Birleşik Emekliler Sendikası Sakarya Şubesi Başkanı Ayşegül Önal, yaptığı açıklamada Türkiye’de emeklilerin yalnızca ekonomik sorunlarla değil, temsil eksikliğiyle de karşı karşıya olduğunu söyledi.

Türkiye’de 16 milyonu aşkın emeklinin bulunduğunu ifade eden Önal, bu büyüklüğe rağmen emeklilerin kendileriyle ilgili kararların alındığı süreçlerde kurumsal ve bağlayıcı bir temsil gücüne sahip olmadığını dile getirdi.

Adapazarı-Karasu demiryoluna malzeme temini için bir ocak daha açılıyor! ÇED süreci başladı
Adapazarı-Karasu demiryoluna malzeme temini için bir ocak daha açılıyor! ÇED süreci başladı
İçeriği Görüntüle

Önal, “Maaşlar belirleniyor, sağlık hakları düzenleniyor, sosyal destekler değiştiriliyor; fakat o karar masasında emekliler yok. Bu durum sosyal devlet ilkesiyle bağdaşmaz” dedi.

“VARLIK TANINIYOR, HAK TANINMIYOR”

Tarihteki sendikal haklar sürecine değinen Önal, 1963 yılında sendikaların var olduğunu ancak toplu sözleşme ve grev hakkının bulunmadığını hatırlatarak bugün emekliler açısından benzer bir durumun yaşandığını ifade etti.

Önal, “1963’te sendika vardı ama toplu sözleşme yoktu, işçi vardı ama grev hakkı yoktu. Temsil vardı ama müzakere yetkisi yoktu. Yani varlık tanınıyor ama hak tanınmıyordu. Bugün de emekliler için tablo farklı değil” diye konuştu.

1960’lı yıllarda işçilerin müzakere hakkının kazanılmasında önemli rol oynayan siyasal süreçlere dikkat çeken Önal, bu dönüşümün sembol isimlerinden birinin Bülent Ecevit olduğunu hatırlattı.

“EMEKLİ MAAŞI LÜTUF DEĞİL, PRİMLERİN KARŞILIĞI”

Emekli aylıklarının bir lütuf olarak görülmemesi gerektiğini vurgulayan Önal, emeklilik sisteminin çalışan ve işverenlerin yıllarca ödediği primlerle finanse edildiğini söyledi.

Sosyal Güvenlik Kurumu’nun çalışan ve işveren primleriyle ayakta durduğunu belirten Önal, sistemdeki temel sorunların kayıt dışı istihdam, prim tabanının dar olması ve aktif-pasif dengesi olduğunu ifade etti.

Bu sorunların çözümü için kayıt dışı istihdamın azaltılması, prim tabanının genişletilmesi ve aylık bağlama oranlarının adil hale getirilmesi gerektiğini dile getirdi.

“EMEKLİLER İÇİN MÜZAKERECİ TEMSİL SİSTEMİ ÖNERİSİ”

Önal, çözüm olarak “Emekliler Sendikası ve Müzakereci Temsil Sistemi” modelini önerdiklerini belirtti. Önerilen sistemde emeklilerin işverenle toplu sözleşme yapmayacağını ancak kamu kurumlarıyla resmi muhatap olarak düzenli ve zorunlu müzakere yürüteceğini kaydetti.

Bu yapının mahalleden başlayarak ilçe, il ve genel merkez düzeyine uzanan kademeli bir temsil sistemiyle işleyeceğini ifade eden Önal, temsilcilerin iki yıllığına seçileceğini ve maaş, sağlık, sosyal destek, barınma ve yerel hizmetler gibi konularda müzakere yürüteceğini söyledi.

“ANAYASAL VE ULUSLARARASI HUKUKTA ZEMİNİ VAR”

Örgütlenme özgürlüğünün hem Anayasa’da hem de Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamında güvence altında olduğunu vurgulayan Önal, ayrıca Uluslararası Çalışma Örgütü sözleşmelerinin de sosyal diyalog ve temsil hakkını desteklediğini belirtti.

Bu nedenle emeklilerin kurumsal temsil ve müzakere hakkının hukuken mümkün olduğunu dile getiren Önal, gerekli olanın siyasal irade olduğunu ifade etti.

“EMEKLİLER İÇİN MÜZAKERE ZAMANI”

Önal, açıklamasının sonunda emeklilerin yalnızca dinlenen değil, müzakere eden taraf olması gerektiğini belirterek, “Artık emekliler için konuşma değil, emeklilerle birlikte müzakere etme zamanıdır” dedi.