Nurettin Eryılmaz
Sakarya’da Sakarya Emek ve Demokrasi Bileşenleri tarafından “Geçinemiyoruz” sloganıyla yürüyüş düzenlendi. Yürüyüşe çok sayıda vatandaşın yanı sıra CHP Sakarya Milletvekili Ayça Taşkent, CHP Parti Meclis Üyesi Ecevit Keleş ve CHP Sakarya İl Başkanı Oğuz Can Curoğlu ile çeşitli sendikalar katıldı.
YENİ CAMİ’DEN GAR MEYDANI’NA YÜRÜDÜLER
Eyleme katılanlar, Adapazarı Yeni Cami önünde toplanarak Gar Meydanı’na kadar yürüdü. Yürüyüş boyunca sloganlar atılırken, katılımcılar ekonomik sıkıntılara dikkat çekti.
BASIN AÇIKLAMASI YAPILDI
Yürüyüşün ardından Gar Meydanı’nda Sakarya Emek ve Demokrasi Bileşenleri tarafından basın açıklaması yapıldı. Açıklamada, yaşanan ekonomik sorunlara ve geçim sıkıntısına vurgu yapıldı.
Sakarya Emek ve Demokrasi Bileşenleri adına basın açıklamasını okuyan Eğitim-Sen Sakarya Şube Başkanı Yücel Kaçar, şu ifadeleri kullandı:
"Gözümüzü iğneden ipliğe her şeye yapılan zam fırtınası ile açtığımız, bir yılı, 2025 yılını geride bıraktık. Yıllardır devam eden yoksullaştırma politikalarından 4 Milyon kamu emekçisi ve 2,5 milyon kamu emeklisi olarak bizler de payımıza düşeni aldık. 2025 yılı asgari ücretlisinden emeklisine, işçisinden kamu emekçisine emeği ile geçinen milyonlar için, bizler için adeta bir kâbus yılı oldu. Maaşlarımız her ay gittikçe erirken yoksulluğumuz günden güne arttı. Evet, 2025 yılını geride bıraktık. Ama sorunlarımız artarak devam ediyor. Ülkeyi yönetenler yıllardır çarşıda, pazarda, mutfakta yaşadığımız gerçek enflasyonun yarısına bile denk gelmeyen suni verileri resmi enflasyon olarak açıkladılar. Maaş artışlarımızı TÜİK’’in bu sahte verileri ile sınırladılar. Böylece bu ülkenin ezici çoğunluğunu oluşturan, bizleri, emeği ile geçim mücadelesi veren milyonları her geçen gün daha fazla yoksullaştırdılar, sefalete ittiler. İktidar temsilcileri, yandaş konfederasyon yönetimi ve Hakem Kurulundan oluşan Bermuda Şeytan Üçgeni “toplu sözleşme” adı altında her seferinde Merkez Bankası’nın hiçbir zaman
tutmayan enflasyon tahminini esas aldı. Altışar aylık bu artışlar daha ilk bir, iki ayda TÜİK’in sahte enflasyonunun bile altında kaldı. Aylarca enflasyon farkı almak için bekledik. Altışar aylık periyotlarla hep aynı şeyi yaşamaya devam ettik. Böylece sadece son 2 yılda maaşlarımız yüzde 20 eridi. Şimdi buradan işçilere, emekçilere, emeklilere, tüm kamuoyuna soruyoruz:
TÜİK’in enflasyonu mu yoksa sizin yaşadığınız hayat pahalılığı mı daha gerçekçi? Hükümet sözcüleri “enflasyon düştü” diyor. Peki, sizin enflasyonunuz düştü mü? • Asgari ücret artışı TÜİK enflasyonun bile altında kalmıştır.
• Kaybeden sadece asgari ücretliler değil, bu düzende hepimizin kayıpları artıyor.
kamu emekçileri ve emeklileri olarak 2026 yılına aslında ortalama yüzde 12,5 maaş zammı ile başlıyoruz.
Buna karşın kira, ulaşım, gıda başta olmak üzere temel giderlerimizdeki artışlar maaş artışımızı katlamakta, dolayısıyla reel gelirimiz hızla buharlaşmaktadır.
Bizler 2026 yılına maaşlarımızda ortalama yüzde %12,5 artış ile başlarken:
• 1 Ocak’tan itibaren toplu taşıma ücretlerine %35, sağlıkta katılım paylarına, muayene ücretlerine %30, köprü ve otoyol geçiş ücretlerine ortalama %22, MTV ve damga vergisine %19 zam yapılmıştır.
Bugün 55 Bin TL maaş alıp bunun 25 bin TL’sini kiraya veren bir kamu emekçisinin maaşı Ocak ayında cebine giren maaş zammının neredeyse tamamı kiraya gidecektir.• Bırakalım eti, süt ürünlerini, yumurtayı son bir yılda en düşük memur maaşı ile alınan ekmek sayısı bile azalmıştır.
Ayrıca gelir vergisi adaletsizliği de derinleşmeye devam etmektedir. Maaşlarımızdan kaynakta kesilen Gelir Vergisi, Yeniden Değerleme Oranının 5 puan altında tutulmuştur. Dolayısıyla maaş artışımız yine cebimize girmeden buharlaşacaktır. • 10 yıl önce bugün bir adet çeyrek altın 175 TL’ydi.
Ortalama memur maaşı ile 18 adet çeyrek altın alınıyordu. Bugün çeyrek altının fiyatı 10 bin 500 TL. Ortalama memur maaşı ile 7 adet çeyrek altın bile alınamıyor. Son 10 yılda en az 11 çeyrek altınımızı elimizden aldılar.
Yıllardır büyüme nutukları attılar. Ama büyüyen sermaye, patronlar, yandaşlar oldu. Bizlerin ise yoksulluğu, sefaleti büyüdü. 2024 yılını ‘emekli yılı’ ilan etmişlerdi. Ama emeklileri kuru ekmeğe muhtaç hale getirdiler. On binlerce emekliyi ucuz otel köşelerinde, otogarlarda yaşamaya sürüklediler.
2025 yılını ‘aile yılı’ ilan ettiler. Ama milyonlarca aileyi açlığa mahkûm ettiler. Çağdaş dünya ülkelerinde asgari ücret hesabında, işçinin ailesinin giderleri de temel alınıyor. Ama 2025 yılını ‘aile yılı’ ilan edenler asgari ücreti belirlerken işçinin tek başına temel giderlerini dahi yok saymıştır. Her iki işçiden birinin aldığı asgari ücret tarihimizde ilk defa Kasım ayı açlık sınırının dahi altında kalmıştır.
2026 yılını ise emeği ile geçinen tüm kesimler için bir yıkım yılına çevirmek istiyorlar. ‘Sefalete, köleliğe alışın’ diyorlar. Bizlerin ücretlerini, maaşlarını sefalet düzeyinde arttırırken hep aynı şeyi söylediler. ‘Kaynak yok’ dediler.
Oysa bu ülkenin işçisine, asgari ücretlisine, emeklisine, kamu emekçisine insanca yaşam koşulları sunmak için yeterince kaynağı vardır. Ama bu kaynaklar çalışanlara, yoksullaştırılan halka değil bir avuç asalağa faiz, teşvik, hazine garantisi olarak aktarılıyor.
Bunu 2026 bütçesinde bir kez daha gördük. • 2026’da her 1 dakikada tam 186 asgari ücret faiz olarak yabancı ve yerli sermayeye gidecek.
• Her 1 dakikada tam 145 asgari ücret ‘savunma ve güvenlik’ adı altında silahlanmaya aktarılacak.
• Her 1 dakikada tam 50 asgari ücret sermayeye, patronlara teşvik olarak akacak.
• Her 1 dakikada tam 19 asgari ücret, köprü, otoyol, şehir hastanesi müteahhitlerinin cebine Hazine garantisi olarak girecek.
• Saray dakikada 1,5 asgari ücret harcayacak.
Tüm bunlar yükü bizlere yıkılan vergilerden karşılanacak. Bizler Emek ve Demokrasi Bileşinleri olarak, sendikaların üyeleri olarak buradan haykırıyoruz. Bu kölelik düzenine, sefalete alışmadık. Alışmayacağız. Çünkü bizler biliyoruz ki alışmak kanıksamaktır, kabullenmektir.
Bunun için ayrım yapmaksızın tüm kamu emekçilerini;
• En düşük kamu emekçisi maaşının yoksulluk sınırı üzerine çıkarıldığı;
• İnsanca yaşamaya yetecek bir ücret,
• Güvenceli istihdam- güvenli gelecek,
• Demokratik- adil bir çalışma yaşamı,
• Halktan yana bir kamu hizmeti,
• Grev hakkımızın önündeki engellerin kaldırıldığı Gerçek Bir Toplu Pazarlık Sistemi İçin birlikte mücadele etmeye, omuz omuza vermeye çağırıyoruz.
Çağrımız sadece kamu emekçilerine değil, bu sömürü düzenin çarkları altında ezilen herkesedir. Hepimizi sefalette eşitlemeyi hedefleyenlere artık yeter demenin vakti çoktan gelmiştir. Gelin yıllardır hepimize kaybettiren bu yoksulluk ve sefalet düzenine karşı insanca yaşayacak ücret, güvenceli iş, güvenli gelecek için omuz omuza verelim."
Basın açıklamasının okunmasının ardından yürüyüş ve eylem olaysız şekilde sona erdi.








