Zihnin susturamadığın sesi: Obsesyon

Abone Ol

Herkesin içinde küçük ya da büyük bir obsesyon vardır. Sadece adı çoğu zaman yanlış konur…

Kimi buna “titizlik” der, kimi “dikkatli olmak”, kimi de “ben böyleyim” diyerek geçiştirir.

Ama mesele bir davranış değil, bir düşüncedir.

Obsesyon; zihne istemsizce giren, çıksa bile geri gelen ve en önemlisi kişiyi rahatsız eden düşüncedir. Yani senin seçtiğin bir şey değildir. Aksine, çoğu zaman kurtulmak istediğin halde kurtulamadığındır.

Kapıyı kilitledim mi? Elim gerçekten temiz mi? Yanlış bir şey söyledim mi? Ya kötü bir şey olursa?

Bu soruların kendisi problem değildir. Herkesin aklından bu tarz sorular geçer.

Bazı insanlar düşünür ve devam eder. Bazıları ise o düşüncenin içinde sıkışır. İşte obsesyon tam olarak burada başlar.

Zihin, belirsizliğe tahammül edemez. Netlik ister, garanti ister, kesinlik ister. Ve bulamadığında aynı soruyu tekrar tekrar önüne koyar. Sen çözmeye çalıştıkça o büyür. Sen emin olmaya çalıştıkça o daha çok şüphe üretir. Çünkü obsesyonun amacı seni rahatlatmak değil, seni meşgul etmektir.

Bu yüzden insanlar sadece düşünmekle kalmaz, o düşünceyi susturmak için davranışlar geliştirir. Defalarca kontrol etmek, sürekli sormak, içini rahatlatacak küçük ritüeller yapmak…

Bu yapılan davranışlardan sonra kişiye geçici bir rahatlama gelir. Ama sonra düşünce geri döner. Çünkü mesele kapı, temizlik, ya da söylediğin söz değildir. Mesele, zihnin “ya emin olamazsam?” korkusudur. Ve bu döngü uzadıkça, mesele sadece bir düşünce olmaktan çıkar.

Obsesyon zamanla kaygıyı büyütür, kaygı arttıkça kontrol ihtiyacı artar, kontrol arttıkça zihnin yorulur. Ve bu yorgunluk çoğu zaman başka sorunlara kapı aralar. Sürekli tetikte olma hali, bitmeyen bir iç huzursuzluk, yoğun kaygı atakları, uykusuzluk, dikkat dağınıklığı, hatta zamanla tükenmişlik hissi…

Çünkü zihnin dinlenemez. Hep bir şeyi çözmeye çalışır, hep bir ihtimali hesaplar, hep bir hatayı önlemeye çalışır.

Ama hayat garanti vermez. İşte obsesyonun en zorlandığı yer de burasıdır: Belirsizlik.

Peki ne yapılabilir?

Öncelikle şunu kabul etmek gerekir; her düşünce önemli değildir. Ve her düşünceye cevap vermek zorunda değilsin.

Zihnine gelen her soruyu çözmeye çalışmak, onu daha da güçlendirir. Bazen yapılması gereken şey, o düşünceye rağmen devam edebilmektir. Emin olmadan da durabilmek… Kontrol etmeden de bırakabilmek… Rahatsızlık hissi varken de hayatına devam edebilmek…

Çünkü iyileşme, rahatlayınca değil; rahatsızlığa rağmen sürdürebildiğinde başlar.

Obsesyon bir zayıflık değildir. Zihnin seni korumaya çalışırken abartmasıdır. Fazla çalışan bir alarm sistemi gibi… Tehlike yokken bile çalar. Sen susturmaya çalıştıkça daha çok bağırır.

Ama onu tanıdıkça, nasıl çalıştığını gördükçe sesi yavaş yavaş azalır. Mesele onu tamamen yok etmek değildir. Onu, seni yönetemeyecek kadar küçültmektir.

Sevgilerimle…

Mail: gamze88karadag@gmail.com

{ "vars": { "account": "UA-158639220-1" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }