Ankara’da işçi ve memur konfederasyonlarının genel başkanlarının katılımıyla düzenlenen "COP31’e Giderken Emek Dünyasının Ortak Gündemi" panelinde konuşan TÜRK-İŞ Genel Başkanı Ergün Atalay, Kaynarca ve Ferizli ilçeleri sınırlarında kurulması planlanan 4 milyon 67 bin metrekarelik münferit endüstri bölgesine tepki gösterdi.
Sakarya’nın özellikle Kaynarca ve Karasu çevresinde verimli tarım arazilerine sahip olduğunu belirten Atalay, bölgenin lahana üretimindeki önemini vurguladı. Tuzla, Dilovası ve Gebze çevresindeki bazı sanayicilerin Kaynarca’da sanayi bölgesi kurmak istediğini ifade eden Atalay, planın daha sonra endüstri bölgesi olarak gündeme geldiğini söyledi.
Atalay, konuyla ilgili açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“Sakarya’nın birinci sınıf tarım arazileri var. Denizin dibinde, Kaynarca’da, Kefken, Cebeci’de, Karasu’da. Burası Türkiye’nin lahana merkezi. Diyorlar ki Tuzla’dan, Dilovası’ndan, Gebze’den plastik ve kimi sanayicileri yıllardır organize sanayi bölgesi kurmak istiyorlar. Diyorlar ki biz Kaynarca’ya gideceğiz. Sonra bakanlık tabloyu değiştirdi. Oradan okuyorum. Yazdı: OSB, endüstri bölgesi.”
“HALK KARŞI, KÖYLÜ KARŞI”
Bölgedeki endüstri bölgesi planına karşı olduğunu belirten Atalay, yerel halkın ve farklı kesimlerin itirazlarına rağmen sürecin devam etmesini eleştirdi.
Atalay, açıklamasında şu değerlendirmelerde bulundu:
“Halk karşı, köylü karşı, siyasetçi karşı, belediye başkanı karşı, vatandaş karşı. Hâlâ sorumlu bakanlık bundan vazgeçmiyor. Belki bakan yahut bakanlar orayı hiç görmediler. Buradan bir daha ifade ediyorum. Bunu yapamazsınız. O toplum bize yaptırmaz. Günahtır ve ayıptır. Bir an evvel bu sevdadan vazgeçin.”
Bölgenin nüfus yoğunluğuna da değinen Atalay, Karasu, Kaynarca ve Adapazarı çevresinde yaklaşık 1,5 milyon kişinin yaşadığını belirterek planın kamuoyunda daha fazla tartışılması gerektiğini ifade etti.
“KİMYACILARI GETİRİP MİLLETİ ZEHİRLEYECEKLER”
Endüstri bölgesinde hangi sektörlerin faaliyet göstereceğine ilişkin kaygılarını da dile getiren Atalay, kimya sanayisinin bölgede oluşturabileceği çevresel etkiler konusunda uyarılarda bulundu.
Konunun Sakarya genelinde gündem olduğunu belirten Atalay, “Bütün şehir ayakta. Hâlâ diyorlar ki orası endüstri bölgesi. Ne olacak? Şimdi oraya kimyacıları getirecekler, orada milleti zehirlemeye devam edecekler” ifadelerini kullandı.
Atalay’ın bu sözleri, planlanan sanayi yapılanmasının çevre ve halk sağlığı üzerindeki olası etkilerine yönelik endişelerini ortaya koydu.
“FABRİKALAR TARIM ARAZİLERİNE KURULDU”
Sakarya’da geçmişte sanayi tesislerinin tarım arazileri üzerinde kurulduğunu belirten Atalay, kentteki mevcut sanayi yapılanmasının da gözden geçirilmesi gerektiğini söyledi.
Adapazarı’na giriş güzergâhındaki büyük fabrikaları örnek gösteren Atalay, geçmişte bu alanlarda tarımsal üretim yapıldığını anlattı.
Atalay, “Değerli arkadaşlarım, Sayın Bakanım, Adapazarı’na girerken sağda solda fabrikalar var. İsmini konuşmak istemiyorum. Yolun kenarında dünyanın devasa fabrikaları var. Otomobil fabrikaları. O arazilerde bundan 60 sene evvel rahmetli babamla patates topladığımı biliyorum. Patates. Kamyoncu babamla patates topladık. Ne olurdu o fabrikayı 5 kilometre dağın dibine yapsaydın, ne olurdu?” diye konuştu.
Sanayi tesislerinin yer seçiminde tarım arazilerinin korunmasının önemine dikkat çeken Atalay, geçmişte yaşanan planlama sorunlarının bugün de devam ettiğini savundu.
“SU VE ÇEVRE, MAAŞ KADAR ÖNEMLİ”
Çalışanların ekonomik koşullarının yanı sıra çevre ve su kaynaklarının korunmasının da sendikaların gündeminde olması gerektiğini belirten Atalay, su ve çevrenin önemini vurguladı.
Sendikaların yalnızca ücret ve maaş konularıyla ilgilenmediğini ifade eden Atalay, doğal kaynakların korunmasının gelecek açısından belirleyici olduğunu söyledi.
Atalay, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:
“Biz sendikalar, su da bizim meselemiz, çevre de bizim meselemiz, maaş da bizim meselemiz. Bana göre su, çevre maaştan daha önemli geliyor. Ama onu 25 yaşında genç görmüyor ki, bilmiyor ki. ‘Bırak onları’ diyor, ‘suyu hallederim, çevreyi hallederim, parayı hallet.’ Su olmazsa, çevre olmazsa para olmaz.”




