Sakarya Uygulamalı Bilimler Üniversitesi’nde (SUBÜ) düzenlenen SUBÜ Konuşmaları’nın 126’ncı konuşmacısı, ‘Yapay Zekânın Geleceği, Geleceğin Yapay Zekâsı’ konulu söyleşiyle SUBÜ Yapay Zekâ ve Veri Bilimi Uygulama ve Araştırma Merkezi (YAZEM) Müdürü Doç. Dr. Ali Furkan Kamanlı oldu. YouTube üzerinden canlı yayınlanan söyleşinin moderatörlüğünü Araştırma Görevlisi Nur Bağnu Polat üstlendi. Söyleşide yapay zekânın gelişimi, fiziksel yapay zekâ, AGI ve süper zekâ, yapay zekânın meslekler üzerindeki etkisi, kodlama, üniversitelerin değişen rolü ile öğrencilerin geleceğe hazırlanırken geliştirmesi gereken beceriler üzerine konuşuldu.
Yapay zekâ henüz gelişiyor
Yapay zekânın hayatın farklı alanlarına giderek daha fazla dahil olduğunu belirten Doç. Dr. Ali Furkan Kamanlı, “Yapay zekâyı konuşurken dil modellerinden bahsediyoruz ama öbür tarafta görüntü veya sinyal dediğimiz farklı sahalara aktarılan yapay zekâ modelleri de mevcut. Şu anki etki boyutuna bakarsak, aslında işlerimizi otomatize etme mantığına gelmeye başladık. ChatGPT bizim için farklı bir milat oldu. Sonraki aşamalarda bunun sahaya, akademik hayata ve öğrencilerin alışkanlıklarına yansıması dünyayı değiştirdi. Bir ödev verirken bile bunu düşünmek durumundayız. Tasarım, kod yazma ve proje geliştirme alışkanlıklarımızın tamamı dönüşüyor. Şu an henüz işin başlangıcındayız. Yapay zekâ dönüşümü bir süreçtir. Bebeklikten çocukluğa geçti, yavaş yavaş gençlik ve büyüme evrelerini de göreceğiz” dedi.
Fiziksel yapay zekâ geliyor
Fiziksel yapay zekânın günlük yaşamda daha fazla yer alacağını ifade eden Kamanlı, “Bir sonraki büyük kırılma, Physical AI dediğimiz fiziksel yapay zekânın hayatımıza entegre olması olacak. Konuştuğunuzda gidip belirtilen yeri süpüren akıllı süpürgeler, çocuklarla iletişim kurup öğrenmeyi hızlandıran oyuncaklar, çimleri analiz edip biçen robotlar veya insansız otonom sistemler hayatımızı değiştirecek. Literatürde bu sistemlerin hayatın tüm alanlarına entegre olmasının 10 ila 20 yıl süreceğinden bahsediliyor. Ancak henüz çok başındayız. Çünkü bu sistemlerin gerçek dünyayı algılaması sadece yazıyla mümkün değil. Görüntüyle, derinlikle ve hatta duygusal yapıyla anlamlandırması gerekiyor. Sanki geride kalmışız gibi bir algı oluşuyor ama aslında henüz yapılmamış o kadar çok şey var ki” diye konuştu.
Veriyi biz üretmeliyiz
AGI ve süper zekâ tartışmalarında insan kaynağı ve yerli veri ihtiyacına dikkat çeken Kamanlı, “AGI ve süper zekâ konusunda ben iki görüşün ortasında duruyorum. Dünyayı son derece kompleks kurduk. Arabanızdan evinizdeki çamaşır makinesine, eğitimden sağlığa kadar her şeye etki edecek bir sistemden bahsediyoruz. Bu devasa bir altyapı gerektirir ve hemen gerçekleşecek bir şey değildir. Türkiye'de şu an aktif yapay zekâ kullanım sayısı 85 milyonda 6-7 milyon civarında. Ancak Cumhurbaşkanlığımızın Eylem Planı ile 5 milyon vatandaşımıza eğitim verilmesi ve 10 bin nitelikli mühendis yetiştirilmesi hedefleniyor. Madem her şeyi yapay zekâ yapacak, neden bu insan kaynağına ihtiyacımız var? Çünkü önümüzde kat etmemiz gereken çok uzun bir yol var. Yapay zekânın taraflı olmaması için kendi verilerimizle çalışmak zorundayız.
Örneğin Cezeri’yi yapay zekâya biz öğretmezsek, robotiği sorduğumuzda Cezeri cevabını alamayız. O yüzden kendi dokümanlarımızı ve birikimimizi bu modellere tanıtmalı ve biz üretmeliyiz” ifadelerini kullandı.
Mesleklerin tanımı değişecek
Yapay zekânın çalışma hayatındaki etkisinin mesleklerin dönüşümü üzerinden değerlendirilmesi gerektiğini belirten Kamanlı, “Yapay zekâ işinizi elinizden almayacak, yapay zekâyı kullanan biri işinizi elinizden alacak. Yapay zekâ da yeni meslekler getirecek. Gelecekte en küçük kuru temizlemecinin, restoranın veya eğitim firmasının bile yapay zekâ entegrasyonuna ve bu alanda uzmanlaşmış insanlara ihtiyacı olacak. Araştırmalara göre önümüzdeki 15 yılda mesleklerin yüzde 60'ı kaybolacak ama bir o kadar yeni meslek türeyecek ve mevcut mesleklerin tamamı şekil değiştirecek. Siz bir inşaat mühendisi, elektrik-elektronik mühendisi veya sağlık çalışanı olabilirsiniz. Yapay zekâyı alanınızda kullandığınız an yanınıza bir sıfır eklemiş olursunuz. Yapay zekâyı bir beyin fırtınası arkadaşı veya istişare meclisi gibi kullanmalıyız. Ancak yapay zekânın sunduğu her şeyi sorgulamadan doğru kabul etmek, sert yiyecekler yemediğimizde çene kaslarımızın zayıflaması gibi insanın düşünme yetisini zayıflatabilir” dedi.
Kodlamanın temeli korunmalı
Yapay zekânın kod üretebilmesinin temel yazılım bilgisinin önemini ortadan kaldırmadığını söyleyen Kamanlı, “Günümüzde vibe coding denilen bir kavram çıktı. Siz söylüyorsunuz, yapay zekâ kodu yazıyor. Ancak sadece söyleyerek kod yazdırdığınızda arkada spagetti kod dediğimiz karmaşık ve kontrolsüz bir yapı oluşuyor. Öyle ki şu an freelance platformlarında yapay zekânın yazdığı karmaşık kodları temizleyen uzmanlar (vibe coding cleaner) saatlik 50-100 dolar ücretlerle çalışıyor. Siz sistemin algoritmasını ve mimarisini bilmezseniz, binlerce kişinin kullanacağı bir projede kontrolü kaybedersiniz. Kod yazarken noktalı virgül koymak önemsizleşmiş olabilir ama algoritmayı kurmak ve mantığı yürütmek tamamen insana aittir. Bu yüzden öğrencilerimiz kolaya kaçmadan, işin mantığını ve algoritmasını öğrenmek zorundadır” diye konuştu.
2030 becerileri öne çıkıyor
Üniversitelerin değişen rolüne ve 2030 dünyasının becerilerine değinen Kamanlı, “Üniversiteler bilgiyi sorgulayan ve yöneten kurumlar olmalıdır. 2030 dünyasına hazırlanan bir öğrencinin odaklanması gereken temel beceriler disiplinler arası iletişim, problem çözme yeteneği ve kararlılıktır. Örneğin kamyoncu babasından yola çıkarak araçların boş dönmesini engelleyen yazılımı geliştiren genç girişimci gibi sahadaki gerçek problemleri fark etmek gerekir. Yapay zekâ angarya işleri otomatize ederken insan derinliğini daha kıymetli kılacak. 2030 yılında geriye dönüp baktığımızda muhtemelen ‘Yapay zekâ her şeyi ele geçirecek’ söylemine gülüyor olacağız. Dijitalleşme arttıkça insan ilişkileri, sezgiler ve duygusal zekâ kesinlikle alternatifi olmayan değerler olarak merkezde kalmaya devam edecek” ifadelerini kullandı.
Üretici tarafta yer almak gerekiyor
Türkiye’de yapay zekâ girişim ekosisteminin hızla büyüdüğünü ve girişim haritasında 500’e yakın firma bulunduğunu belirten Kamanlı, “Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı bünyesindeki Yapay Zekâ Genel Müdürlüğü ile TÜBİTAK öncülüğünde, HAVELSAN ve ASELSAN gibi kurumlarımız çok kritik adımlar atıyor. SUBÜ de bu sürecin öncülerinden. Teknofest’te 150’ye yakın takımla yer aldık, TÜBİTAK 2209 projelerinde Türkiye’nin en ön sıralarındayız. YAZEM olarak öğrencilerimizi üreten tarafta olmaya davet ediyoruz. Dünyada artık makine öğrenmesi mühendisi ile yapay zekâ mühendisi ayrıldı. Yeni modeller geliştiren veya sistemleri entegre eden tarafta yer almak isteyen tüm öğrencilerimize kapımız açık” diye konuştu.