Mevzu şu, Resmi Gazete'de 15 Mart 2025 tarihli yayınlanan 9591 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararıyla Karasu Sahil şeridindeki bazı alanlar riskli alan ilan edildi. Nasıl, güzel karar dimi! Bu kararın yürürlüğe girmesiyle birlikte Karasu Belediyesi ‘Sezon bitsin, binalar yıkılacak’ dedi. Nasıl güzel karar dimi! Sezon bitti, Şubat ayı geldi. Karasu Belediyesi 27’si ruhsatlı yaklaşık 100’e yakın binanın yıkımı için 12 Şubat 2026’da kepçeleriyle sahile girdi. Nasıl, güzel iş dimi! Belediye yıkım ekipleri riskli alandaki ruhsatlı-ruhsatsız binaları ve beachleri yıktı. Nasıl iyi dimi! Bence bunların hepsi iyi ve güzel…
*
Şimdi iyi olmayan kısımlara gelelim. Karasu Belediyesi kaçak veya ruhsatlı Cumhurbaşkanlığı kararıyla Karasu Sahili’ndeki riskli alanlardaki binaları yıktı. Ama aynı Karasu Belediyesi sahilde 6 adet halkın kullanması için beach yani halk plajı yapmaya başladı. Aslında bu kısım da güzel ama sorun belediyenin beachleri yapması değil. Halk için yaptığı beachler için yaptığı beton tesislerde başlıyor. Evet, Karasu Belediyesi sahildeki beton binalar ve beachleri yıktı ama yerine kendi eliyle yine beton tesisler yapmaya başladı…
*
Şunu peşin peşin yazayım. Devlette çifte standart olmaz. Dolayısıyla sahildeki kaçak veya ruhsatsız binaları yıkıp yerine devlet eliyle beton bina yaparsan tepki alırsın. Zaten Karasu Belediye Başkanı İshak Sarı çok büyük tepki aldı. Tepkilerin boyutu “Kumsaldaki kaçak veya ruhsatlı beton binalar ve beachleri yıktın ama yerine kendin beton binalar yapıyorsun” ile sınırlı kalmadı. Gazetecilikte şöyle bir kural var. Bir yere yoğunlaşırsanız orayla ilgili bir çok belge ve bilgi size gelir. Öyle de oldu. Gazeteci Hakan Turhan’a belge ve bilgi geldi. Nedir bu bilgi ve belge! Anlatalım, hatta tarihleriyle anlatalım…
*
Resmi Gazete'de 15 Mart 2025 tarihli yayınlanan 9591 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararıyla Karasu Sahil şeridindeki bazı alanların riskli alan ilan edilmesiyle birlikte Karasu Belediyesi, bölgede dönüşüm sürecini yürütebilmek için bakanlıktan yetki talep etti. Bu talep üzerine 14 Mayıs 2025 tarihinde Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı belediyeye geçici yetkiler verildi. Bu yetkiler kapsamında belediye çalışmalarına başladı. Karasu Belediyesi sahilde taşınmazların tespiti ve değerlemesi, tahliye ve yıkım işlemleri, planlama, projelendirme gibi geniş kapsamlı yetki sahibi oldu…
*
Ancak Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na bağlı Kentsel Dönüşüm Başkanlığı sahilinde bulunan binalarla ilgili olarak önce “uzlaşma” yoluna gidilmesi istedi. Bu nedenle başkanlık, 10 Aralık 2025 tarihli yazıyla yıkım ve tahliyelerin durdurulması, süreç tamamlandıktan sonra devam edilmesi gerektiği belediyeye iletildi. Karasu Belediyesi’ne 10 Aralık 2025’te başkanlık tarafından gönderilen ‘Durun’ yazısına rağmen belediye 12 Şubat 2026 tarihinde yıkımlara başladı…
*
Yetkinin iptal edilmesine rağmen yıkımlara devam eden Karasu Belediyesi hakkında bir vatandaş mahkemeye gitti. 19 Şubat'ta sonuçlanan mahkeme dosyasına giren belgeler, yıkımların belediyenin yetkisinin bulunmadığı bir dönemde ve uzlaşma süreci tamamlanmadan yapıldığını ortaya koydu. Bütün bunlar Karasu’da yaşandı. Oysa Karasu Belediyesi önce kendisine yetki veren bakanlığa, sonrasında “Uzlaşma yapılana kadar yıkım yapmayın. Geçici yetkinizi alıyoruz” yazısına kanunen uyması gerekiyordu…
*
Bir başka olay ve beraberinde büyük tepki ise sahilde betonlaşmaya oldu. Karasu Sahili yıllardır beton yığını ve buna herkes tepki gösteriyordu. Gün geldi devlet bu işe el attı. Karasu Belediyesi bakanlığın ‘Durun, önce uzlaşı bitsin’ demesini dinlemeden sahildeki bina ve beachleri yıktı. Sonra ne yaptı! Devlet eliyle sahile beton tesisler yapmaya başladı. Oysa beton betondur. Bunu ha vatandaş yapmış, ha devlet yapmış. Ne fark eder ki! Ayrıca elbette halka halk plajı, beach, sosyal tesis yap. Ama bunları ahşaptan yap, farklı malzemelerden yap. Neden betondan yapıyorsun!
*
Ege ve Akdeniz’de bir çok tesis böyle yapılıyor. Karasu halkı “Ne olursa olsun. Beton betondur. Bunun sahibinin farklı olması neyi değiştirir. Önemli olan sahilimiz beton yığını olmasın” diyor. Unutmadan yazalım. Bir de Karasu Belediye Başkanı İshak Sarı’nın Sakarya Büyükşehir Belediyesi 2025 Aralık ayı Meclisi’nde konuşması var. Başkan İshak Sarı, “Artık sahilde çivi bile çakamazlar” dedi. Maşallah başkanım siz çiviyi geç, sahile beton direk çaktınız. Çivi sizin için ne ki!
*
Şimdi buraya kadar durumu anlattım. Konu Karasu Sahili’nde devlet eliyle betonlaşma yapılması, konu Karasu Belediyesi kanun tanımadan binaları yıkması, konu avukat olan bir belediye başkanının hukuk tanımamasıdır. Ama burada bir başka konu daha var. Karasu Belediye Başkan Yardımcısı Hüseyin Çakır’ın tavrı, söylemleri ve ‘Ben AK Parti bürokratıyım’ edasıyla gazetecilere ağzına geleni söylemesidir. Bu yazdığım konuları Medyabar ve TV 264’de gazeteci Zafer Tokuş da yazınca elbette Karasu Belediyesi’nin bir cevap hakkı doğdu. Ben buna sonuna kadar saygılıyım…
*
Bu cevap hakkını da Karasu Belediyesi kurumsal bir dille yapabilir. Zaten Başkan İshak Sarı avukat ve bu işleri iyi bilen bir başkandır. Dolayısıyla kurumsal bir dille herkese ama herkese cevap verebilirler, cevap hakkını kullanabilirler. Ancak Karasu Belediye Başkan Yardımcısı Hüseyin Çakır, geçen 19 Mart’ta bir paylaşım yaptı. Çakır, “Aşağıdaki açıklamalar şahsımı bağlar. Kimseyle ilişkilendirilemez” başlığıyla yaptığı açıklamaya geleceğim. Ama dakika bir gol bir, ne demek aşağıdaki açıklamalar şahsımı bağlar. Kimseyle ilişkilendirilemez!
*
Karasu Belediyesi babanın çiftliği mi! Sen Karasu Belediyesi Başkan Yardımcısı değil misin! Orada yaptıkların belediyeyi bağlamıyor mu! Ayrıca sen bürokratlıktan gelmedin mi! Sen bürokrat değil misin! Yoksa sen ‘Ben AK Parti’nin bürokratıyım. Ben kimseyi iplemem mi” diyorsun! Senin ne deyip ne demediğine bakacağız Çakır! Sen her halde kendini Kurtlar Vadisi’ndeki Süleyman Çakır zannediyorsun!
*
Devam edecek…