Eğitim Sen 2021-2022 Eğitim Öğretim Yılı Sonunda Eğitimin Durumu konulu değerlendirme raporu yayınladı ve Milli Eğitim Bakanlığına Bol sıfırlı karne verdi.

Raporu açıklayan Eğitim Sen Sakarya Şube Başkanı Yücel Kaçar, şu ifadeleri kullandı:

"Eğitimde 4 4 4 dayatmasının sonrasında yıllar içinde devlet okullarının sayısı belirgin bir şekilde azalırken, her fırsatta kamu kaynakları ile desteklenen, çeşitli muafiyet ve istisnalar ile açılması teşvik edilen özel ilkokul ve ortaokul sayılarındaki artış sürmüştür. Eğitimde 4 4 4 uygulamasının başlamasından bu yana devlete ait ilkokul sayısının 5 bin 650 azalması dikkat çekicidir. Aynı dönemde devlet okullarına giden öğrenci sayısındaki azalış ilkokulda 367 bin 450, ortaokulda ise 189 bin 723 olmuştur.

Türkiye’de 2021-2022 eğitim öğretim yılı sonu itibariyle 14 bin özel öğretim kurumu (okul öncesi, ilkokul, ortaokul ve lise) bulunmaktadır. 2002-2003 eğitim öğretim yılında özel öğretimin oranı yüzde 1,9 iken, bu oran 2021-2022 eğitim öğretim yılı itibariyle dört kattan fazla artarak yüzde 8 olmuştur. Özel okulların devlet okullarına oranı ise günümüz itibariyle yüzde 20’yi aşmış durumdadır. TÜİK verilerine göre, devletin eğitim harcamalarının milli gelir (GSYH) içindeki payı 2019 yılında yüzde 4,4 iken, 2020 yılında yüzde 4’e gerilemiştir. 2011 yılında hane halkının yaptığı eğitim harcamaları toplamı 13 milyar 782 milyon TL iken, 2020 sonu itibariyle bu rakam yaklaşık dört kat artarak 54 milyar 754 milyon TL’ye yükselmiştir.

EĞİTİM HARCAMALARININ VELİLERİN SIRTINA YIKILMASINA SON VERİLMELİDİR: 
Eğitim sistemi, her geçen yıl daha fazla paralı hale getirilirken milyonlarca öğrenci velisi çocuklarını okutabilmek için bütçelerine göre çok yüksek rakamlarla harcama yapmak zorunda bırakılmaktadır. Devlet okullarına, yurtlarına ayrılmayan eğitim bütçe kaynaklarının eğitim yatırımları yerine özel okullara çeşitli adlar altında transfer edilmesi ülkenin tüm yurttaşlarının vergilerinin, emeğinin kamu yararına aykırı bir şeklide kullanılması anlamına gelmektedir. Herkese eşit ve parasız eğitim hakkı hayata geçirilmeden, bunun için ülke çapında kamusal eğitim uygulamaları için somut adımlar atılmadan, ekonomik krizle satın alım gücü ciddi anlamda azalan halkının cebinden yaptığı eğitim harcamalarındaki artışı durdurabilmek mümkün değildir.

MİLLİ EĞİTİM ŞURASI ÇOCUKLARIN SAĞLIKLI GELİŞİMİNE AYKIRI KARARLAR ALDI: 
Siyasi iktidarın yıllardır bilinçli ve programlı bir şekilde hayata geçirmeye çalıştığı ‘dindar nesil yetiştirme’ stratejisinin son hedefi 4-6 yaş grubunda yer alan çocuklarımız olmuştur. “Cumhurbaşkanı himayesinde” Saray’da yapılan 20. Milli Eğitim Şurası’nda, Okul Öncesi İhtisas Komisyonu’nda kabul edilmeyen okul öncesi eğitime din eğitimi eklenmesi yönündeki tavsiye kararı, 46 eğitimcinin şerh koymasına rağmen oy çokluğuyla kabul edilmiştir. Pedagoji bilimine aykırı olan, çocukların fiziksel ve zihinsel gelişimi üzerinde telafi edilmesi mümkün olmayan zararlara yol açacak olan bu tavsiye kararını kabul etmek ve onaylamak mümkün değildir.

Milli Eğitim Şurası tavsiye kararlarının hemen ardından Türkiye’nin çeşitli bölgelerinde il ve ilçe milli eğitim müdürlükleri tarafından okul öncesi çağdaki çocuklara yönelik “değerler eğitimi” adı altında dini eğitim kursları açılmaya başlanmıştır. Şubelerimizin tamamen yasa dışı olan bu uygulamalara karşı ilçe milli eğitim müdürlüklerine verdikleri dilekçelere verilen cevap yazılarında bu kurslara katılımın zorunlu olmadığı belirtilmiştir.

ÖĞRETMENLİK MESLEK KANUNU HAKLARIMIZI VE TALEPLERİMİZİ İÇERMEDEN ÇIKARILDI: 
Öğretmenlik Meslek Kanunu sadece kamuda çalışan öğretmenlere yönelik olarak ve dar bir çerçevede düzenlenmiştir. Özel sektörde çalışan öğretmenlere yazılı sınava katılma hakkı tanınması bu eksikliği gidermediği gibi, ÖMK ve yönetmelik içerik olarak son derece sığ ve yetersizdir.
Geçtiğimiz kasım ayında 15 bin sözleşmeli öğretmen alımında yapılan sözlü mülakat sonuçları açıklandığında yazılı sınavdan yüksek puan almasına rağmen çok sayıda öğretmenin düşük sözlü sınav puanı verilerek elendiği görülmüştür. Mülakat sonucunda elenenler arasında kendi alanında doktora yapan ve KPSS’de birinci olan bir meslektaşımız da bulunmaktadır.

GENEL İDARİ HİZMETLER, TEKNİK PERSONEL, YARDIMCI HİZMETLİLER, USTA ÖĞRETİCİLER SORUNLARINA ÇÖZÜM BEKLİYOR:
Genel idari hizmetler, teknik hizmetler, memur, şef, yardımcı hizmetler sınıfında ve İŞKUR’un Toplum Yararına Program (TYP) bünyesinde çalışan eğitim emekçileri yıllardır en temel ekonomik, sosyal ve özlük haklardan yoksun olarak çalışmaktadır. Bugüne kadar eğitim hizmetlerinin sağlıklı bir şekilde yürütülmesi için büyük bir özveri ile çalışan eğitim emekçilerinin sorunları bugüne kadar yeterince tartışılmadığı gibi, talepleri de muhatapları tarafından dikkate alınmamıştır. 

Sıcak günler geri geliyor! Sıcak günler geri geliyor!

Yardımcı hizmetlilere normal görevlerinin dışında görevler verilmekte, hatta yardımcı hizmetlilerden yöneticilerin özel işlerini yapmaları istenmektedir. Bunun karşılığında ücret, yevmiye, yolluk, yiyecek ve giyecek yardımı yapılmamakta ve fazla mesai ücreti ödenmemektedir. MEB’e bağlı okullarda 6-8 aylık sürede geçici olarak istihdam edilen ve İŞKUR aracılığıyla Toplum Yararına Çalışma Projesi kapsamında işe alınanlar, okul aile birliklerince ücret verilip çalıştırılanlar, günlük yevmiye ile geçici çalışanlar en temel haklarından mahrum bir şekilde çalıştırılmaktadır. Eğitim hizmetlerinin yürütülmesinde büyük emekleri olan, ancak diğer emekçilerle eşit haklara sahip olmayan bu arkadaşlarımız, kendilerine yüklenen her türlü angaryayı, tartışmasız yerine getirmek zorunda bırakılmaktadır. 

HUKUKSUZ KHK İHRAÇLARI SORUNU HALA ÇÖZÜM BEKLEMEKTEDİR
OHAL sürecinde ihraç edilen kamu emekçileri çok ciddi zorluklarla karşı karşıya kalmış, aralarında eğitimci ve akademisyenlerin de olduğu 60’ı aşkın KHK’li yaşadıkları haksızlığa dayanamayarak intihar etmiştir. KHK ihraçları ile eğitim ve bilim emekçilerinin sadece işleri ellerinden alınmamış, uzun uğraşlar sonucunda kazandıkları mesleklerini yapmaları engellenmiş, kendilerinin ve ailelerinin yaşamları adeta kabusa dönüştürülerek, eğitim ve bilim emekçileri açlığa mahkum edilmiştir."