadan koca bir meslek grubunu töhmet altında bırakmaktır. Eğer ortada bir "parayla haber yaptırma" durumu varsa, bunun belgeleriyle ortaya konması gerekir. Aksi halde bu beyanlar, mesleğini dürüstçe yapan gazetecilere yönelik haksız bir itham olarak kalacaktır. Meclis çatısı altında bu duruma şahsen tepki verdim, "Ayıp" dedim. Şehrin basın derneklerinin özür çağrısı ise hala karşılık bulmuş değil.

CHP'de "Kurumsal Basın" Mesafesi

Benzer bir yaklaşımı geçtiğimiz aylarda CHP Adapazarı İlçe Başkanı Sabri Anıl Özkan’da da gözlemlemiştik. Şehirde yıllarını bu mesleğe vermiş gazeteciler olarak bizler Sakarya’nın sesini duyurmaya çalışırken; bu iki ismin kurumsal medya kuruluşlarıyla sağlıklı bir diyalog kurmak yerine, sosyal medya mecralarını tercih etmesi ve basın kuruluşlarını hedef alan söylemleri düşündürücüdür.

Doğru bilginin kaynağı olan basın kuruluşlarını hedef almak yerine, partinin ve toplumun çıkarlarını önceleyen bir iletişim dili kurmak, şüphesiz partilerine daha çok yarar sağlar. Bu süreçte CHP’nin tecrübeli isimlerinin ve il başkanlığı sessiz kalarak basına yönelik bu sözlü saldırıları izlemesi, kurumsal kimliğe zarar vermektedir.

Yunus Tever ve Siyasette "Etik" Vizyonu

Gelelim iktidar kanadına; AK Parti İl Başkanı Yunus Tever’in Ferizli SOMİ’deki yatırım girişimiyle ilgili gelişmelere. Bu konu gündeme geldiğinde odak noktası hukuki bir engel değil, siyasetin o hassas "etik" dengeleriydi. Konu SATSO Meclisi’nde de hararetli şekilde tartışıldı ve kurumların siyasi polemiklerin içine çekilmesine yönelik tepkiler yükseldi.

Sayın Tever’e bu noktada yapıcı bir pencereden bakmak gerekirse: Kendisi şehre hizmet gayretinde olan bir isimdir. Ancak iktidar partisinin il başkanlığı koltuğu, her adımıyla toplumun merceği altında olan bir makamdır. Sayın Cumhurbaşkanı’nın, "Siyasetçinin ticaret gömleğini çıkarması" yönündeki genel telkinleri, siyasetçiyi bu tür tartışmalardan korumak adına önemli bir rehberdir.

Sayın Tever daha sonra yatırımdan ‘ekonomik sebepler’ gerekçesiyle vazgeçti. Bu süreçte basını bir "hasım" olarak görmek yerine, şeffaf bir diyalog zemini kurmak şehre daha çok yakışırdı. Gazeteci kamu adına sorar, siyasetçi ise sağduyuyla yanıt verir. Meseleyi adliyeye taşımadan önce kurulacak bir ortak diyalog, hem siyasi vizyona değer katar hem de şehrin huzuruna hizmet eder.

Gazeteci Susturulamaz

İster iktidar olun ister muhalefet; gazeteciyi baskılamak veya kısıtlayıcı bir dil kullanmak kimseye yarar sağlamaz. Gazeteci duyduğunu, belgesini bulduğunu yazar. Muhatabı siyasi figürler olduğunda eleştirilmek işin doğasında vardır. Adliye koridorlarına gitmeden önce bir araya gelip, herkesin kendi penceresinden durumu anlattığı bir "ortak nokta" bulmak bu şehir için en büyük kazançtır. Çünkü basının özgür olmadığı bir yerde, toplumun haber alma hakkı da kısıtlanmış demektir.

{ "vars": { "account": "UA-158639220-1" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }