Tuğba Boz yazdı

Yarın ülkemizde deprem tatbikatı yapılacak. Daha önce bu kadar geniş çaplı bir tatbikata katılmadığım için nasıl olacak bilmiyorum. Faydası olacak mı?

Bize, özellikle de 99 depremini yaşamış olanlara ne hissettirecek onu da bilmiyorum. Yorumlar yarından sonra yapılacak ve muhtemelen hepimizi birkaç hafta oyalayacak.

140 yıldır görülmeyen kayıp kuş yeniden keşfedildi 140 yıldır görülmeyen kayıp kuş yeniden keşfedildi

Haber çıktığından beri yaşadıklarımız da tatbik edilse ne olurdu diye düşünüyorum. Üzerine öykü yazmak gelmedi içimden. Her evin çatısı altında hüzünlü bir öyküsü var zaten. Benim değinmek istediğim konu ise depremin başka bir acı tarafı.

“Kurt dumanlı havayı sever” sözünü gerçek manası ile yaşadık depremden sonra. Ancak her birimiz o kadar kendi derdimize düştük ki farkına bile varmadık. Can pazarı nedir diye gördüğümüz o günlerde; kalacak yer bulup, yeme içme barınma gibi temel ihtiyaçlar peşine düştüğümüz zaman anladık ki hayat devam ediyordu. Acıdan kalbimiz göğsümüzde tepinse de acıkmaya susamaya başlamış; uyumak için konfor alanı arar olmuştuk.

İşte dumanlı günün kurtları tam da o zaman ortaya çıktılar.

Rahmetli babam akşam sohbetlerinde ne konuşursak konuşalım geceyi tek bir sözle kapatırdı “haram yemeyin”. Özellikle de bize en çok tembih ettiği şey “devletin kuruşluk malını dahi zayi etmeyin ve ihtiyacınız yoksa almayın” dı. İşte o zor günlerde bizim evimizin yıkılmamış olması şükrü içindeydik. Kendi ihtiyaçlarımızı karşılayabiliyorduk. Ancak devletten ve halktan gelen yardımların kurtların elinde nasıl ziyan olduğunu da görüyorduk.

Mesela başka bir ilden, bizleri hiç tanımayan koca yürekli insanların bir araya gelerek Sakarya’ya gönderdikleri temel ihtiyaç maddelerini; ihtiyaç sahibi gibi alıp sonra marketine koyup para ile satmaya çalışan amcayla tatbikat yapılsaydı nasıl olurdu? Yıllar sonra ne hissederdi? Tatbikata katılanların bakışları vicdanında bir perde aralar mıydı?

Ya da devletin mahalle mahalle gezip dağıttığı suları, evi yıkılmamışken ve su alacak parası varken alıp içenler ile tatbikat yapılsaydı ne olurdu? Ellerini uzatabilirler miydi?

Veya  evi yıkılmış, üzerindekinden başka kıyafeti kalmamışlarla; evi sapasağlam olmasına rağmen yardımla dağıtılan giyecekleri hiç yüzü kızarmadan alıp giyenler katılsa tatbikata nasıl bir karşılaşma olurdu?

Önce tepemize sonra yüreklerimize koca bir yumruk gibi çöken apartmanları yaparken hile hurdaya karışanları ise konuşmak bile faydasız.

Depremden tatbikat yaparak korunma fikri güzel. Depremi yaşayan biri olarak her türlü tedbirin alınması taraftarıyım. Ancak her felakette olduğu gibi depremin de kurtları ve kuzuları var. Tatbikata kurtların davet edilmesi ve göz göre göre harama nasıl el uzattıklarının tatbik ettirilmesi de güzel olmaz mıydı?

Ütopik olduğunu kabul etmekle birlikte yaşanılanlara tatbikat yapılmasının arzusu içindeyim.

Gerçek şu ki; deprem tatbikatı yarına, duyguların ve ruhların tatbikatı da mahşere kaldı dostlar.