Bilen bilir, bilmeyenlere kısaca anlatayım. Türk sinemasında yıllarca karakter oyunculuğu yapan isimler var. Mesela tecavüz işinde ‘Tecavüzcü Coşkun’, köyden gelen genç kızı kandırıp gazozuna ilaç atıp ırzına geçme işinde ‘Nuri Alço’, kötü adam işinde Erol Taş, iyi baba tiplemesinde Hulusi Kentmen gibi bir çok karakter oyuncusu vardı…
*
Bunların içinde en iyi tanınan tiplemelerden birisi kötü adam rolündeki Erol Taş idi. Köyde leğen başında çamaşır yıkarken ıslanan eteği bacağına sarılan genç kızı gözüne kestiren ağa, tarlada güneşin altında çalışan kadının vücut hatlarına iç geçiren bey, arazi için pusu kurup milleti kurşuna dizen gözü dönmüş kansız tiplemeleriyle tanınan Erol Taş, Türkiye’nin en kötü adamlarından birisiydi…
*
Rahmetli Erol Taş rolünü o kadar iyi oynuyordu ki o kadar güzel kötü adam oluyordu ki normal yaşantısında bile sürekli tepki alıyordu. İstanbul Beyoğlu’nda yürürken “Sen niye o bacıyı düzdün” diye rahmetliyi dövmeye kalkanlar bile vardı. Allah rahmet eylesin. İşte ben de aynı Erol Taş gibiyim. Bu kentin en kötü adamı benim…
*
Kitabın ortasından yazınca alayı bana takılıyor. Herkes istiyor ki onun gibi düşüneyim. İyi ama ben senin gibi düşünürsem veya herkes senin gibi düşünürse nasıl olacak! Biz koyun muyuz! Farklı fikirler olacak, konuşulacak, tartışılacak ve en iyisi bulunmaya çalışılacak. Bunları yaparken de kimseyi ötelemeyeceğiz. Hangi partiden olursa olsun. Vatan, millet, ezan, bayrak, Allah diyen herkesin fikrine de saygı duyacağız…
*
Dedik ya Erol Taş gibiyiz, bu kentin kötü adamıyız. Bu sıralar yine bana takılan takılana, yine bana sallayan sallayana, yine bana ‘Şucu Bucu’ diyen diyene, liste uzayıp gidiyor. Hep yazar ve söylerim. Tek ricam küfür etmeyin. İsterseniz bana TIR ile girin. TIR’ı park edip lütfen anahtarını da alıp gidin. Sizin anlayacağınız herkesin beni eleştirmeye, sert eleştirmeye hakkı var. Ama angajman kuralları gereği misliyle karşılığını alır. Buraya kadar bir sorun var mı! Bence yok. Şimdi gelelim mevzuya, hatta mevzulara…
*
Siyasete elbette gireceğiz ama önce Sakaryaspor’dan başlayalım. Sakaryaspor, kent, şehir, hepimiz bu yıl bütün yıllardan daha çok inandı ama olmadı. Yine finalde elendik. Peki Başkan Cevat Ekşi gitsin mi! İki kere yaşanan final acısından sonra elbette gitsin. Bunda sıkıntı yok. Zaten Başkan Cevat Ekşi de dahil ‘kalayım veya gitmesin’ diye kimsenin derdi de yok…
*
Taraftar Başkan Ekşi’yi eleştiriyor. Tabi ki eleştirecek. Futbol başarıya endeksli bir oyundur. Bu sene başarı geldi mi! Gelmedi. O zaman Başkan Cevat Ekşi eleştirilecek ve de gidecek…
Başkan Ekşi’yi eleştiren taraftara lafım yok, olamazda. Başkan Ekşi’yi eleştiren muhaliflere de lafım yok. Başkan Ekşi’yi eleştiren basın mensuplarına da lafım yok. Ama bir 4 basın mensubuna lafım var. Neden mi! Anlatalım. Önce kim bu uzman gazeteciler!
*
Erdem Yıldırım, Utku Kaynar, Şenol Çivicik ve Ömer Gümüşel. Bu genç kalemler öyle zannediyorlar ki bir araya gelip oluşturdukları güçle herkese diz çöktürürüz, Sizin anlayacağız çizgi filimdeki Voltran hesabı... Bu gençler internet sitelerinde bile birbirine tam destek oluyor ki daha da güçlü olalım şekli. Peki ben niye bunlara karşıyım, ne yapıyor bu gençler!
*
Az önce yazdık. Başkan Cevat Ekşi'yi sonuna kadar eleştirebilirsiniz. Sıkıntı yok. Ama sezon başından itibaren Başkan Ekşi’ye kafayı takıp, olayı kişisel hale getirirseniz, bütün yıl yat-kalk başkan ‘Cevat Ekşi’ derseniz, beyin fırtınasını Sakaryaspor için değil de Cevat Ekşi’ye nereden vururuz diye yaparsanız. Bu olmaz. Bu meslek etiği de dahil hiçbir etik anlayışına sığmaz…
*
Sezonun başından beri Cevat Ekşi kötü, hep kötü, sürekli kötü, hiç ama hiç iyi yanı yok. Bu nasıl bir anlayış biliyor musunuz! Tıpkı AK Parti ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a takık olan tiplerin yaptığı anlayış gibi. Türkiye’de AK Parti güzel işler de yaptı. Hastaneler, barajlar, yollar, okullar yaptı. Ama yapamadıkları da var. AK Parti’nin eksikleri de var. Şimdi siz bütün yapılanları bir kenara itip ‘AK Parti bir şey yapamadı’ derseniz, işte orada duracaksınız…
*
AK Parti ne yapsa, ne etse kötü diyeceğinize ‘AK Parti birçok iş yaptı ama şunları da eksik yaptı’ derseniz, o zaman fikrinize daha çok insan saygı duyar. İşte bu sıraladığım Erdem Yıldırım, Utku Kaynar, Şenol Çivicik ve Ömer Gümüşel tam da bunu yapıyor. Başkan Cevat Ekşi hep ama hep kötü yönetim sergiledi. Üstüne üstlük finali de kaybettik mi! Bunlar istediği bir göz, rabbim verdi iki göz…
*
Sürekli şehirde “biz demiştik” modunda geziyorlar. Eeeeeee, dedik ya futbol başarıya endeksli bir oyundur. Finali kaybedersen savunulacak bir yanın kalmaz. Ancak, final kaybeden Başkan Ekşi’nin kupayı şehre getirememesinin ne kadar savunulacak yanı yok ise Sakaryaspor Başkanını kişisel takıntı haline getirmenin de o kadar savunulacak yanı yok…
*
Ömer Gümüşel ile Şenol Çivicik’i bir tık kenara koyup, özellikle Erdem Yıldırım ile Utku Kaynar’a bu işin artık suyu çıkartan iki isim oldu. Kimse kusura bakmasın veya baksın. Olayı kişisel takıntı haline getirirseniz, bu sportif eleştiriden çıkar. Bu etik anlayıştan çıkar. Sezon başından bu yana yapılan bu kişisel takıntı artık ayıp bir noktaya gider…
*
Son olarak Sakaryaspor Başkanı Cevat Ekşi’yi sonuna kadar eleştirin, hatta “Bizi 2’inci kez hayal kırıklığına uğrattı” deyin, hatta ve hatta “Çok hatası var” deyin ama bunları yaparken olayı kişisel takıntı haline getirmeyin. Haaaaaa, yok bize yapacağımız işi öğretme, biz isteğimize Voltran gücüyle saldırırız diyorsanız benim için değişmez…
*