Eren Güler-Muhammet Ali Güleç
Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde bir lisede meydana gelen ve 16 kişinin yaralanmasıyla sonuçlanan silahlı saldırı, Sakarya'daki eğitim camiasını ayağa kaldırdı. Sakarya'da görev yapan eğitimciler, artan şiddet olaylarına dikkat çekmek amacıyla bir günlük iş bırakma eylemi gerçekleştirerek Demokrasi Meydanı’nda toplandı.
Çark Caddesi Nuri Bayar Ortaokulu önünde buluşarak ellerinde "Eğitimciye Şiddete Dur De" yazılı dövizler ve pankartlarla Demokrasi Meydanı'na yürüyen Hürriyetçi Eğitim Sen ve Eğitim-Sen sendikaları ve eğitimciler, ortak basın açıklamasında bulundu.
Eğitim Sen tarafından yapılan basın açıklamasında, "Bugün Şanlıurfa'nın Siverek ilçesi Ahmet Koyuncu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi'nde hepimizi derinden sarsan ağır bir saldırı yaşanmıştır. Saldırıyı gerçekleştiren kişinin okulun eski öğrencisi olduğu, saldırının ardından yaşamına son verdiği, saldırıda aralarında hayati tehlikesi olan eğitim emekçileri de olmak üzere, öğrenciler ve kamu görevlileri dâhil 17 kişinin yaralandığı yetkililer tarafından açıklanmıştır.
Tek başına bir "şiddet vakası" olarak değerlendirilemeyecek olan bu elim hadise, içinde bulunduğumuz sistemin derin çelişkilerini ve çözülme halini açık biçimde ortaya koymaktadır. Daha geçtiğimiz ay İstanbul Çekmeköy'de görev yaptığı okulda uğradığı bıçaklı saldırı sonucu hayatını kaybeden meslektaşımız Fatma Nur Çelik'in acısını hâlâ içimizde taşırken, böylesine bir trajedinin yeniden yaşanması şiddetin eğitim kurumlarda ne denli yapısal bir sorun haline geldiğini göstermektedir.
Okullar, çocukların, gençlerin ve eğitim emekçilerinin güvenli bir biçimde bulunması gereken kamusal alanlardır. Ancak bugün bu alanların giderek güvensizleştiği ve koruyucu niteliğini yitirdiği açıktır. Şiddetin yalnızca fiziki güvenlik önlemleriyle engellenemeyeceği de bilinmelidir. Çünkü şiddet öylece ortaya çıkmaz. Toplumsal eşitsizliklerin derinleştiği, geleceksizliğin yaygınlaştığı, gençlerin eğitimle bağının zayıfladığı ve dışlanmanın olağanlaştığı koşullarda ortaya çıkmaktadır. Eğitim politikalarının bilimsel ve kamusal temellerden uzaklaştırılması, okulların ve eğitim bileşenlerinin toplumsal itibar kaybı bu tabloyu daha da ağırlaştırmaktadır.
Eğitim sistemini eşitsizlikleri derinleştiren ve kamusal niteliğini aşındıran siyasi iktidar; tüm kurumları işlevsizleştiren, denetim ve destek mekanizmalarını zayıflatan idari anlayış ve bu süreçte sorumluluğu olan yöneticiler yaşanan tablonun doğrudan sorumlusudur ve kamuoyu önünde hesap vermelidir.
"Yaşanan bu olay, eğitim alanının bilimsel ve pedagojik temellerden uzaklaştırılması durumunda nasıl derin yaralar açılabileceğini bir kez daha göstermiştir. Eğitim kurumlarını ve toplumu şiddetten arındırmak için eşitlikçi, kapsayıcı ve kamusal bir eğitim anlayışının yeniden inşası zorunludur. Gençleri yalnızlaştıran ve okulları eğitim alanı olmaktan uzaklaştıran politikalar sürdükçe benzer acıların yaşanma riski ortadan kalkmayacaktır. Eğitim Sen olarak bir kez daha altını çiziyoruz: Eğitim, bir güvenlik meselesine indirgenemeyecek kadar yaşamsal, piyasa ilişkilerine terk edilemeyecek kadar kamusal bir haktır. Öğrencilerin ve eğitim emekçilerinin can güvenliğini, fiziksel ve ruhsal bütünlüğünü korumak kamusal sorumluluğun en temel gereğidir. Yaşanan bu vahim saldırıda yaralanan eğitim emekçilerine ve öğrencilere acil şifalar diliyor, tüm eğitim emekçilerine, öğrencilere ve ailelerine geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz. Eğitim Sen olarak, bugün en temel sorumluluğunu yerine getiremeyen, eğitim emekçilerini ve öğrencilerin güvenliğini sağlayamayan kurumları ve yöneticileri kamuoyu önünde hesap vermeye çağırıyoruz. Eğitimin kamusal niteliğini savunmaya ve okulları şiddetin değil yaşamın, kamusal, bilimsel ve laik eğitimin alanı haline getirmek için mücadele etmeye devam edeceğimizi kamuoyuna duyuruyoruz." denildi.
Hürriyetçi Eğitim Sen Sendikası Sakarya Şube Başkanı Buğra Kızılkaya, "Üzerine ölüm düştü okullarımızın. Çıkmaz bir sokak, anlamaz bir akıl, kördüğüm bir dert, umursamaz bir Bakan, seyirci insanlık ve ölümüne bir meslek sevdası düştü. Her gün ama her gün ölüyoruz da onca haber kanalında, onca sosyal medya paylaşımlarında haber değeri taşımayacak kadar değersiz bir son düştü. Bir cani okulumuza girmiş, tüm hınç ve öfkesiyle önüne gelene ateş açmış, on öğrencimizi, dört öğretmenimizi, bir polisimizi ve bir sivil vatandaşımızı yaralamış. Görmediniz mi vicdansızlar; koridorda bir öğretmenimiz vurulup yere düşüyor! Görmüyor musunuz okuldaki öğrencilerimiz panik içerisinde sağa sola kaçışıyor! Görmüyor musunuz öğretmenleriniz yaşlılıktan, trafik kazasından ya da amansız bir hastalıktan değil; -ama öğrenci ama veli- okulu basan caniler tarafından vurularak, bıçaklanarak öldürülüyorlar! Sizde nasıl bir merhamet, sizde nasıl bir vicdan var! “Öğretmene sallanan o parmağı kırarım. Öğretmene saldıran o kolu keser atarım! “ cümlesini bile kuramadığınız öğretmenler size ne yaptı? Sizi uzaylılar mı yetiştirdi?
Eserinizi kanlar içerisinde görebilirsiniz. Çünkü siz; eti senin kemiği benim teslimiyetiyle öğretmenine çocuğunu teslim eden velileri; CİMER katibi, öğretmenlerin idari amiri yaptınız. Öğretmenini hem ana hem baba olarak gören ve sonsuz bir minnet ile öğretmeninin elini öpen çocuklarımızı öğretmen katili yaptınız. “Öğretmen yatıyor, öğretmen üç ay tatil yapıyor, öğretmen çok maaş alıyor.” Cümlelerini bir koro halinde tüm Türkiye’ye söylettiniz. Sizler de bu koronun şefliğini canı gönülden yaptınız. Sizlere binlerce defa yazıklar olsun!"
Saatler üzerinden emeği pazarlayacaksak eğer; yetmiş yıl yaşadığımız yeryüzü, sadece dokuz ay kaldığımız anne karnından daha mı değerlidir? Kiloyla tartacaksak fedakârlığı ve emeği, litrelerce sütünü içtiğimiz inek, gram gram ağzımıza sütünü akıtan anamızdan daha mı kutsaldır?
Sizde nasıl bir vicdan, sizde nasıl bir devlet yönetimi anlayışı var bilemedik! Bütün kitapları yırttınız; bütün kalemleri kırdınız; ocağımıza, yüreğimize ve emeğimize ateş düşürdünüz! Sizde nasıl bir iman, sizde nasıl bir hasımlık var anlayamadık! Bütün dualarımızı kirlettiniz; bileklerimizi kelepçelediniz; dilimize, dinimize ve sevgimize ihanet gibi düştünüz!
Mahremiyetimiz olan okullar kan gölüne dönmüşken hâlâ maarif nümayişleri içerisinde kahkahalar ve nutuklar atan sizler! İşte biz buradayız! Okullara siz gidin! Dersleri siz anlatın! Bizim yerimize biraz da siz ölün! Mademki milyonlarca öğretmeni ve öğrenciyi korumaktan acizsiniz. Okullar sizindir... Söz veriyoruz, siz öldüğünüzde sizin için de eylem yapacağız... Bizler Mustafa Kemal’in tabiriyle kalemli savaşçıyız kurşunlar önünde kalemimizle, kitabımızla ülkemizin bölünmez bütünlüğünü savunmaya devam edeceğiz." ifadelerine yer verdi.













