Vali Rahmi Doğan'ın nedir bu müftü aşkı!

Hüseyin Cumalı yazdı...

Abone Ol

24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı geçti. Ancak sağ olsunlar Sakarya Valiliği, Sakarya Büyükşehir Belediyesi ve SATSO meslektaşlarımızı unutmadı ve basın ile kahvaltılı bir programda bir araya geldi. Ev sahibi olan Vali Rahmi Doğan, Başkan Yusuf Alemdar, Başkan Akgün Altuğ, Başkan Erdem Ercan’a teşekkür ederim. Basınla yapılan buluşmanın detaylarını medyada okursunuz. Biz, bu toplantıda basını davet eden makam sahiplerinin kürsüde davet ettikleri basınla ilgili sitemlerine bakalım. Her zaman yazarım, canlı yayınlarda konuşurum, verdiğim röportajlarda anlatırım, köşe yazılarımda mutlaka yer veririm. Eleştiriye en açık olması gereken biz gazeteciler olmalıyız. Bizi bırakın eleştiriyi “bizi sert eleştirin” derim, yine diyorum.
*
Şimdi gelelim mevzuya. Basın bayramında kürsüye çıkan Sakarya Valisi Rahmi Doğan basına mesafeli olmadıklarını, bazı gelişme ve olaylarda soruşturma süreci olduğunu, bazı olayların gizlilikle yapılması gerektiğini dile getirdi. Peki Vali bey haklı mı! Evet, sonuna kadar hakkı. Mesele canlı bomba olayı ise, mesele bir terör olayı ise, mesele çok yüklü bir uyuşturucu işi ise, mesele bir kurumda rüşvet çarkı ise, mesele bir kamu kuruluşunda çok hassas bir olay ise kesinlikle gizlilik gerektirir. Olay netleşinceye kadar, Cumhuriyet Savcısı soruşturmasını tamamlayıncaya kadar basına bilgi verilmez…
*
1984 yılından bu yana gazetecilik yapan bir basın mensubu olarak, Sakarya’da bir çok medyanın başında yöneticilik yapan bir gazeteci olarak, özellikle yıllarca aralıksız polis muhabirliği yapan bir basın mensubu olarak, 1980’li yıllardan günümüze bir çok ulusal televizyon ve yazılı basının Sakarya Muhabirliğini yapan bir gazeteci olarak, halen Sabah Gazetesi’nin muhabirliğini yapan bir basın mensubu olarak, Adapazarı Akşam Haberleri Gazetesi’nin Genel Yayın Yönetmeni olarak, TV 264 ekranlarında yayınlanan “Gazeteciler Soruyor” programında her hafta canlı yayına çıkıp gündemi değerlendiren bir konuşmacı olarak, Halk54.com’da köşe yazıları olan bir gazeteci olarak biz bunları zaten biliyoruz…
*
Biz zaten hangi haberle ilgili ne bilgi isteneceğini, hangi haberle ilgili ne yazılacağını, hangi haberle ilgili ne kadar yazılacağını iyi biliyoruz. Ayrıca diyelim ki yazarken kanunu çiğnedik. Yasalar belli ve yasayı çiğnediğimiz an Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığı devreye giriyor. Nitekim hayatımız boyunca yazdıklarımızdan rahatsız olanlar hakkımızda suç duyurusu yaptı. Cumhuriyet Savcılığı bizi çağırdı, biz de gittik ifademizi verdik. Bazen mahkemelik olduk, bazen Cumhuriyet Savcılığı ‘kovuşturmaya gerek yok’ diyerek bizi haklı buldu. Dolayısıyla Sayın Vali Rahmi Doğan’ın kürsüden söylediklerini en iyi bilenlerden biriyim…
*
Ancak Sayın Vali Doğan dün kürsüde yaptığı konuşmasında, “Geçen hafta bizde konuşulan sahte imam oldu. Manşetten, Hüseyin (O Hüseyin benim) burada mı bilmiyorum! Yani şimdi sahte imam işte müftünün resmini koyuyorsun falan. Şimdi bu olacak iş değil arkadaşlar. Müftü bey din adamıdır” dedi. Şimdi burada bir duralım. Bilmeyenler için anımsatalım. Akyazı’da 5 imamın diploması sahte çıktı. Bu imamlar açığa alındı. Peki biz manşetten ne dedik! Manşetten “Şehirde acaba başka sahte imam var mı” diye sorduk. Sayın valim sormayalım mı! “Başka sahte imam var mı yok mu!” diye kamuoyu adına soru sormayalım mı! Bu soruyu sormak gazetecilik değil mi!


*
Aynı manşette “Diyanet Alo Fetva” hattını aradık ve 5 imamla ilgili görüş aldık. Sayın Valim Diyanet’ten görüş almayalım mı! Ne yapalım! Bunlar açığa alındı, tamam işte, biz de susalım! Öyle mi! Bir gün sonra siz Sakarya Valiliği olarak açıklama yaptınız. Çok saygı değer müftümüzle ilgili açıklamalarda bulundunuz. İmamlarla ilgili valilik açıklamasını, “Valilik inceliyor” diye yine manşetten verdik. Ama yanında Erenler’de bir imam 14 yaşındaki bir genç kıza “İçine cin girmiş. Onu kıskandırmamız lazım” diye cinsel istismarda bulundu. O imam mahkemece tutuklandı. O haberi de verdik. Mahkeme tutuklamış, basın ahlak yasalarına göre haberi verdik. Vermeyelim mi!


*
Aynı gün, dikkat edin aynı gün Erenler Gıyasettin Benli Camii’ndeki imam emekli oldu ama lojmandan çıkmıyor. Oysa Gıyasettin Benli Camii yıkılıp yerine Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından yeni cami yapılacak. Biz de “O lojmandan çık imam efendi” dedik. Demeyelim mi! Bunlar imam olduğu için ağzımızı açmayalım mı! Din adamları yapması ve yapmaması gerekenleri bilmiyor mu! Biz mi yazalım! Emekli olan imam lojmandan çıktı da biz iftira mı attık! Bitti mi, bitmedi! Arifiye Yukarı Kirazca Camii Yaz Kur’an Kursu’nda 11 yaşındaki çocuğu iddiaya göre cami imamı darp etti. Kur'an öğrenmeye gelen çocuğun duvara fırlatıldığı iddiası var. Yazmayalım mı! Soruyorum. İl Müftüsü Mehmet Aşık üzülmesin diye bunu kaleme almayalım mı!
*
Serdivan Abdülhamit Camii müezzini namazlara gelmiyormuş ve cemaat bize şikayet etti. Ne yapalım! “Müezzinin işi vardır” mı diyelim! Ayrıca bütün bunlar ve fazlası yaşanırken, yaptığımız haberlere kimin boy fotoğrafını koyalım! Sakarya Tarım ve Orman İl Müdürü Asım Baş şehre yeni geldi. Asım Baş’ın mı fotoğrafını koyalım! 10 gün içinde arka arkaya yaşanan ve toplumda büyük tepkiye neden olan imam olaylarıyla ilgili kimin boy fotoğrafını koyalım! Elbette Sakarya İl Müftüsü Mehmet Aşık’ın fotoğrafını koyacağız. Elbette eleştireceğiz. Elbette ‘Eyy müftü sana bağlı birimlerde neler oluyor” diyeceğiz…
*
Sayın Valim, 24 Temmuz Basın Bayramı’nda kürsüden yaptığınız konuşmada gazetemizin yaptığı manşetler için, “haksızlık olur” dedikten sonrasında, “Bu olacak iş değil arkadaşlar” dediniz. Doğru diyorsunuz Sayın Valim, kesinlikle bu olacak iş değil. Bu kentte hiç ara vermeden 43 yıldır gazeteciyim. Yıllarca Sakarya İl Müftülüğü ile il müftülerini çok eleştirdim. 15 Temmuz darbe girişiminde zamanında sela vermediğini yazdığım müftü tarafından hakkımda dava da açıldı…
*
Yetimlere verilen iftarda kimsesiz ve yetim çocuklara iftar sonunda boy boy fotoğraf çektirip para veren müftüyü de ‘Hani sağ elin verdiğini sol el görmeyecekti’ diye çok eleştirdim. Tahrikat şeyhlerine ‘yağcılık’ yapan müftüleri de eleştirdim. Ama 10 gün içinde bunca olaya rağmen bu kadar savunulan bir müftü görmedim. Gerçekten de olacak iş değil. Gazetemizin müftü ile ilgili yaptığı 2 manşet sonrasında bir de baktık milletvekilleri, belediye başkanları, bürokratlar gidip müftüyü makamında ziyaret etti. Haaa şimdi sorarsanız , ‘Biz bir cami işi için gittik’ diyecekler. Kesinlikle öyledir. Bizim manşetlerimiz sonrasında müftüyü ziyaret etmeleri kesinlikle denk gelmiştir…


*
Sayın Valim sözün özü şu ki çıkıp kürsüye çok savunduğunuz Sakarya İl Müftüsü Mehmet Aşık, göreve başladığından beri protokol mensuplarıyla gezip, boy boy fotoğraf vermekten başka ne yaptı! Rutin işler dışında bana bir tane vizyon proje, çalışma gösterin. Var mı! Müftünün protokol mensuplarıyla gezip, boy boy poz vermesinden başka yaptığı bir vizyon çalışma var mı! Haaa siz müftüyü çok seviyorsunuzdur. Buna saygı duyarım ama biraz da son 10 günde yaşananlara, kamuoyuna, basının eleştirilerine bir bakın…
*
Ayrıca Sayın Valim, 24 Temmuz Basın Bayramı’nda gazetemizin manşetleri için “Haksızlık” ve “Olacak iş değil arkadaşlar” derken, müftü sevginizi lütfen bir kenara koyun…
*

{ "vars": { "account": "UA-158639220-1" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }