Nurettin Eryılmaz
30 Mart 2025 tarihinde meydana gelen olayda, Ramazan Bayramı'nda İstanbul'dan Sapanca'ya tatile giden Mesut Kozan, eşi ve küçük kızı ile kiraladığı bungalovda gizli kamera bulunca soluğu mahkemede almıştı. Jakuzinin üzerinde bulunan gizli kamera ile ilgili başlatılan soruşturma kapsamında Hüseyin K. ve ortağı Tansel S. tutuklanırken, söz konusu işletme Sapanca Belediyesi tarafından süresiz olarak mühürlenmişti.
Sapanca Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianame sonrasında Sapanca 2. Asliye Ceza Mahkemesince kabul edilen davada, sanıklar hakkında "özel hayatın gizliliğini ihlal" suçundan 1 yıl 6 aydan 4 yıl 6’şar aya kadar hapis cezası istenmiş, aynı yılın eylül ayındaki duruşmada ise sanıkların tahliyesine karar verilmişti.
Sapanca 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülen karar duruşmasına tutuksuz sanık Tansel S. ile taraf avukatları katıldı. Diğer tutuksuz sanık Hüseyin K. ise duruşmaya Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) üzerinden bağlandı.
MÜŞTEKİ VEKİLLERİ EN ÜST SINIRDAN CEZA İSTEDİ
Duruşmada söz verilen müşteki vekilleri, savcılık tarafından sunulan mütalaaya katıldıklarını belirterek sanıkların suçtan en üst sınırdan cezalandırılmasını talep etti.
Sanık Hüseyin K. ise savunmasında, kameraların çalışmadığının TÜBİTAK raporuyla sabit olduğunu öne sürerek beraatini istedi.
Diğer sanık Tansel S. de savcılık mütalaasını kabul etmediğini belirterek suçlamaları reddetti ve beraat talebinde bulundu.
Sanık müdafileri de önceki savunmalarını tekrarlayarak müvekkillerinin beraatine karar verilmesini istedi.
İKİ SANIĞA 1 YIL 9 AY 1'ER GÜN HAPİS CEZASI
Tarafların savunmalarını ve taleplerini değerlendiren mahkeme heyeti kararını açıkladı. İki sanığı da "özel hayatın gizliliğini ihlal" suçundan ayrı ayrı 1 yıl 9 ay 1'er gün hapis cezasına çarptıran mahkeme, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verdi.
MAĞDUR AVUKATINDAN TEPKİ: "KARARA İTİRAZ EDECEĞİZ"
Kararın ardından HALK54'e konuşan mağdur ailenin avukatları Pınar Korkmaz ve Meltem Öztürk Reis, hukuki sürecin peşini bırakmayacaklarını belirtti.
Kişilerin en mahrem alanlarında dahi izlenme endişesi yaşamadan bulunabilmesinin temel bir insan hakkı olduğuna dikkat çeken Avukat Meltem Öztürk Reis, "Mahkeme, sanıkların suçunu sabit görerek ayrı ayrı hapis cezalarına hükmetmiş, ancak hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar vermiştir. Kişilerin en mahrem alanlarında dahi izlenme endişesi yaşamadan bulunabilmesi temel bir haktır. Özel hayatın gizliliğinin ihlali, yalnızca hukuki değil, aynı zamanda insan onurunu ve güven duygusunu zedeleyen ciddi bir ihlaldir. Mahkemenin suçun işlendiğine ilişkin tespitini önemli bulmakla birlikte, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının hukuki sonuçlarının ayrıca değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Karara karşı itirazlarımız yapılacak olup sürecin takipçisi olacağız." diye konuştu.
MAĞDUR AİLEDEN AÇIKLAMA
Mağdur ailenin avukatları Pınar Korkmaz ve Meltem Öztürk Reis karara itiraz edeceklerini açıklarken, aileden Mesut Kozan da yaşadıkları süreci anlattı.
"GECE FARK ETTİĞİMİZ KÜÇÜK KIRMIZI IŞIK OLAYIN BAŞLANGICI OLDU"
Kozan, "Kamuoyuna ve değerli basın mensuplarına duyurumuzdur. Ailemle birlikte yaşadığımız bungalov tatilinde karşılaştığımız gizli kamera olayı, hayatımızda derin izler bırakan, psikolojik açıdan bizi ciddi şekilde yıpratan bir olay olmuştur. Biz oraya ailemizle birlikte huzur bulmak, dinlenmek ve güzel zaman geçirmek amacıyla gittik. Ancak kendimizi en güvende ve en özel hissetmemiz gereken bir ortamda, mahremiyetimizin ihlal edildiği şüphesiyle karşı karşıya kaldık.” dedi.
"BU OLAYDAN EN ÇOK ETKİLENENLERDEN BİRİ DE KIZIMIZ OLDU"
Kozan, ”Gece saatlerinde fark ettiğimiz küçük kırmızı ışık, yaşadığımız olayın başlangıcı oldu. Kolluk kuvvetleri olay yerine geldiğinde bu ışığa bizzat şahit oldu. Yaklaşık 10-15 dakika sonra ışığın söndüğü de yine olay yerinde tespit edildi. Kolluk görevlileri mahkemede tanık olarak dinlendi ve gördüklerini doğruladı. Biz kameranın teknik olarak kayıt yapıp yapmadığını bilemezdik. Ancak yaşadığımız olay, karşı karşıya kaldığımız durum ve bunun ailemiz üzerindeki etkileri inkâr edilemez.” dedi.
“MAHKEME KARARINI KABUL ETMEKTE ZORLANIYORUZ”
Kozan, “Bu olaydan en çok etkilenenlerden biri de kızımız oldu. Bir anne babanın çocuğunun böyle bir olayla karşı karşıya kalmasının yarattığı üzüntüyü, endişeyi ve çaresizliği kelimelerle anlatmak kolay değil. Aradan zaman geçmesine rağmen yaşadığımız psikolojik yıpranma, güvensizlik ve travma ailemiz üzerinde etkisini sürdürmektedir. Artık bir yere gidip dinlenmek, özel hayatımızı yaşamak ve kendimizi güvende hissetmek bile bizim için eskisi kadar kolay değil. Mahkeme sonucunda sanıklar hakkında ayrı ayrı 1 yıl 9 ay 1 gün hapis cezası belirlenmiş, ancak hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir.” dedi.
"KENDİ OĞLUM DAHİ YAPMIŞ OLSAYDI KARŞISINDA DURURDUM"
Kozan, “Biz bu kararı, yaşadığımız mağduriyetin ve ailemiz üzerinde bıraktığı ağır psikolojik etkinin karşılığı olarak kabul etmekte zorlanıyoruz. Burada mesele yalnızca bizim ailemizin yaşadığı bir olay değildir. Bugün bizim başımıza gelen, yarın başka bir ailenin, başka bir çocuğun veya başka bir kadının başına gelebilir. Şunu özellikle belirtmek istiyorum: Böyle bir davranışı kendi oğlum dahi yapmış olsaydı, bunu aile olarak kabul etmez, yapılanın karşısında durur ve mağdur olan ailenin yanında yer alırdım. Çünkü konu kim olduğumuz değil, insan onuru, mahremiyet ve özel hayatın dokunulmazlığıdır.” dedi.
BUNGALOVLARDA DENETİMLER ARTIRILSIN ÇAĞRISI
Kozan, “Biz kimsenin haksız yere cezalandırılmasını istemiyoruz. Ancak insanların en mahrem alanlarına yönelik bu tür ihlallerin basit bir olay gibi değerlendirilmesini de kabul etmiyoruz. Bizim mücadelemiz yalnızca kendi ailemiz için değil, aynı olayın başka ailelerin başına gelmemesi içindir. Yetkililerden ve kamuoyundan beklentimiz; turizm sektöründe, özellikle bungalov, villa ve benzeri özel konaklama alanlarında denetimlerin artırılması, gizli kamera riskine karşı etkili önlemler alınması ve bu tür olayların caydırıcı şekilde ele alınmasıdır.” dedi.
Kozan, “Bir ailenin mahremiyeti, bir çocuğun psikolojisi ve insanların güven duygusu bu kadar kolay zedelenmemelidir. Biz yaşadıklarımızın üzerinin kapanmasını istemiyoruz. Sesimizi duyurmak, başka ailelerin aynı acıyı yaşamamasına katkıda bulunmak istiyoruz. Çünkü mahremiyet bir lüks değil, herkesin en temel hakkıdır. Adalet ise yalnızca bir karar vermek değil, mağduriyetleri de gerçekten görebilmektir. Kamuoyunun dikkatine saygıyla sunarız." dedi.





