Nurettin Eryılmaz
Adapazarı Belediyesi'nin Ekim ayı meclisinde konuşan meclis üyesi Elif Yar, CHP'den istifa ettiğini ve yoluna bağımsız olarak devam edeceğini açıklarken, Türkiye gündemindeki siyasi tartışmaların ötesinde, toplumun tamamını ilgilendiren temel meselenin “hukukun üstünlüğü ve hukuk güvenliği” olduğunu söyledi.
Dünyanın ve Türkiye’nin siyasi tarihinde zor dönemlerin yaşandığını belirten Yar, farklı dönemlerde halka hizmet eden siyasi anlayışların olduğu gibi, toplumu yoran ve sorunları derinleştiren anlayışların da bulunduğunu ifade etti.
Kendisini halkın sesi olmaya çalışan bir yerde gördüğünü belirten Yar, Adapazarı ve Türkiye genelinde vatandaşların yaşadığı sorunları hukuk devleti perspektifinden değerlendirmek istediğini söyledi.
“Hukuk herkes için aynı şekilde işletilmeli”
Hukuk devletinin, hukuk kurallarının yalnızca belirli kişiler için uygulanması anlamına gelmediğini vurgulayan Yar, hukukun kişinin kimliğine, siyasi görüşüne, görevine, ekonomik gücüne veya siyasi bağlantılarına bakılmaksızın herkes için eşit uygulanması gerektiğini dile getirdi.
Anayasa Mahkemesi’nin Can Atalay hakkında verdiği hak ihlali kararına da değinen Yar, tartışmanın kişilerin siyasi görüşleri üzerinden değil, Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanıp uygulanmayacağı üzerinden yürütülmesi gerektiğini söyledi.
Yar, “Anayasa Mahkemesi kararları bizim ülkemizde uygulanacak mıdır, uygulanmayacak mıdır? Farklı görüşlerde olan insanlar olarak ilgilenmemiz gereken yer burası olmalıdır” ifadelerini kullandı.
“Bu yalnızca bir kişinin değil, hepimizin hukuk güvenliği meselesidir”
Yüksek yargı kararlarının uygulanmasının tartışmalı hale gelmesinin yalnızca bir kişinin meselesi olmadığını belirten Yar, bunun toplumun tamamının hukuk güvenliğini ilgilendirdiğini söyledi.
Savunma hakkı ve avukatlık mesleğinin bağımsızlığına da dikkat çeken Yar, bir avukatın gece saatlerinde ailesine ve avukatlarına haber verilmeden cezaevleri arasında nakledildiğine ilişkin iddiaların da hukuk güvenliği açısından değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
Yar, yargılama süreçlerinin şeffaf, öngörülebilir ve tarafların zamanında bilgilendirildiği şekilde yürütülmesinin adil yargılanma hakkının temel şartlarından olduğunu kaydetti.
Ekonomik sorunlara da dikkat çekti
Konuşmasında vatandaşların yaşadığı ekonomik sıkıntılara da değinen Yar, Adapazarı’nda ve Türkiye’nin farklı bölgelerinde çok sayıda iş yeri sahibi ve ailenin geçim mücadelesi verdiğini söyledi.
İnsanların emeğinin, birikiminin ve haklarının hukuk devleti tarafından korunması gerektiğini belirten Yar, ekonomik sorunların çözümünde de hukuk güvenliğinin önemli olduğunu ifade etti.
Sermaye piyasaları ve yatırım fonlarıyla ilgili kamuoyuna yansıyan manipülasyon ve usulsüzlük iddialarına da değinen Yar, iddiaların kim tarafından yapıldığına bakılmaksızın etkin şekilde araştırılması gerektiğini söyledi.
Yar, suçtan elde edilen bir kazanç varsa bunun izinin sürülmesi, vatandaşların uğradığı bir zarar bulunuyorsa bunun nasıl giderileceğinin şeffaf biçimde ortaya konulması gerektiğini belirtti. Ancak soruşturmaların hukuk sınırları içerisinde yürütülmesi ve hiç kimsenin kesinleşmiş bir yargı kararı olmadan peşinen suçlu ilan edilmemesi gerektiğini de vurguladı.
“Asıl sınav, sevmediğimiz insanların haklarını savunabilmek”
İnsan haklarının yalnızca kişinin kendi düşüncesine yakın insanların haklarını savunmak anlamına gelmediğini belirten Yar, asıl sınavın farklı veya karşıt görüşteki insanların haklarını da savunabilmek olduğunu söyledi.
Soma başta olmak üzere maden ocaklarında hayatını kaybeden işçileri de hatırlatan Yar, yaşam hakkı ve güvenli çalışma koşullarının devlet tarafından korunması gereken temel haklar arasında bulunduğunu ifade etti.
“Hukukun seçici uygulanmasına itirazımız var”
Konuşmasının sonunda hukukun seçici biçimde uygulanmasına karşı olduklarını vurgulayan Elif Yar, Anayasa hükümlerinin ve bağlayıcı yargı kararlarının uygulanması, savunma hakkının korunması ve vatandaşların birikimleriyle ilgili iddiaların bağımsız ve tarafsız yargı tarafından araştırılması gerektiğini söyledi.
Yar, konuşmasını şu sözlerle tamamladı:
“Adalet kişiye göre değişen bir ayrıcalık değildir. Hukuk devleti de yalnızca Anayasa’da yazılı bir kavram değildir. Onu gerçek kılan, hukukun herkese, her zaman ve eşit biçimde uygulanmasıdır.”





