Sakarya Uygulamalı Bilimler Üniversitesi (SUBÜ) tarafından düzenlenen SUBÜ Konuşmaları’nın 113’üncü konuşmacısı, ‘Dijital Çağda Hukuki Haklar ve Riskler’ konulu söyleşiyle Sakarya Cumhuriyet Başsavcısı Hasan Uğurlu oldu. Aynı zamanda 11’inci sezonun da ilk programı olan söyleşinin moderatörlüğünü Sakarya Meslek Yüksekokulu Gazetecilik ve Habercilik Bölüm Başkanı Öğretim Görevlisi Zülfikar Özçelik üstlendi. Söyleşide; dijitalleşmenin hukuk alanına etkileri, bilişim suçlarında yaşanan artış ve vatandaşların dijital ortamda karşılaşabileceği riskler üzerine konuşuldu.
Vatandaşın hakkını koruyoruz
Cumhuriyet Başsavcılığının teşkilat yapısı ve sorumluluk alanına değinen Sakarya Cumhuriyet Başsavcısı Hasan Uğurlu, “Adliyesi bulunan her yerde bir Cumhuriyet Başsavcılığı bulunur ve bu birimin başında koordinasyon ve temsil görevini yürüten Başsavcı yer alır. Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 160 ve 161’inci maddeleri gereğince ihbar, şikâyet ya da resen öğrenilen bir fiil üzerine soruşturma başlatırız. Suç unsuru varsa iddianame düzenleyerek kamu adına dava açar, suç unsuru yoksa takipsizlik kararı veririz. Bizler müdde-i umumi olarak hukuk devleti ilkesi çerçevesinde vatandaşın hakkını korumakla yükümlüyüz. Bizler hakkına halel geldiğini iddia eden tüm vatandaşlarımızın hakkını savunan, tabiri caizse kimsesizlerin kimsesi olan bir sistemin parçasıyız” dedi.
Hiçbir dijital iz tamamen kaybolmaz
Bilişim suçlarında son yıllarda belirgin bir artış yaşandığını vurgulayan Başsavcı Hasan Uğurlu, “Teknolojinin yaygınlaşmasıyla birlikte dolandırıcılık, yasa dışı bahis, kişisel verilerin ele geçirilmesi ve sosyal medya üzerinden işlenen suçlarda ciddi bir yükseliş söz konusu. Bu suçların önemli bir kısmı sınır aşan nitelik taşıyor ve failler çoğu zaman yurt dışı bağlantılı hareket ediyor. Dijital suçlarda iz sürmek teknik uzmanlık ve zaman gerektirir ancak hiçbir dijital iz tamamen kaybolmaz. Vatandaşlarımızın bilinçli davranması hem mağduriyetleri hem de adli yükü azaltacaktır.”
Ağır sonuçlar doğurabilir
Kolay para vaadiyle kurulan IBAN tuzaklarına dikkat çeken Uğurlu, “Dolandırıcılar kendi adlarına kayıtlı hesap ve hat kullanmaz, bunun yerine öğrencilerin ve iyi niyetli vatandaşların hesaplarını kullanmak ister. Zincirin sonunda görünen kişi hesabını kullandıran olur ve bu kişiler dolandırıcıyla aynı cezai sorumluluğu taşır. Türk Ceza Kanunu’nun 158/1-f maddesine göre bu suç 4 yıldan 10 yıla kadar hapis cezası öngörür ve mağdur sayısınca ayrı ayrı ceza verilebilir. On farklı işlemde adınız geçiyorsa her biri için ayrı yaptırımla karşılaşabilirsiniz. Tanımadığınız kişilere hesap kiralamak, kısa vadeli kazanç uğruna telafisi çok ağır sonuçlar doğurabilir” dedi.
Dijital manipülasyon
Yapay zekâ teknolojilerinin yeni suç yöntemlerini beraberinde getirdiğini belirten Uğurlu, “Deepfake (Derin kurgu) uygulamalarıyla bir kişinin sesi ve görüntüsü gerçeğinden ayırt edilemeyecek biçimde üretilebiliyor. Yapay zekâ ile ünlü isimlerin ağzından yatırım ya da kripto para çağrıları yapılarak vatandaşlarımız dolandırılabiliyor. Bu içerikler çoğu zaman profesyonel şekilde hazırlanıyor ve güven duygusu üzerinden manipülasyon yapılıyor. Dijital ortamda gördüğümüz her içeriğin teknik olarak üretilebilir olduğunu bilerek hareket etmeliyiz. Eleştirel düşünce ve temkinli yaklaşım artık kişisel güvenliğin parçasıdır” diye konuştu.
KVKK ve hukuki sorumluluk
Kişisel verilerin korunmasının anayasal güvence altında olduğunu ifade eden Uğurlu, “Kişisel Verilerin Korunması Kanunu bireylerin verilerini korumayı amaçlar ve bu verilerin hukuka aykırı şekilde ele geçirilmesi ya da yayılması suç teşkil edebilir. Sosyal medyada yapılan her paylaşım hukuki sorumluluk doğurur; hakaret, tehdit ve suç unsuru içeren ifadeler adli sürece konu olabilir. ‘Hesabım çalındı’ şeklindeki savunmalar teknik incelemeler karşısında çoğu zaman yeterli görülmez. Dijital dünyada özgürlük kadar sorumluluk da vardır ve herkes yaptığı paylaşımın sonuçlarından bizzat sorumludur” dedi.




