Sakarya Ticaret ve Sanayi Odası (SATSO) Mayıs Ayı Olağan Meclis Toplantısı, Meclis Başkanı Erdem Ercan başkanlığında, Yönetim Kurulu Başkanı A. Akgün Altuğ, yönetim kurulu üyeleri ve meclis üyelerinin katılımıyla Erol Öztürk Hacıeyüpoğlu Meclis Toplantı Salonu’nda gerçekleştirildi.
Toplantıda konuşan Yönetim Kurulu Başkanı Akgün Altuğ, hem küresel gelişmelerin etkilerine hem de Sakarya’nın ekonomik performansına dair kapsamlı değerlendirmelerde bulundu.
Ortadoğu'da İran-İsrail savaşı ve Gazze'de süregelen insanlık dramına dikkat çeken Altuğ, "Bu bölgesel çatışmalar sadece ekonomik değil, aynı zamanda insani krizleri de derinleştiriyor. En büyük zararı yine siviller görüyor," dedi. Türkiye'nin ticaret yollarının bu bölgelerden geçtiğine dikkat çeken Altuğ, tedarik zincirlerinin zarar görebileceğini vurguladı.
Sakarya’nın dış ticaret performansına dair çarpıcı veriler paylaşan Altuğ, mayıs ayında 509 milyon dolarlık ihracat yapıldığını, yılın ilk 5 ayında ise toplam 2 milyar doları aşan bir ihracat hacmine ulaşıldığını açıkladı. Sakarya’nın dünyanın 118 noktasına ihracat gerçekleştirdiğini ve ihracatın ithalatı karşılama oranının %100 olduğunu vurguladı.
Altuğ, yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:
2025’in ilk yarısını geride bırakırken, küresel ekonomideki belirsizliklerin etkisini sürdürdüğünü görüyoruz.
Özellikle Ortadoğu’da israil, iran arasındaki savaş ve ABD nin bu savaşa müdahil olması bölgesel istikrarsızlığı daha da derinleştiriyor.
Küresel anlamda enerji ve ticaret dengelerini doğrudan etkiliyor.
Enerji ithalatçısı konumunda olan Türkiye açısından bu gelişmeler; petrol ve doğalgaz fiyatlarında yükseliş riski, üretim ve lojistik maliyetlerinde artış buna bağlı olarak enflasyon baskısının güçlenmesi anlamına geliyor.
öte yandan, suriye’de yeniden alevlendirilmek istenen terör, geçtiğimiz günlerde bir kiliseye yapılan bombalı saldırı, bölgedeki güvenlik risklerini daha da artırıyor.
Malum, ülkemizin ticaret yollarının bir bölümü orta doğu üzerinden geçiyor.
Bu nedenle bölgedeki çatışmalar; tedarik zincirini sekteye uğratabilir. Birçok sektör bundan olumsuz anlamda etkilenecektir.
Bu ekonomi döngüsünün ötesinde, bölgesel çatışmaların en ağır yükünü, ne yazık ki siviller ve masum insanlar taşımaktadır. Bu gelişmelerin, insani boyutları görmezden gelinemez.
İran-İsrail arasındaki çatışma hattında yer alan Gazze başta olmak üzere, Filistin’de uzun süredir devam eden sivil kayıplar, altyapı yıkımı ve temel insani yaşam koşullarının ortadan kalkması, vicdanları derinden sarsmaktadır.
Bu tabloda, ekonomik göstergeler elbette önemlidir ancak ekonominin de hayatın da temel unsuru insandır ve insan hayatı çok değerlidir.
Ne yazık ki barış ve istikrarın hakim olduğu küresel bir düzen temenni etmekten başka, elimizden bir şey gelmiyor.
Diğer yandan, bölgemizde yaşanan savaş ortamına rağmen Türkiye'nin çok yönlü dış politikası ve bölgesel barışa katkı sağlamaya dönük diplomatik duruşu, ülkemiz açısından olası riskleri azaltmaktadır.
Ancak sürecin ne getireceği maalesef yine belirsiz.
Bu küresel tablo içinde Türkiye ekonomisi enflasyonla mücadeleye devam ediyor.
Sıkı para ve maliye politikalarının etkisi kademeli olarak hissediliyor. Bu sıkı para politikaları tüm gelişmiş ülkelerde de bu şekilde devam etmekte. Söz konusu poltikaların yansımaları sınırlı büyüme rakamları olarak karşımıza çıkıyor.
TÜİK tarafından açıklanan verilere göre mayıs ayı itibarıyla enflasyon %35,41 olarak açıklandı.
Merkez Bankası’nın yıl sonu tahmini %24 olarak halen devam ediyor.
Orta vadeli program çerçevesinde 2025 yılı için ise %4 büyüme hedefleniyor.
Bu büyümenin, özellikle yüksek katma değerli sektörler, teknoloji odaklı üretim ve ihracat üzerinden gerçekleşmesi sürdürülebilir ve gerçekçi bir büyüme için önemli.
Sanayi sektöründe ise hâlen dalgalı bir görünüm gözleniyor. Üretimden sanayi altyapısına, tüm yatırım maliyetlerinden enerji yüklerine kadar her alanda iyileştirme ihtiyacı olduğunu görüyoruz. Sanayiciler OSB’lerde sadece üretimle uğraşmıyor; arsadan altyapıya kadar elektrikten suya, birçok masrafla da baş etmek zorunda kalıyor. Bu maliyetler arttıkça üretim yapmak, ayakta kalmak da zorlaşıyor. Sanayi üretim endeksine baktığımızda nisan ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yalnızca %3,3 artış görülüyor.
Bu sınırlı üretim artışı da, sürdürülebilir büyümenin, ancak üretim ve yatırım ortamının güçlendirilmesi ve devlet tarafından desteklenmesiyle mümkün olabileceğini gösteriyor.
Oysa yaşanan süreçte; üretici ve ihracatçı önemli bir yükle karşı karşıya.
Bir yandan finansman maliyetleri yükselirken, diğer yandan da finansmana erişim daha da zorlaştı.
TL değer kazandıkça ihracatçı kaybediyor, ithalatçı kazanıyor.
Son bir yıldır sabit kur, yükselen enflasyon, artan maliyetler ve çalışan ücretleri arasındaki denge bozulmuş, özellikle ihracatçı bu döngünün kaybedeni olmuştur. Hepimiz bu zorlukları yaşıyoruz.
Bu doğrultuda yeni yatırım teşvik sistemi, Kgf Teminatlı Krediler, Eximbank’ın ihracatçılara sunduğu destekler ve yatırım taahhütlü avans kredileri çok önemli.
30 mayıs’ta açıklanan, yeni yatırım teşvik sistemi iş dünyası için önemli bir adım oldu.
Bu yeni sistemle birlikte artık teşvikler daha seçici, daha odaklı ve daha etkin biçimde kullanılacak.
Özellikle yüksek katma değerli, ileri teknoloji içeren ve dışa bağımlılığı azaltacak yatırımlar öncelik kazanıyor.
Finansmana erişimi kolaylaştıran faiz ve kâr payı destekleri, makine-ekipman alımlarına yönelik nakdi teşvikler ve SGK prim teşvikleri gibi uygulamalar üretim yükünü azaltmayı hedefliyor.
Ayrıca kurumlar vergisinde sağlanacak indirimler de var. Dijitalleşme ve yeşil dönüşüm odaklı projeler de desteklenecek
KGF aracılığıyla işletmelerimize yönelik toplam 25 milyar lira kefalet limitli bir destek paketi hayata geçirildi.
Bunun 17,5 milyar lirası işletme sermayesi ihtiyacına, 7,5 milyar lirası ise yatırım harcamalarına yönelik olarak kullanılacak. Paketin kefalet oranı ise yüzde 85 olarak belirlendi.
Bu paket; doğru yönlendirmelerle birlikte, reel sektörün önünü açabilecek nitelikte bir adımdır.
Ancak sürdürülebilir büyüme için yapısal reformlarla desteklenmiş, kapsamlı finansman çözümlerine ihtiyacımız var. Beklentimiz bu tür desteklerin daha geniş kapsamlı, daha erişilebilir, dengeli, uzun vadeli yapılarla desteklenmesi yönünde.
Uygulamadaki bürokratik süreçlerin sadeleştirilmesi, krediye erişimde sektör bazlı önceliklerin netleştirilmesi ve geri ödeme koşullarının daha esnek hale getirilmesi, bu desteklerin amaca hizmet etmesi açısından önemlidir.
İş dünyası olarak kısa vadede finansman maliyetlerinin aşağıya çekilmesi, finansmana erişimin kolaylaştırılması ve döviz kuru ile enflasyon arasındaki korelasyonun dengelenmesi gerektiğini düşünüyoruz.
Tüm sıkıntıları aşacak güce sahibiz. Bu gücün, Türkiye'nin yatırım kabiliyetini yukarı çekecek, üretimde ve ihracatta yaşadığımız sıkıntıları kademeli olarak ortadan kaldıracak politikalarla beslenmesi gerek.
Biz, Türkiye'nin hem yerel hem küresel risklere mukavemetli, üretim ve teknoloji odaklı büyüme rotasını destekliyoruz.
Çözüm odaklı duruşumuzu sürdüreceğiz.
Çünkü bu ülkenin potansiyeline, insanına ve üretim gücüne güveniyoruz. Ancak iş dünyasının da aynı paralelde desteklenmesi gerekiyor.
Sürdürülebilirliği önceleyen, yatırımı cesaretlendiren ve ihracatı yeniden ayağa kaldıracak kararlı adımlar hızla hayata geçirilmeli.
Özellikle üretimde rekabet gücümüzü artırmak için yeşil ve dijital dönüşüme daha çok odaklanmamız gerekiyor.
Küresel ve ulusal ekonomik gelişmeler çerçevesinde Sakarya’nın dış ticaret verilerine de değinmek istiyorum:
Tim tarafından açıklanan ihracat verilerine göre ilimiz mayıs ayında bir önceki aya göre %36, geçtiğimiz yılın aynı ayına göre ise yüzde 15’lik bir düşüşle 509 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirdi. Yılın ilk 5 ayındaki kümülatif ihracatımız 2 milyar doları aştı.
25 ana sektörün 13’ünde ihracatımız geçtiğimiz yıla oranla artış gösterdi. Özellikle makine ve aksamları, demirçelik ve demir dışı metaller sektörlerindeki %40’lık sıçramalar nisan ayındaki düşüşü telafi eder bir performans ortaya koydu. Serbest bölgeler dahil dünyanın 118 noktasına ihracat gerçekleştirdik.
Toplam 50 ülkeye ihracatımız arttı.22 ülkeye yüzde 100’ün üzerinde, 9 ülkeye de geçtiğimiz yıla oranla yüzde 50’nin üzerinde ihracat yaptık. Özellikle Romanya, Yunanistan, İsviçre ve Belçika gibi Avrupa ülkelerinde ciddi artışlar yakaladık. Tuik tarafından açıklanan son dış ticaret verilerine göre ise nisan ayında ihracatının ithalatı karşılama oranı %100 olarak gerçekleşti ve ilk 3 ayda 330 milyon dolarlık dış ticaret fazlası verdik.
Şunu da bir kez daha belirtmek istiyorum: Sakarya’nın hem ticaret hem tarım hem turizm hem de üretimde iddiası ortada…Bu iddiayı yeni OSB’ler, küçük sanayi siteleri, organize tarım bölgeleri yeni ticaret merkezleri gibi projelerle geleceğe taşımak için elimizden gelen gayreti gösteriyoruz. Yüksek teknoloji ürünlerinin toplam ihracat içindeki payını bu bölgelerimizde üreterek artıralım istiyoruz. Bunun için üniversitelerimiz başta olmak üzere tüm paydaşlarımızla iş birliğine ihtiyacımız var. Bu konuda tüm şehir aynı yöne bakalım istiyoruz.
Türk ticaret bankasını doğduğu topraklara yeniden getiriyoruz. Bu ay genel müdürü ilker yeşil mutlu başkanımızla ile birlikte kampüsümüzü incelemek üzere odamıza geldi. İnşallah ihracatçılarımıza yönelik faaliyet gösterecek bir banka şubesi olacak.
Mext teknoloji ile protokol imzaladık. Üyelerimizin hizmetine sunduk.
İşkur ile yeni ve büyük çaplı bir protokole imza attık. Kurumun işgücü yetiştirme programları kapsamında üyelerimize yönelik 1.200 kişilik istihdam sözleşmesi imzaladık.
Birleşmiş milletler kalkınma ajansı iş birliği ile yurt içi ve yurt dışı ihalalerine katılarak nasıl tedarikçi olunacağının anlatıldığı bir bilgilendirme semineri düzenledik.
Tüm ihale süreçleri hakkında detaylı bilgi alınabilecek önemli bir toplantıydı.
Bildiğiniz gibi üst katımızda 20 yılı aşkın süredir hizmet veren ali coşkun konferans salonumuzun yenilenme ihtiyacının olması sebebiyle bir mimari tasarım yarışması düzenledik. Bu salon sadece odamıza ve üyelerimize değil tüm şehre hizmet ediyor. Diğer kurum ve kuruluşlar da etkinlikleri için burayı yıllardır kullanıyor. Bu nedenle çok yönlü bir salon olması adına titiz davranıyoruz. Yarışmamıza katılan projeler ve çizimler jüri heyetimiz tarafından incelendi ve 3 proje belirledik. Önümüzdeki haftalarda bir ödül töreni düzenleyeceğiz.
Yarışmanın birincisi Mimar Pınar Kahya, ikincisi Mimar Hüseyin Toker, üçüncü Mimar Zekeriya Doğan
Biliyorsunuz şehir olarak bu ay gündemimiz Sakaryaspor’du. Büyükşehir belediye başkanımızın ev sahipliğinde valimiz, milletvekillerimiz, STK başkanlarımız ve ilgili tüm kurum kuruluşlar çeşitli istişare toplantıları düzenlendi.
Neticesinde Muhammed Kıratlı başkanlığında bir yönetim oluştu. Kendisine başarılar diliyorum. Yönetimini odamızda ağırladık. Yönetimde tüm stk ve meslek örgütlerinden temsilcilerin olması istendiği için yönetim kurulu üyemiz Ekrem Seçgin, 19. Meslek Komitesi Başkanı Orhan Şeşen ve 25. Meslek Komitesi Başkan Yardımcısı Halil Boğaçayır da yönetimde görevli. Kendilerine de ayrıca başarılar diliyorum.
21 Haziran Adapazarı’nın Düşman İşgalinden Kurtuluşunun 104. Yılı Kutlu Olsun. Biz de bu vesileyle bu akşam Türk müziği topluluğumuzun organizasyonu ile yaz konseri tertip ettik. Saat: 20.00’de Kırkpınar Açıkhava tiyatrosuna hepinizi bekliyoruz.