Haber: Muhammet Ali Güleç-Eren Güler
Ramazan ayının manevi iklimi Sakarya sokaklarını sararken, Halk54.com mikrofonları vatandaşın gönül kapılarını araladı. Kimi eski Ramazanların özlemini dile getirdi, kimi ise "zimem defteri" gibi unutulmaya yüz tutmuş asırlık geleneklerin hala yaşadığını müjdeledi.
Erol Öztürk: "Biz Eski Olduğumuz İçin Eski Ramazanları Yaşıyoruz"
SATSO eski başkanı Erol Öztürk, Ramazan geleneklerini yaşatmak için çaba sarf ettiklerini belirterek şunları söyledi: "Aile küçüklerini yemeğe çağırırız, bu bir gelenektir. Dost ziyaretleri, teravihler ve cuma namazları çok neşeli geçiyor. Biz kendimiz de 'eski' olduğumuz için o eski Ramazanları yaşıyoruz. Eskiden Karagöz oyunları, gece tiyatroları vardı, şimdi yok ama biz 6 dairelik apartmanımızda komşularımızla hasbihal eder, yemeklerimizi birbirimize ikram ederiz."
Sakarya Bakkallar ve Bayiler Esnaf Odası Başkanı Ahmet Akdardağan, Osmanlı’dan kalma "Zimem Defteri" (veresiye defteri kapatma) geleneğinin Adapazarı’nda sürdüğünü şu sözlerle anlattı:
"Dün Erenler ’de bir iş adamı, bir üyemizin 58 bin liralık veresiye defterini borçluları görmeden satın aldı ve yaktı. Kimsenin haberi olmadan, sadece Allah rızası için yapılan bu iyilikler çok kıymetli. Şehirleşme bazı değerlerimizi unuttursa da apartmanımızda hala mukabeleler okunuyor, yeni taşınan komşuya yemekler gidiyor."
"Yol Yüzünden Küsüz Ama Barışmak İstiyorum"
Kaynarca Kızılca Köyü’nden eski muhtar Faik Çakar, samimi bir itirafta bulunarak komşuluk ilişkilerine değindi: "Eskiden Ağustos sıcağında harman döverken oruç tutardık, şimdiki Ramazanlar çok rahat. Ancak bir komşumla yol meselesi yüzünden küsüz. Yol genişlesin diye uğraştım ama o bana darıldı. Ben barışmaya hazırım, gerekirse köyün imamını araya sokup bu küslüğü bitireceğim."
Farklı Sesler: "30 Hane Var Ama Kimse Kimseyi Tanımıyor"
Röportajlar sırasında modern şehir hayatının getirdiği yalnızlığa dikkat çekenler de oldu. Muşlu bir kadın vatandaş, "4 senedir aynı apartmandayım, 30 hane var ama kimse kimseyi tanımıyor. Eskiden Sapanca’da otururken dünya kadar komşumuz vardı," diyerek sitemini dile getirdi.
Bekirpaşa (Tavuklar Köyü) sakinlerinden bir vatandaş ise birlikteliğin gücünü vurgulayarak, "Bizim asırlık komşularımız var. Eski ismi Tavuklar Köyü, yeni ismi Bekirpaşa. Mesela bir akşam sen çağırırsın, bir akşam öbürü çağırır, bir akşam öteki çağırır. Aşağı yukarı 20 kişi, 25 kişi falan kalabalık oluyor. Kadınlar ayrı sofrada yemek yiyor. Erkekler ayrı sofrada. Çocuklar ayrı sofrada. Yemekten sonra namazlar kırılır. Namazlar kılınır. Oradan teravihe gidilir. Sonra çaylar demlenir. Sohbetler demlenir. Yani biz iyiyiz yani. O yüzden iyiyiz yani biz. başka taraflar biraz maalesef bu gelenekler önemli tabii yani komşu dayanışması önemli. Biz köyümüzden memnunuz." dedi.
Maneviyat Ruhsal Bunalımın İlacı
Bir başka vatandaş ise Ramazan’ın toplumsal rehabilite gücüne dikkat çekerek, "İnsanlar modernitenin içinde ruhsal bunalım yaşıyor. Eğer bu güzel günlerde maneviyatımıza yatırım yaparsak, helale harama dikkat edersek daha sağlıklı bir topluma dönüşürüz. Kırgınlıkları bitirmek için en güzel fırsat bu günler." dedi.