Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli partisinin TBMM Grup Toplantısında gündeme dair açıklamalarda bulundu. Suriye, erken seçim çağrıları, Epstein dosyalarıyla ilgili konuşan Bahçeli, konuşmasının sonrada Terörsüz Türkiye süreciyle ilgili çok konuşulacak ifadeler kullandı.
"ÖCALAN UMUDA, DEMİRTAŞ YUVASINA DÖNMELİ"
Bahçeli'nin Abdullah Öcalan'a umut hakkı, yerine kayyum atanan Mardin Büyükşehir Belediye Eş başkanı Ahmet Türk'ün ve Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer'in görevine iade edilmesi ve cezaevindeki Selahattin Demirtaş'ın tahliyesi çağrısı sözleri grup toplantısına damga vurdu. Bahçeli, "Aziz dava arkadaşlarımız Anadolu huzura, Öcalan umuda, Ahmetler makama ve Demirtaş yuvasına dönünceye kadar kararımız nettir!" çağrısını yaptı.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin konuşmasından satır başları şunlar oldu:
Değerli dava arkadaşlarım, muhterem hanımefendiler, beyefendiler, bir haftalık aranın ardından Meclis toplantımızda sizlerle buluşmanın bahtiyarlığını yaşıyorum. Hepinizi hürmetle selamlıyor, huzurlu bir hafta geçirmenizi diliyorum.
MHP ve Cumhur İttifakı bütün Türkiye'nin hatta Türk İslam dünyasının siyaset kutbudur. Üç hilal sadece bugünün değil, yarınların da partisidir. Milletimiz şahsi çıkarların üstündedir. Siyaset temel ve mecburi derstir.
Bizim çamur zihniyetlere yüzümüz dönük kapımız süngülüdür. Az ve öz söyleyip hafızalarda derin anlamlar bırakacak maharete sahip olmak lazım.
Türkiye'mizin geçtiği tarihi eşik hepimize ihmal edilemez sorumluluklar yüklemektedir. İnsanda iki adet şuur vardır. Biri adalet ve diğeri tarih şuurudur. Huzursuz bir dünyada kimse güvende değildir. Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın yalanı alıcısı olmayan küflü mal gibidir.
İnsanlığı zorlu bir gelecek beklemekte. Millî ve küresel kaderimiz üzerinde söz sahibi olmaktan başka diğer tüm seçeneklere kapalı olmalıyız. Kimler bu hedeflere dudak büküyorsa kukladır, korkaktır. Kim bu hedefleri baltalıyorsa maksatlıdır, maşadır.
Demokrasimizin özgürlükleri ve insan hakları politikalarını el birliği ile geliştirmenin yollarını bulup hayata geçirmek önemli ve zorunludur. Siyaset kurumunun itibar kaybının sebeplerinden biri olan tutarsız, seviyesiz söylemlerden uzak durulmalıdır. Siyasetçinin siyaseti zenginleştirme ve itibar kazandırma işlevi bulunmaktadır. Türk milletinin tüm mensuplarının kardeşçe yaşamasını temin etmek asli görevdir. Birliktelik ve dayanışma öneminin kabul etmeyenlerin, çatışmaya sürekli vurgu yapması anarşiye çanak tutmaktadır.
Terörsüz Türkiye ile bölge hedefleri insan hakları ve özgürlüklerinin açılan bayrağı altında toplanmaktır. Söylediklerimizin anlaşılmasını bekliyoruz. İş birliği kurmanın yolu anlamaya yönelik adımlar da atmaktır.
Kürt kardeşlerimiz ile YPG'yi yan yana getirmek gafilliktir. Suriye'de yeni bir denklemi yeni bir yapı oluştu. Bu durum beklenen gayedir. Toprak bütünlüğü ile ilişkilidir. 30 Ocak'ta Şam ile SDG arasında, 10 Mart Mutabakatı ile 18 Ocak Mutabakatı ile ateşkeste Suriye'ye entegrasyon konusunda anlaşmaya varılmıştır. Bu bir kavşak noktasıdır. Devlet otoritesi sağlanmıştır. Yapılan anlaşmanın uygulaması dün başladı. Suriye'de devlet içinde devlet olmayacağı netleşti. Komşu ülkenin haritası artık tek renge bürünmüş ve işgalciler işgal ettikleri alandan çıkarıldı. Önemli bir etap böylelikle geçilmiştir.
DEM PARTİ İMRALI'YA SAYGI GÖSTERMELİ
PKK’nın kurucu önderliği 27 Şubat 2025 tarihinden itibaren verdiği tüm sözlerin ardında durdu mu? Durdu. Madem maksat hasıl oldu o halde bize düşen de PKK’nın kurucu önderliğine, DEM Parti’den tüm örgüt uzantılarına kadar saygı gösterilmesini istemek ve beklemektir
DÖNEN DÖNSÜN YOLUNDAN, BEN DÖNMEM YOLUMDAN
Türkiye'de olduğu gibi Suriye'de de provokasyonlar yaşanabilir. Sabırlı ve temkinli olmalı. Nusaybin'de bayrağımızı indiren alçaklar, milli birliğimizi yaralamaya çalışanlar ne yaparsa yapsınlar, Pir Sultan'ın sözleri ile sesleniyorum; "Koyun beni hak aşkına yanayım. Dönen dönsün, ben dönmezem yolumdan. Yolumdan dönüp mahrum mu kalayım? Dönen dönsün, ben dönmezem yolumdan"
Nefreti aşılayanlar kaybedecek, Türk Kürt kardeşliğini bozmayı planlayanlar kaybedecek. Terör örgütünün Kürt kardeşlerimizi vesayet altında tutmaya hizmet edenler iki cihanda da yatacak yer bulamayacak. Türk de bizim Kürt de bizim. Türk milleti de biziz Kürt milleti de biziz ve alayıyız.
CHP Genel Başkanı’nın Suriye devletinin terörle mücadelesini endişe verici bulması, Sayın Ahmet eş Şara’nın Suriye’nin tamamını temsil etmediğini dile getirmesi hüsran verici bir hezeyandır. Esad’ı kalbinde taşıyan, aklını ve gönlünü de YPG’ye kaptıran bu zatın ne sözü söz, ne de siyaseti mert ve millidir. “HTŞ’ye kravat takmakla olmaz” demiş. Anlayacağınız halt etmiş, gene çuvallamış. Sen de YPG’nin kravatını takabilirsin, Mazlum Abdi’yle el ele verebilirsin, dağ taş gezerek fesat/nifak üretimi yapabilirsin. Sayın Özel, zırvayı bırak sadede gel. Gürültü patırtı çıkarmanın siyaset olmadığını, laf ola beri gele türünden konuşmaların seni komik durumlara düşürdüğünü anla ve kabullen. Dilinin altındaki baklayı çıkar, Suriye’nin siyasi ve toprak bütünlüğünü sağlamasından dolayı uykularının kaçtığını da itiraf et.
ERKEN SEÇİM ÇAĞRISI SİYASİ AHMAKLIK
Ahlaken sorunlu siyaset zar atmaktan farksızdır; gelecek olan de her zaman hep yektir. CHP Genel Başkanı’nın erken seçim ezberine takılması ve şahsıma beyhude çağrılar yapması tam bir siyasi ahmaklıktır. Seçimin ne zaman yapılacağı bellidir. Erken seçim diye bir şey asla gündemde yer almayacaktır. CHP Genel Başkanı, seçim kapısını arala diye mırıldansa da, bizim Cumhur İttifakı olarak aralayacağımız kapı Türk ve Türkiye Yüzyılının cümle kapısıdır. Başka kapılara yüz sürmek, başka kapılardan medet ummak CHP’nin beklentisi ve dileği olsa da, Milliyetçi Hareket Partisi ile Cumhur İttifakı’nın böyle ucuz ve bayat gündemlerin peşinden savrulması, o kapı bu kapı gezip dolaşması siyasi akıl ve mantık dışıdır. CHP Genel Başkanı merak etmesin, seçim günü gelip çattığında Türk milleti yüksek iradesiyle istismarcı, inkarcı, rüşvetçi, kumarcı, komisyoncu, vurguncu organize yolsuzluk çetesine Türkiye’nin kaç bucak olduğunu muhakkak gösterecektir.
ABD’NİN İRAN’I VURMASI HİÇBİR ŞEKİLDE KABUL EDİLEMEZ
Kaynayan ve kanayan küresel sistem düşe kalka iflas bayrağını çekmiştir. ABD’nin silaha ve zora dayalı müdahaleleri, sömürüye ve yayılmaya dayalı mütecaviz talepleri bağımsız devletlerin egemen eşitliklerini tartışmaya açacak noktaya kadar gelmiştir. Venezuela’dan sonra, İsrail’in tahrik ve tacizleriyle ABD’nin İran’a karşı gündeme aldığı askeri operasyon ihtimali sadece komşu ülke İran ve bölgemiz için değil dünyanın tamamını yakıcı şekilde etkileyecek asal bir tehlikedir. İran’a askeri hareket yoluyla sözde ılımlı, gerçekte zincirlenmiş ve devşirilmiş köstebek liderleri işbaşına getirme senaryosu çok vahim sonuçları peş peşe tetikleyecektir. Venezuela’dan sonra sırayı İran’ın alması felaketlere açık davetiye çıkarmaktan başka bir anlama gelmeyecektir. Siyonizm’in dürtmesiyle ABD’nin İran’ı vurması hiçbir şekilde kabul edilemez bir emperyalist vandallık olacaktır. Böylesine bir hak ve yetki hiçbir ülkenin uhdesinde değildir. Bu itibarla ABD ile İran arasında diyalog ve diplomasi öne çıkmalıdır.
CUMHURBAŞKANIMIZIN ÇABASI TAKDİRE LAYIK
Sayın Cumhurbaşkanımızın tarafları uzlaştırma ve yatıştırma çabası saygındır ve takdire layıktır. İran’ın huzur ve güvenliği, aynı şekilde Suriye’nin huzur ve güvenliği bölgesel istikrarın kilit taşıdır. Bu taşı yerinden oynatmak, İran’a askeri operasyon yapmak zincirleme ve altından kalkılması kolay olmayan sorunları dalga dalga gün yüzüne çıkaracaktır. Rusya ve Ukrayna’dan sonra İran’ı da içine alacak savaş ve sıcak çatışma havasının küresel boyut kazanması halinde kabus senaryoları kuvveden fiile geçecektir. Katar’ın arabuluculuğu, Türkiye’nin yoğun gayretleri ABD ile İran arasındaki anlaşmazlığa sebep olan konu başlıklarının mutabakatla çözümüne katkı sağlamalıdır. Bölgemiz yeni bir savaşı kaldıramaz. Tarafları aklı selime çekecek orta bir yolun bulunması barışçıl ortama musallat olan sisi dağıtacaktır.
Tam bunlar oluyorken, birden bire asrın sapıklığı ve ahlaksızlığı olarak değerlendirilmesi gereken ve 3 milyon sayfanın üzerinde olan Epstein belgeleri dünya kamuoyuna oturmuştur. Skandal itiraflar, dehşet verici çarpıklıklar ne hikmetse ABD’nin Suriye’de SDG/YPG’ye sırt dönüp Ahmet eş Şara’yı desteklediği, ayrıca İran’a yönelik saldırı planlarının ortaya çıktığı bir zamana tesadüf etmiştir. İşkence gören çocuklardan taciz ve tecavüze uğrayan reşit olmayan kız çocuklarına varıncaya kadar kan donduran iğrençliklerin yaşanması, pek çok siyasetçi, devlet adamı ve meşhur ismin karıştığı ve katıldığı skandallar furyası insanım diyen herkesin midesini bulandırmaktadır.
EPSTEİN BELGELERİ MANİDAR ZAMANDA DEŞİFRE EDİLDİ
Cinsel istismar suçlusu milyarder Jeffrey Epstein’e ilişkin olarak yayımlanan belgelerin zamanlama itibariyle manidar bir dönemde deşifre edilmesi hem tuhaf hem de akılları karıştıran soru işaretleriyle doludur. İnsanlık ayıplarının, insani felaketlerin, kirli ilişkilerin merkezinde yer aldığı bu tehdit mekanizmasının organize halde siyasi ve stratejik hedefleri gözettiği kanaatimce çok mümkündür.
MHP doğru bildiği yoldan ayrılmayacaktır. MHP ve Cumhur İttifakı küçük hesapların kendi ayaklarına pranga vurmasına izin vermeyecektir.
Anadolu huzura, Öcalan umuda, Ahmet'ler makama, Demirtaş yuvasına dönene kadar kararımız nettir.




