Teç-Sen Sakarya Şubesi ve Eğitim Sen Şubesi, 2023 yılı memur maaş zammına ilişkin tepkisini göstermek ve değerlendirmelerini sunmak için Camili Resmi Daireler Kampüsü önünde "Sadaka değil; insanca yaşayacak ücret istiyoruz!" sloganı ile ortak basın açıklaması düzenledi.

 Yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

"Enflasyon rakamları açıklandı. TÜİK’e göre enflasyon; aylık yüzde 1.18, yıllık yüzde 64.27 olmuştur. Yine TÜİK verilerine göre emekçilerin ve halkın temel harcama kalemi olan gıdada resmi enflasyon yıllık yüzde 77.87’ye, kira-konut enflasyonu ise yüzde 79.83’e ulaşmıştır.

Bağımsız iktisatçılardan oluşan Enflasyon Araştırma Grubu (ENAGrup) verilerine göre ise enflasyon aylık yüzde 5.18, yıllık yüzde 137.55 artmıştır.

Yaşanan gerçek hayat pahalılığının TÜİK tarafından açıklanan resmi rakamlar ile adeta bir kara delik gibi yutulmasına maalesef alıştık. Ancak son açıklanan resmi enflasyon rakamları hepimize bir kez daha “Bu kadar da olmaz. İnsanın aklı ile bu kadar da dalga geçilmez” dedirtmiştir.

Buna rağmen Cumhurbaşkanı yandaş konfederasyonun "Sözleşmeliye Kadro Şöleni" programında kameraların karşısına geçmiş, büyük bir müjde veriyormuşçasına, kamu emekçilerinin ve emeklilerin 2023 Ocak maaşlarının yüzde 25 artırılacağını açıklamış ardından gelen tepkiler üzerine de ulufe dağıtır gibi %30’a çıkarmıştır. 

Her şeyden önce bugün TÜİK tarafından açıklanan rakamlar iktidarın yıllardır sürdürdüğü yaşanan gerçek enflasyonu perdeleyerek milyonlarca çalışanın maaşını düşük gösterme politikasının ürünüdür.

Dolayısıyla iktidarın “enflasyonu düşürdük” açıklamalarının, Cumhurbaşkanı’nın sahte TÜİK rakamlarının üzerine birkaç puan koymaktan ibaret “müjdesinin” hiçbir karşılığı yoktur.

Çünkü ne yazık ki  bizler TÜİK rakamlarının yalan, yoksulluğun gerçek olduğunu onlarca acı tecrübe ile öğrendik.

İsveç'teki saygısızlığa tepki olarak 500 Kur'an-ı Kerim dağıttılar İsveç'teki saygısızlığa tepki olarak 500 Kur'an-ı Kerim dağıttılar

Yıllardır emeği ile geçim mücadelesi verenler başta olmak üzere halkın %99’u olarak TÜİK’in her verisinin sahte olduğunu biliyoruz. Gittikçe artan hayat pahalılığını iliklerimize kadar yaşamaya devam ediyoruz. 

Ülkeyi yönetenler bugüne kadar onlarca Ali Cengiz oyunu ile yaşadığımız gerçek enflasyonu gizlemeyi başardılar. Ama geldiğimiz noktada yıllardır sahnelenen bu oyunların sonuçlarını gizlemek artık mümkün değildir.

Bugün devlet dairelerine bile “bu işyerinde asgari ücret uygulanmaktadır” tabelaları asılmasına ramak kalmıştır.  

Tüm bunlara rağmen iktidarın Çalışma ve Sosyal Güvenlik bakanı çıkıp “Kamuoyunda asgari ücrette yüzde 54 artış yapıldı, bize de olur mu şeklinde saçma sapan tartışmalar var" diyebilmektedir.

Oysa “saçma sapan” olan; milyonlarca kamu emekçisinin ve emeklinin talebi değildir.

Saçma sapan olan; gerçekleri ters yüz etmek için takla attırılan TÜİK rakamlarıdır.

Saçma sapan olan; resmi enflasyonun yoksulun cebinden alınan bir vergiye dönüştürülmesi ve bu verginin zenginin cebine aktarılmasıdır.

Saçma sapan olan; emeğin ulusal gelirden aldığı payı sadece son iki yılda on puan düşüren politikaları hayata geçirip büyüme ve  istikrar nutuklarına halkın inanmasını beklemektir.

Saçma sapan resmi enflasyon rakamlarına göre yapılan maaş-ücret artışları ile her gün daha fazla yoksullaştırmaktan bıktık.

“Saçma sapan” denilerek aşağılanan talep “memur ve emekli maaşları asgari ücrete yapılan %54 oranında artırılsın” talebidir. 

Bizler  bu talebe katılmakla birlikte çok mütevazi bulduğumuzun da altını çiziyoruz.

Çünkü kamu emekçilerinin ve emeklilerinin yıllardır biriken kaybının çok daha fazla olduğunu sadece biz değil, tüm kamu emekçileri ve emekliler bilmektedir.  

·Sadece bir yıl önce yoksulluk sınırının yaklaşık yarısına denk gelen en düşük kamu emekçisi maaşı bugün yoksulluk sınırının üçte birine kadar inmiştir.

·Son bir yıldaki yüzde yüz artışa rağmen asgari ücret hem yaşanan gerçek enflasyonun hem de açlık sınırının altına inmiştir. 

·Altı buçuk milyon kamu emekçisinin ve emeklinin maaşında yaşanan artış ise sadece %41’de kalmıştır.

Bundan dolayı öncelikle yaşanan kayıpların bir nebze de olsa azaltılması için kamu emekçilerinin ve tüm emeklilerin maaşlarına en az asgari ücret artış oranı kadar zam yapılmalıdır.

Öte yandan tüm kamu emekçileri ve emekliler bu artışın yaşanan hayat pahalılığının sürdüğü koşullarda kısa sürede eriyeceğini bugüne kadar defalarca tecrübe etmiştir.

Her zaman altını çizdiğimiz üzere enflasyona göre maaş zammı “sıfır” zam demektir. Sahte rakamlardan ibaret TÜİK verilerine göre maaş zammı ise reel gelirimizin erimesi, yoksulluğumuzun artması demektir.

Kalıcı olan ise insanca yaşamaya yetecek bir ücret mücadelesidir. Bunun da yolu en düşük kamu emekçisinin gelirinin maaşında ve tüm sosyal ödemelerde yapılacak artışlarla yoksulluk sınırı üzerine çıkarılmasından geçmektedir.

Eğitim Sen ve Tec Sen olarak, iktidarlardan icazet beklemek yerine her zaman olduğu gibi insanca yaşamaya yetecek ücret için “HAK VERİLMEZ, MÜCADELE İLE ALINIR” şiarı ile ortak mücadelemizi büyüteceğimizi ilan ediyor, tüm kamu emekçilerini ve emeklileri mücadelemize omuz vermeye çağırıyoruz."