Zafer Partisi Genel İdare Kurulu (GİK) Üyesi Dr. Cihan Kolip, Türkiye’de son yıllarda yaşanan toplumsal ve siyasi tartışmalara ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Adalet, liyakat, ahlak ve hukukun önemine vurgu yapan Kolip, "Bugünün hesabını yalnızca bugünün insanları vermeyecek. Bedelini, yarının çocukları da ödeyecek. Ya Bedenimizi ve ruhumuzu arındıracağız ya da helak olacağız. Çünkü ilahi kredimiz tükendi…" dedi.
Zafer Partisi GİK üyesi Dr. Cihan Kolip, "Kredimiz tükendi" başlığıyla yaptığı açıklamada şunları kaydetti:
"Ülkemizde son yıllarda yaşananları tek tek sıralasak, insanın karşısına bir neslin vicdanını yaralayan uzun bir hikâye çıkar. Kimi zaman bir bedduanın, kimi zaman da toplumun kendi elleriyle yazdığı bir ihanet kitabının sayfalarını çeviriyormuşuz gibi hissederiz.
Türkiye’nin de içinde bulunduğu Ortadoğu coğrafyasına tarih boyunca defalarca yeniden ayağa kalkma, büyük medeniyetler kurma ve insanlık tarihine yön verme fırsatı tanındı.
Bu topraklar nice imparatorluklara, nice büyük medeniyetlere ve nice yeniden doğuşlara şahit oldu.
Fakat tarih bize şunu da gösteriyor:
Bir topluma verilen imkânlar; adalet, ahlak, liyakat ve vicdan terk edildiğinde birer birer tükenir.
Hırsızlığın normalleştirildiği, ahlaksızlığın görmezden gelindiği,
cehaletin savunulduğu, liyakatin yerine sadakatin konulduğu, kayırmacılığın sıradanlaştığı,
insanların yalnızca “bizden” oldukları için hatalarının görmezden gelindiği toplumlarda çöküş önce vicdanlarda başlar.
Sonra kurumlar zayıflar.
Sonra adalet duygusu kaybolur.
En sonunda da bunun bedelini, olup bitenlerden hiç sorumlu olmayan çocuklar ve gelecek nesiller öder.
Peki, yaşadıklarımızı ne kadar çabuk unutuyoruz?
Çocukların istismara uğradığı yurtlarla ilgili tartışmaları ve o dönemde yapılan resmi açıklamaları hatırlıyor muyuz?
Torpil, adam kayırma ve liyakat tartışmalarında, eleştirilere karşı “utanmıyoruz, gurur duyuyoruz” şeklindeki ifadelerin kamuoyunda yarattığı tepkiyi nasıl buluyorsunuz?
Lüks bir araçta uyuşturucu kullanırken yakalanan bir kişinin kamuoyuna yansıyan “pudra şekeri” açıklamasını unuttuk mu?
Kendi bakanlığına dezenfektan satışıyla ilgili tartışmaların ardından usulsüzlük olmadığı yönündeki açıklamaları hatırlıyor muyuz?
Bir milletvekilinin mal varlığı ve borsa işlemleri hakkında kamuoyuna yansıyan iddiaları; bunlara ilişkin “Allah beni zenginlikle imtihan ediyor” şeklindeki sözleri nasıl değerlendirdiğinizi çok merak ediyorum.
Yüz binlerce yatırımcıyı ilgilendiren fon soruşturmasında ortaya atılan iddiaları, adı geçen kişilerle ilgili tartışmaları ve milyarlarca liralık rakamlardan söz edilen haberleri unutmaya başladık bile.
Biz nasıl bir toplum oluyoruz…
Yüce Allah’ın kâinatı yaratırken koyduğu ve varlığın işleyişini düzenleyen değişmez yasalar bütünü, İslam düşüncesinde “âdetullah” kavramıyla ifade edilir.
Kur’an’da anlatılan toplumların yükseliş ve çöküş kıssaları da bize yalnızca geçmişi anlatmaz; aynı zamanda insanın ve toplumun sorumluluğunu hatırlatır.
Adalet terk edildiğinde…
Bilim ve akıl küçümsendiğinde…
Helal kazancın yerini haksız kazanç aldığında…
Liyakat yerine yakınlık ve sadakat konulduğunda…
Doğruluk değersizleştiğinde…
Utanma duygusu kaybolduğunda…
Haksızlık karşısında sessizlik tercih edildiğinde…
Ve toplum bütün bunlara alışıp tepki vermemeye başladığında, asıl tehlike başlamış demektir.
Çünkü bir toplum yalnızca yanlış yapanlarla değil, yanlışı gördüğü hâlde susanlarla değişir.
En önemlisi ise çocuklarımıza nasıl bir ahlak bırakacağımızdır.
Onlara adaletin güçlüden yana değil, haklıdan yana olduğunu gösterebilecek miyiz?
Hırsızlığın, torpilin, yalanın ve kayırmacılığın karşısında kıyama kalkmayacakmıyız?
Yanlış yapan bizim tarafımızdaysa susacakmıyız?
Çünkü mesele artık yalnızca siyaset değildir.
Mesele, nasıl bir toplum olarak yaşayacağımız meselesidir.
Bir toplumun gerçek çöküşü, kötülüğün ortaya çıkmasıyla değil; iyilerin kötülük karşısında susmayı alışkanlık hâline getirmesiyle başlar.
Ve unutmayalım:
Bugünün hesabını yalnızca bugünün insanları vermeyecek.
Bedelini, yarının çocukları da ödeyecek.
Ya Bedenimizi ve ruhumuzu arındıracağız ya da helak olacağız.
Çünkü ilahi kredimiz tükendi…"




