Yaşamını halen Londra’da sürdüren Adapazarı doğumlu yazar Hande Ortaç’ın ikinci romanı “SUS”, İletişim Yayınları etiketiyle okurlarla buluştu.

ROMANIN KONUSU
“SUS” adlı romanda İstanbul’un beton blokları arasında yaşayan iki yabancının kesişen hayatları anlatılıyor. Hikâyede bir yanda sahte kimliklerin ardına saklanarak internet ortamında vatan savunması yaptığını düşünen bir trol, diğer yanda ise toplumun çoğu zaman üçüncü sayfa haberi olarak gördüğü hamile bir kadın yer alıyor.
Bu iki karakterin yolu bir apartman dairesinde kesişirken, aralarındaki ilişki zamanla karmaşık bir hal alıyor. Karakterler hem suç ortağı oluyor hem de birbirlerine karşı birer düşmana dönüşüyor.
DİJİTAL ZORBALIK VE TOPLUMSAL HİKÂYELER
Yazar Hande Ortaç, romanında dijital zorbalığın karanlık yönleri ile kadınların görünmez kılınan hayatları arasında çarpıcı bir bağ kuruyor. Günümüz Türkiye’sinin atmosferi, klavye sesleri ve dijital dünyanın etkileri roman boyunca hissediliyor.
“GÜRÜLTÜYÜ AZALTMAK İSTEDİM”
Yazar Hande Ortaç, romanına ilişkin değerlendirmesinde “Niyetim kimseyi susturmak değil, sadece etrafımızdaki gürültüyü azaltmak” ifadelerini kullanıyor.
“Etrafımızdaki gürültüyü susturabilseydik, kimin sesini duymaya başlardık?” sorusundan yola çıkan romanın, okurları “SUS”un anlattıklarına kulak vermeye davet ettiği belirtiliyor.






