Mutlu Işıksu, Güneşler’de bulunan Ada Davet toplantı salonunda düzenlediği basın toplantısında hem hakkında gündeme gelen iddialara yanıt verdi hem de hazırladığı sunum üzerinden sürecin arka planına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Işıksu, kamuoyunda dolaşıma sokulan içeriklerin ve iddiaların gerçeği yansıtmadığını savunarak, olayın aile içi bir krizden çıkarılıp siyasi ve kamuoyu boyutuna taşındığını öne sürdü.
“KUMPASLA KARŞI KARŞIYAYIM” DEDİ
Toplantıda konuşan Işıksu, kendisinin hiçbir şekilde içinde bulunmadığını söylediği bir kurguyla karşı karşıya olduğunu belirtti. Süreçte en fazla üzüldüğü noktanın ise kendi ifadesiyle, “içlerinden bazı kişilerin kumpası kuranları teşvik eden, yayan ve köpürten yaklaşımları” olduğunu söyledi. Sorumluluk makamında bulunan bazı isimlerin bu süreçteki tutumunun kendisinde büyük hayal kırıklığı oluşturduğunu dile getiren Işıksu, yargı sürecine güvendiğini ve mahkeme önünde her şeyin açık şekilde ortaya çıkacağına inandığını kaydetti.
SUNUMUN İLK BAŞLIĞI “AİLE KRİZİNDEN İTİBAR SUİKASTİNE” OLDU
Basın toplantısında paylaşılan sunumda süreç, “Aile krizinden itibar suikastine” ve “Şantaj girişiminden siyasi operasyona” başlıkları altında anlatıldı. Sunumda, iddiaların dayanakları olarak “sözde TikTok yazışmaları” ile “bir adet video kaydı” gösterildiği, ancak bu iki unsurun da gerçeği yansıtmadığı savunuldu. Işıksu, sunumda yer alan ifadelerde, bugüne kadar hiçbir TikTok hesabının olmadığını, dolayısıyla adı geçen kişiyle ya da herhangi biriyle TikTok üzerinden yazışma yapmasının mümkün olmadığını ileri sürdü. Mahkemeye sunulan sayfalar ile farklı yerlere servis edilen sayfaların içerik ve tarz bakımından birbirinden farklı olduğunu da iddia etti.
TİKTOK YAZIŞMALARI VE VİDEO KAYDI İDDİALARINA YANIT VERDİ
Işıksu, sunumunda yalnızca yazışma iddialarına değil, kamuoyuna yansıyan video kaydına ilişkin de açıklamalarda bulundu. Söz konusu videonun bir ekran kaydı olduğunu, tek görüntüleme özelliği bulunan bir fotoğrafın başka bir cihazla ekran kaydı alınarak video haline getirilmiş gibi sunulduğunu savundu. Sunumda yer alan ifadelere göre, videoda görülen saat bilgisinin gece 02.16 olması nedeniyle bu kaydın önceden kurgulanmış bir bekleyiş sonucu alındığı iddia edildi. Işıksu ayrıca videonun sonunda yer aldığı ileri sürülen fotoğrafın kişisel arşivinde bulunmadığını, video kaydında görülen profil fotoğrafının da hiçbir zaman profil resmi olarak kullanılmadığını ifade etti. Sunumda, videoda yer alan defter sayfalarının da dikkatle incelendiğinde bir “cemiyet listesi” niteliği taşıdığı ve iddia edilen konularla doğrudan bağlantılı olmadığı savunuldu.
“HİÇBİR ZAMAN TİKTOK HESABIM OLMADI” MESAJI VERİLDİ
Sunumun özet bölümünde Işıksu’nun en net vurgusu, hiçbir zaman TikTok hesabının olmadığı yönünde oldu. Bu nedenle kamuoyuna yansıyan içeriklerin kendisine ait olmasının imkânsız olduğunu savunan Işıksu, söz konusu yazışmalara güvenilmemiş olmalı ki bu kez de ilgisiz ve kurgulanmış bir video içeriğinden medet umulduğunu ileri sürdü. Bu bölümde, iddia edilen içeriklerin teknik inceleme ve mahkeme süreçlerinde açığa çıkacağı da vurgulandı.
“ŞANTAJ GİRİŞİMİNDEN SİYASİ OPERASYONA” İDDİASI
Sunumun devamında olayın yalnızca kişisel bir iddia süreci değil, aynı zamanda siyasi sonuç doğuracak şekilde ilerletilmek istendiği savunuldu. “Olmayan bir şeyi nasıl oldu gibi gösterdiler?” başlığı altında hazırlanan bölümde, aile içi krizin şahsına yönlendirildiği, iddiaların şantaja dönüştürüldüğü, delil olarak A4 çıktılar kullanıldığı, mahkemeye farklı, kamuoyuna farklı içerik sunulduğu, video ve ekran kaydı izlenimi verilerek meselenin siyasi tasfiye sürecine dönüştürülmek istendiği öne sürüldü. Işıksu, bu ifadeleriyle sürecin yalnızca bir iddia zinciri değil, planlı biçimde büyütülen bir operasyon niteliği taşıdığını savundu.
AİLE BİREYLERİ, AVUKAT, MEDYA VE YEREL SİYASİ AKTÖRLERLE İLGİLİ İDDİALARINI SIRALADI
Mutlu Işıksu’nun sunumunda, sürecin kimler tarafından başlatıldığı ve kimler tarafından yayıldığına ilişkin de ayrıntılı değerlendirmeler yer aldı. Sunumda, yazışma iddiasında bulunulan kişiyle boşanma sürecinde olan eş, ailenin en büyük kızı ve ailenin avukatının süreçte öne çıkan isimler olduğu ifade edildi. En büyük kızın annesine ait sosyal medya hesaplarının şifrelerine sahip olduğu, video kaydı çektiği, olayı bazı kurumlara ve medyaya taşıdığı öne sürüldü. Ailenin avukatı için ise taraflarla görüşmeleri yapan, maddi talepler, tehdit ve şantaj ile pazarlık girişimlerini yürüten kişi olduğu iddia edildi. Sunumda bunun yanında iki medya mensubu ile bazı yerel siyasi aktörlerin de olayın yayılmasında rol oynadığı öne sürüldü.
YEREL SİYASİ AKTÖRLERE YÖNELİK DİKKAT ÇEKEN İDDİALAR
Sunumda en dikkat çeken bölümlerden biri, bazı yerel siyasi aktörlere ilişkin yapılan değerlendirmeler oldu. Işıksu’nun sunumuna göre, kurgulanmış olduğu öne sürülen video kaydı WhatsApp durumundan paylaşıldı, konunun parti çevrelerinde ve şehir kamuoyunda konuşulmasına zemin hazırlandı, bazı iş insanlarına “Ya Mutlu Işıksu gidecek ya da ben gideceğim. Biz Mutlu Işıksu’yu kesinlikle partiden ihraç edeceğiz” ve benzeri cümleler kuruldu. Sunumda ayrıca Işıksu lehine açıklama yapmak isteyen kişilerin bazı siyasi aktörlerin girişimleriyle engellendiği, medya mensupları üzerinde de aleyhte haber yapılması yönünde baskı kurulduğu iddia edildi. Yine sunumda, bazı muhtarlara bu olayın köpürtülerek anlatıldığı ve karalama amacıyla aktarıldığı öne sürüldü.
“UYDURMA BELGELERLE YIPRATMA ÇABASI OLDU” İDDİASI
Sunumda, yerel siyasi aktörlerden biriyle ilgili daha da ileri iddialar yer aldı. Buna göre, söz konusu kişinin uzun süredir Işıksu’ya yönelik düşmanca tavırlar sergilediği, 2024 yerel seçim sürecinde Işıksu’yu yıpratıp yerine geçebilmek için uydurma belgeler oluşturduğu ve bunları muhalefet partilerine götürerek karalama kampanyası yürüttüğü ileri sürüldü. Aynı kişinin Adapazarı Belediye Başkan adaylığı için muhalif partilerle görüştüğü, ancak sonuç alamayacağını anlayınca adaylıktan vazgeçtiği de savunuldu. Işıksu’nun sunumunda bu bölüm için “Tüm bunlar çok açık ve nettir. Hatta şahitli ve ispatlıdır” ifadesine de yer verildi.
DAVA VE YARGI SÜRECİNE İLİŞKİN AYRINTILAR PAYLAŞILDI
Sunumda hukuki süreçle ilgili de çok sayıda bilgi verildi. Işıksu, şantaj girişimlerine boyun eğmediğini, pazarlığa girmediğini ve konuyu doğrudan yargıya taşıdığını anlattı. Ağır Ceza Mahkemesi’nde dava açıldığını, ayrıca 18 Aralık 2025 tarihinde Asliye Hukuk Mahkemesi’nde manevi tazminat davası açtığını belirtti. 14 Şubat 2026’da da basın toplantısı düzenleyerek süreci şeffaf biçimde kamuoyuna anlattığını ifade etti. Sunumda ayrıca o günün akşamında aracılar üzerinden uzlaşma teklifi geldiği, ancak buna da yanaşılmadığı ve bu konuda da suç duyurusunda bulunulduğu aktarıldı.
AĞIR CEZA MAHKEMESİ DOSYASINA DA DİKKAT ÇEKTİ
Basın toplantısındaki sunumda, Kocaeli 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2026/24 esas sayılı dosyası kapsamında “şantaj ve görevi kötüye kullanma” suçlamasıyla dava açıldığı bilgisine de yer verildi. Sunumda, 9 Mart 2026 tarihli kararda, sanık hakkında son soruşturmanın açılmasına yeterli delil elde edildiği ve yargılamanın Sakarya Ağır Ceza Mahkemesi’nde yapılmasına karar verildiği belirtildi. Işıksu ayrıca, ses kayıtlarının savcılığa sunulduğunu, bilirkişi incelemesi sonucunda doğruluğunun tespit edildiğini ve kayıtların ilgili kişi tarafından da kabul edildiğini öne sürdü.
“YALANLAR VE GERÇEKLER” BAŞLIĞIYLA MADDE MADDE CEVAP VERDİ
Işıksu, sunumunda kamuoyuna yansıyan bazı iddiaları “Yalanlar ve gerçekler” başlığı altında tek tek sıraladı. Bu bölümde, “TikTok yazışmaları var” iddiasına karşı “hiçbir zaman TikTok hesabım olmadı” dedi. İddia edilen kişinin belediye başkan yardımcısı yapıldığı yönündeki söylemin doğru olmadığını, böyle bir görevlendirmenin hiçbir zaman yapılmadığını belirtti. Yine o kişiyle birlikte ya da aynı tarihlerde yurt dışına gidilmediğini, bunun pasaport kayıtlarıyla anlaşılacağını savundu. Belediye başkanının araba aldığı, konuya vakıf bir teyzenin sus payı olarak belediyede işe alındığı ve belediye başkanının eşinden boşandığı yönündeki iddiaların da gerçek dışı olduğunu söyledi. Eşinin bu süreçte kendisine en büyük desteği verdiğini belirtti. Bunun yanında bir yerel siyasinin danışmanının 13 Şubat’ta gazetecileri arayarak “Genel Merkezden yazı geldi, Mutlu Işıksu partiden ihraç ediliyor” şeklinde beyanda bulunduğunu, bunun da gerçeği yansıtmadığını ve bu konuda da mahkeme sürecinin işletileceğini ifade etti.
“GÖREVİME DEVAM EDECEĞİM” MESAJI VERDİ
Basın toplantısının sonunda Işıksu, bütün bu sürece rağmen Adapazarı için çalışmayı sürdüreceğini söyledi. Hem sahada olmaya hem de hemşehrileriyle buluşmaya devam ettiğini anlatan Işıksu, görev ve sorumluluk bilinciyle hareket ettiğini belirtti. Açıklamasında, Adapazarı için tüm gayretiyle çalışmayı ve millete hizmet etmeyi sürdüreceğini ifade etti.
AK PARTİ’DEN İSTİFA KARARINI AÇIKLADI
Toplantının en dikkat çeken bölümü ise istifa kararı oldu. Işıksu, davanın ve partisinin bundan sonraki süreçte zarar görmemesi adına, mahkeme neticeleninceye kadar her zaman gönülden bağlı olduğunu söylediği AK Parti’den şimdilik istifa ettiğini duyurdu. Bu kararın belediye başkanlığı görevinden ayrılma anlamına gelmediğini özellikle vurgulayan Işıksu, sürecin yargı önünde netleşmesini bekleyeceğini ifade etti. Sunumun son bölümünde ise “Bu kumpası kuranlar, yayanlar ile siyasi bir linç ve operasyon aracı haline getirenleri Allah’a havale ediyorum” sözlerine yer verildi.