İsrail’in kuruluşu ve Filistin halkının yurtlarından soykırım yoluyla çıkarılmasını temsil eden 15 Mayıs 1948 Nekbe Günü (Felaket Günü) dünyada her sene anılıyor.
Sakarya Filistin Gönüllüleri de, konuyla ilgili Demokrasi Meydanı’nda bir basın açıklaması gerçekleştirdi.
Mücahid Gacal’ın okuduğu açıklamada, ABD ve İsrail lanetlenirken, İslam ülkelerinin ABD ve İsrail’e karşı birlikte pozisyon almaları ile bağımsız ve özgür bir coğrafyanın tesis edileceği kaydedildi.
Açıklamanın tam metni şu şekilde:
"Nekbe. Rabbimiz Allah’tır demelerinden dolayı Filistin halkının 3’te 2’sinin topraklarından sürgün edildiği gün.
Nekbe. Büyük Felaket. Bundan tam 78 yıl önce, Birleşmiş Milletler kararıyla İsrail’in işgalinin onaylanmasından hemen 1 gün sonra yaşanan büyük katliamlar ve sürgün.
Nekbe. bir günde 774 Filistin köy ve kasabasının işgal edilip, 531’inin haritadan silindiği, 70 katliam sonucunda 15 bin masumun şehit edildiği gün. Filistin halkının boyunlarına astıkları kapılarının anahtarlarıyla evlerini bırakmak zorunda kaldıkları gün. 1948’de 1 milyon Filistinli evlerinden zorla sökülüp atılmıştı. Bugün Filistinli mülteci sayısının 6 milyonu aştığı biliniyor.
Nekbe, yeryüzünde batı medeniyetinin ikiyüzlü alçaklığını, hakkın değil gücün üstün tutulduğunu tüm dünyaya haykıran bir sembol. 78 yıldır, Filistin toprakları ile birlikte Müslümanların kutsalları ve insanlığın onuru işgal altında.
78 yıldır Filistin halkı ve onların tüm yeryüzündeki özgür dostları, her Nekbe gününde özgürlük çağrısını dünyaya ulaştırıyor. Bu çağrı özellikle 7 Ekim Aksa Tufanı ile başlayan süreçte son üç Nekbe’dir artık çok daha berrak ve anlaşılır. Tüm Dünya halkları küresel emperyalizmin ve Siyonizmin yeryüzünde sürdürdükleri, işgal, ifsad ve sömürüye karşı Nekbe’nin bir özgürlük ve kurtuluş çağrısı olduğunu görüyor. Bu nedenle dünyanın tüm coğrafyalarında Nekbe günü artık daha yüksek bir sesle ve daha güçlü bir özgürlük inancıyla yükseliyor.
Dünyada kötülüğün sembolü olan İsrail ilk kez bu kadar köşeye sıkıştı. Sırtını Amerikan emperyalizmine dayayan Siyonistler, sivil katliamları ile yaşadıkları sıkışmışlığı örtbas etmeye kalksa da Direniş Cephesi’nin son 2 aydır vurduğu şamarların etkisinden çıkamıyorlar. 1948’de Yahudiler için ‘güvenli devlet’ vaadiyle kurulan İsrail, gelinen noktada her gün füzelerin ve bombaların patladığı bir vasatla yüzleşiyor. Aksa Tufanı ve İran Savaşı bütün dünyaya siyonizmin, emperyalizmin ve topyekun NATO hattının nasıl imha edileceğini göstermiş oldu.
İslam ülkeleri, artık o çok korktukları ABD ve İsrail’in yenilebilir olduğunu, ‘’tarihin sonu’’ safsatalarının hiçbir geçerliliği olmadığını gördüler. Hırsız, katil, terörist ve pedofili olan Amerikan emperyalizmi ve şımarık çocuğu İsrail, İslam ülkelerinin ikili, üçlü ittifakları ile geriletilebilir ve nihai olarak tarihin çöplüğüne gömülebilir. Emperyalist ve siyonist vesayetin ortadan kaldırılması yalnızca İslam ülkelerini değil, bütün insanlığı özgürleştirecek, Epstein çetesinin elinden kurtaracaktır.
Hud Suresi 61. ayeti kerimede belirtilen ‘Yeryüzünü imar edin’ ilahi buyruğunun gereği bugün Hamas’la, İran’la, Direniş Cephesi ile omuz omuza olmaktır. İnsanlığın adil ve huzurlu yarınlara uyanması için bu mücadeleye destek olmaktır.
Bu bağlamda bizim de Türkiye olarak sorumluluklarımız bulunmaktadır. 1948’de soykırım ve terör üstüne bina edilen İsrail’i 1949’da ilk tanıyan İslam ülkesi Türkiye olmuştur. İktidar, 77 yıl sonra İsrail’le diplomatik ilişkileri keserek bu kara lekeyi söküp atmalıdır. İsrail’e ve emperyalizme hizmet eden İncirlik ile Kürecik üslerine karşı harekete geçmelidir. Temkinli politikaların bugüne kadar bir sonuç vermediği, emperyalistlere bağımlılığı artırdığı apaçık ortadadır. Ak Parti iktidarının atacağı adımlar Filistin yanlısı söylemini eyleme dökmesi anlamına gelecektir.
İsrail’le ticaret ve petrol akışı bütün yalanlamalara rağmen, devam etmekte ve her gün yeni yeni raporlarla gerçekler açığa çıkmaktadır.
Ayrıca İsrail’e silah ve savunma adına ne varsa üretip satan Repkon, BAE Systems, Leonardo gibi uluslararası firmalarla yeni anlaşmalar yapılmakta, buna karşı çıkan Filistin dostları gözaltına alınmak gibi aymazca uygulamalara maruz bırakılmaktadır. Yurt dışında İsrail’e savunma ve teknoloji sağlayan firmalar protesto edildiğinde bunu destekleyenler, ülkemiz söz konusu olduğunda bu yanlışların dile getirilmesinden rahatsız olmaktadırlar. Özgür Kudüs için tutarlılık istiyoruz, samimiyet istiyoruz.
Nekbe’nin 78. yılında Büyük Şeytan Amerika’dan, Siyonist İsrail’den hesap soracak, coğrafyamızı bağımsız ve özgür kılacaksak bunda ülkemizin de payı olmak zorundadır. Bu tarihi ve insani bir sorumluluktur, hele hele alnı secdeye giden iktidar sahipleri için akidevi bir sorumluluktur.
Bu vesile ile, Özgür Kudüs için, Filistin’e Geri Dönüş için canlarını feda eden aziz şehitlerimizi rahmet ve özlemle anıyoruz. Şeyh Ahmed Yasin’i, Rantisi’yi, Şikaki’yi, Abbas Musavi’yi, İsmail Heniyye’yi, Nasrallah’ı, Yahya Sinvar’ı, İmam Hamaney’i saygı ile anıyor, yollarının devam edeceğini müjdeliyoruz.
Ey yeryüzünün müstekbirleri, ey fitnenin ve fesadın yuvaları, Emperyalist ve siyonist kuşatmayı eninde sonunda kıracağız. Ey Baal putunun zavallı köleleri, sizleri ait olduğunuz tarihin kirli sayfalarına gömeceğiz. Siyonist İsrail’den ve katil conilerden sadece Nekbe’nin değil, katledilen Amerikan yerlilerinin, köleleştirilen Afrikalıların, Soykırıma uğrayan Bosna’nın, hakları gaspedilen Latin Amerika halklarının, Hiroşima’nın/Nagazaki’nin, Beyrut’tan, Dahiye’den Minab’a İslam topraklarındaki tüm cinayetlerin hesabını soracağız.
O hesap günü gelip çattığında bu dünyaya hiç gelmemiş olmayı dileyeceksiniz. Şüphesiz, mazlumun zalimden hesap soracağı o gün, zalimlerin tüm zulümlerinden çok daha çetin olacaktır."







