Sakarya Ticaret ve Sanayi Odası (SATSO) Nisan Ayı Olağan Meclis Toplantısı, Meclis Başkanı Erdem Ercan başkanlığında; Yönetim Kurulu Başkanı A. Akgün Altuğ, yönetim kurulu üyeleri ve meclis üyelerinin katılımıyla Erol Öztürk Hacıeyüpoğlu Meclis Toplantı Salonu’nda gerçekleştirildi.
Meclis Toplantısında ülke ve ekonomi gündemi hakkında değerlendirmede bulunmak ve Yönetim Kurulu’nun aylık faaliyetleriyle ilgili bilgi vermek üzere kürsüye gelen SATSO Yönetim Kurulu Başkanı A. Akgün Altuğ şunları dile getirdi;
“BU SALDIRI SADECE BİREYSEL BİR OLAY DEĞİL”
Konuşmasına Kahramanmaraş ve Şanlıurfa’da yaşanan okul saldırısına değinerek başlayan Altuğ, şu ifadeleri kullandı:
"Sözlerime başlamadan önce, Urfa ve Kahramanmaraş’ta bir öğrencinin kendi okul arkadaşlarına ve öğretmenine yönelik gerçekleştirdiği o karanlık saldırının derin acısını paylaşıyorum. Buna, sadece bir güvenlik açığı, bireysel bir suç diyemeyiz. Bu çok daha derin bir kırılmadır. Aileden eğitime, toplumdan değerler sistemine kadar uzanan bir mesele. Eğer bugün bu acının üzerine gerçekten gitmezsek, yarın benzer acılarla karşılaşma riskini de görmezden gelmiş oluruz. Hayatını kaybeden yavrularımıza ve fedakâr öğretmenimize Allah’tan rahmet diliyorum. Bu acı bize şunu hatırlatmak zorunda: insan yetiştirmeyi başaramazsak her şey eksik kalır."
KÜRESEL EKONOMİDE BELİRSİZLİK VURGUSU
Küresel ekonomide yaşanan gelişmelere dikkat çeken Altuğ, Orta Doğu’daki gerilimlerin maliyetleri artırdığını belirterek, "Ekonomik gündeme gelecek olursak, ne yazık ki geçen aydan bu yana küresel gündemde de sular durulmadı. Orta Doğu’daki ateş her geçen gün yeni bir kıvılcımla daha da alevleniyor. Özellikle petrol ticaretinin şah damarı olan Hürmüz Boğazı gibi kritik güzergahlardaki gerginlikler, üzerimizdeki maliyet baskısını diri tutuyor. Dünya ekonomisi bu kadar hassas bir dengedeyken, jeopolitik türbülans sürdükçe her sabah yeni bir maliyet şokuyla uyanma riskimiz devam ediyor. Bu durum, bizim gibi üretim ve ihracat odaklı ekonomilere doğrudan yansıyor. Küresel büyüme beklentilerindeki aşağı yönlü seyir, dış talebin artık önceki dönemlere göre çok daha sınırlı kalacağını gösteriyor. Yani artık almak da satmak da eskisi gibi kolay değil." dedi.
“İHRACATÇI İKİ DEĞİRMEN TAŞI ARASINDA”
İhracatçıların yaşadığı sorunlara değinen Altuğ, "Bu küresel daralmanın içinde, üretim iştahımızı körelten bir başka gerçeği de sürekli gündemimizde tutmalıyız: bugün ihracatçımız adeta iki değirmen taşı arasında eziliyor. İçeride durdurulamayan maliyet artışlarına rağmen döviz kurunun piyasa gerçeklerinden kopuk şekilde baskılanması, ihracatçı üreticileri nefessiz bırakma noktasına getirmiştir. Şunu açıkça sormak lazım: giderlerimiz asansör hızıyla yükselirken, gelirlerimizin sabit kur anlayışıyla zemin katta tutulması ne kadar sürdürülebilir? Yıllarca emek vererek, alın teriyle büyüyen sanayicimiz; bugün rekabet gücü aşınmış, maliyet baskısı altında ezilen ve ne yazık ki kapanma riskiyle karşı karşıya kalan bir noktadadır." diye konuştu.
TEPAV RAPORUNA DİKKAT ÇEKTİ
Ekonomik verileri de paylaşan Altuğ, TEPAV’ın Nisan 2026 raporuna göre Türkiye’de yıllık enflasyonun yüzde 30,87 seviyesinde olduğunu ve ülkenin G20 içinde en yüksek risk primine sahip ikinci ülke konumunda bulunduğunu belirtti.
Altuğ, "Mevcut durum, teknik verilerle de tescillenmektedir. Tepav’ın Nisan 2026 raporuna göre, yıllık tüketici enflasyonumuz %30,87 ile g20 ülkeleri arasında en üst sıralarda yer almaktadır. Aynı raporda dikkat çeken bir diğer husus, Arjantin’den sonra 231 baz puanla g20 içindeki en yüksek ikinci risk primine (cds) sahip olmamızdır. Bu durum, enflasyonun düşeceğine dair güveni zayıflatarak fiyat artışlarını kontrolsüz bir döngüye sokmaktadır. Bugün sadece para politikasıyla yetinmeyip mali disiplinle desteklenen, yapısal reformları ve yeni bir kalkınma stratejisini merkeze alan adımların atılması çok önemlidir." şeklinde konuştu.
İHRACATÇIYA VERGİ DESTEĞİ DEĞERLENDİRMESİ
“Türkiye Yüzyılı Yatırım İçin Güçlü Merkez Programı” kapsamında sağlanan vergi indirimlerini olumlu değerlendiren Altuğ, şunları kaydetti:
"Tam da bu noktada “Türkiye yüzyılı yatırım için güçlü merkez programı”, teşvik anlamında kıymetli bir adım olarak karşımıza çıkıyor. Program kapsamında ihracatçılara yönelik vergi indirimleri tüm ihracatçılarımıza hayırlı olsun. Özellikle son yıllarda artan coğrafi gerilimler ve finansmana erişimdeki zorluklarla mücadele ederek rekabetçi konumunu korumaya çalışan ihracatçımızın sesinin duyulmasını olumlu karşılıyoruz. %25 olan kurumlar vergisinin imalatçı ihracatçılar için %9'a, diğer ihracatçılar için ise %14’e düşürülmesi önemli bir maliyeti de aşağı çekecektir.
Ekonomi yönetiminin ihracatçı için elini taşın altına koyduğu bu gelişme, isabetli bir zamanda yapılmıştır. Bu adım, ekonominin tüketimle değil üretimle büyümesine, ihracatçının da rekabette "ben de varım" demesine katkı sağlayacaktır.
Genel tablonun sahaya yansımasına baktığımızda ise en çok öne çıkan konunun hala finansmana erişim olduğunu görüyoruz. Üyelerimizden de bunu çok net duyuyoruz. Finansmana ulaşmak zorlaştıkça yatırım ve üretim kararları erteleniyor. Enerji, işçilik ve hammadde giderlerindeki artış kârlılığı bitirme noktasına getirdi. Bugün birçok işletmemiz bırakın karlılığı cirosunu bile koruyamıyor. İş gücü tarafında ise dikkat çekici bir tezat var; işsizlik oranı %8,5 seviyelerindeyken sanayi sektöründe istihdamın gerilediğini görüyoruz. Yani üretim tarafındaki baskı artık doğrudan istihdama yansıyor. Ülkemizdeki genel verilere baktığımızda bu tabloyu rakamlarla da görüyoruz.
Mart ayında ihracatımız yaklaşık 22 milyar dolar seviyesinde gerçekleşirken, ithalatımız 33 milyar doların üzerinde; bu da 11 milyar doları aşan bir dış ticaret açığına işaret ediyor. Kapasite kullanım oranlarının %73-74 bandında seyretmesi de güçlü bir üretim ivmesine çok uzak olduğumuzu gösteriyor."
SAKARYA’NIN DIŞ TİCARET VERİLERİ
Sakarya’nın ihracat verilerini de paylaşan Altuğ, "Tim tarafından açıklanan verilere göre; ilimiz mart ayında, bir önceki yılın aynı ayına göre maalesef %15,1’lik düşüşle, 338 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirmiştir. Yılın ilk 3 ayında kümülatif ihracatımız ise 1.3 milyar dolar oldu ve en çok ihracat yapan 7. İl konumumuzu koruduk.
Ayrıca TÜİK’in açıkladığı ithalat rakamlarına baktığımızda; ilimizin ocak ayında ihracatının ithalatını karşılama oranı %125 olarak gerçekleşti ve yılın ilk 2 ayını 335 milyon dolarlık dış ticaret fazlası ile kapatmış olduk. Bu başarıda payı olan tüm üyelerimizi tebrik ediyorum." dedi.
KOBİ’LER İÇİN YENİ OSB MODELİ
KOBİ İhtisas OSB projesinin mevcut şartlarda hayata geçirilemeyeceğini belirten Altuğ, bunun yerine alternatif bir model üzerinde çalıştıklarını açıkladı.
Altuğ, "Biliyorsunuz kobi’lerimize yönelik kobi ihtisas OSB planlıyorduk. Bu süreci mevcut şartlar çerçevesinde kapsamlı şekilde değerlendirdik. Ancak geldiğimiz noktada, bazı elimizde olmayan sebepler nedeniyle bu projenin hayata geçirilmesinin şu aşamada mümkün olmadığını ifade etmek isterim. Bu durum, kobi’lerimize yönelik üretim alanı oluşturma hedefimizden geri adım attığımız anlamına gelmesin. Aksine, daha uygulanabilir ve hızlı sonuç alabileceğimiz bir alternatif model üzerinde çalışıyoruz.
Bu kapsamda, Kaynarca Makine İhtisas OSB ve Ferizli Metal İhtisas OSB içerisinde KOBİ’Lerimiz için en küçük ölçekli parselleri, 3.000 metrekare büyüklüğünde olacak şekilde tahsis etmeyi planlıyoruz. Bu büyüklüğün iki açıdan doğru bir denge sunduğunu düşünüyorum:
Birincisi, maliyet açısından kobi statüsündeki üyelerimizi zorlamayacak bir seviyede olması. İkincisi ise üretim faaliyetlerini sürdürebilecekleri yeterli bir alan sunması.
Amacımız, kobi’lerimizi ne altından kalkamayacakları büyüklükte yatırımlara zorlamak ne de gelişimlerini sınırlayacak ölçüde küçük alanlara mahkûm etmektir. Dengeli, erişilebilir ve sürdürülebilir bir model kurmak istiyoruz. Bu doğrultuda, önümüzdeki süreçte üyelerimizden talep toplamayı planlıyoruz. Oluşacak talep yapısına göre de tahsis sürecini netleştirerek hızlı bir şekilde ilerlemeyi hedefliyoruz.
Kobi’lerimizin üretim gücünü artıracak her adımı, şartlar ne olursa olsun, kararlılıkla sürdürmeye devam edeceğiz." şeklinde konuştu.
BÜYÜKŞEHİR’E TEŞEKKÜR
Sakarya Büyükşehir Belediyesi’nin çalışmalarına da değinen Altuğ, "Öte yandan, büyükşehir belediyemiz ile birlikte sanayide kentsel dönüşüm kapsamında üyelerimizin ihtiyaçlarına cevap verecek nitelikte küçük sanayi sitelerinin oluşturulmasına yönelik somut adımlar atıyoruz. Burada amacımız, hem mevcut sanayi alanlarımızı daha sağlıklı hale getirmek hem de üyelerimize erişilebilir, planlı üretim alanları kazandırmaktır. Bu vesileyle, şehrimize kazandırılması planlanan büyük fuar alanı konusunda ortaya koydukları gayret ve vizyon için büyükşehir belediyemize ayrıca teşekkür etmek isterim. Bu tür yatırımlar, sadece ticari hayatı değil, şehrin marka değerini ve rekabet gücünü de doğrudan etkileyen stratejik adımlardır. Genel olarak baktığımızda, büyükşehir belediyemizin son dönemde ortaya koyduğu çalışmalar, belediyecilik anlamında güçlü bir icraat dönemine işaret ediyor. Şehrin ulaşım altyapısından su kaynaklarının yönetimine, kentsel dönüşüm projelerinden tanıtım faaliyetlerine, sosyal yaşam alanlarından yeni cazibe merkezlerine kadar birçok alanda, sadece proje üreten değil, bu projeleri hayata geçiren bir anlayışın hâkim olduğunu görüyoruz. Bu yaklaşımın şehrimizin geleceği adına kıymetli olduğuna inanıyor, ortaya konulan çalışmalar dolayısıyla Büyükşehir Belediye Başkanımız Yusuf Alemdar’a teşekkür ediyorum." dedi.
KENTSEL DÖNÜŞÜM VE KIRSAL DESTEKLER
Kentsel dönüşüm teşvik paketinin önemine dikkat çeken Altuğ, 3 milyon TL’ye kadar kredi desteğinin süreci hızlandıracağını belirtti.
Altuğ, "Bu ay bir de çevre, şehircilik ve iklim değişikliği bakanlığımız tarafından Sakarya’nın da aralarında yer aldığı 6 pilot il kapsamında hayata geçirilen kentsel dönüşüm teşvik paketi açıklandı. Bir deprem kenti olarak bu teşvik bizler için önemli. Destekte sunulan 1 yılı geri ödemesiz 3 milyon TL’ye kadar kredi imkânının, kentsel dönüşüm sürecini hızlandıracak güçlü bir zemin oluşturacağına inanıyorum. Sadece yapı stokunun yenilenmesine değil, başta inşaat sektörü olmak üzere birçok alt sektörde üretim, istihdam ve ekonomik hareketliliğe de önemli katkılar sağlayacağını düşünüyoruz." dedi.
Altuğ, "Yine bu ay tarım ve orman bakanlığımız tarafından hazırlanan “kırsal kalkınma yatırım programı” kapsamında destekler açıklandı. Yeni güncellemelere göre; yatırım tutarı alt limiti 100 binTL ve üst limiti ise 30 milyon TL olarak 12 ana konuda yapılacak yatırımlara yüzde 50 ile 70 oranında hibe destek sağlanacak. Biliyorsunuz TKDK ofisi kampüsümüzde hizmet vermeye başladı." diye konuştu.
5G VURGUSU
Türkiye’de 1 Nisan itibarıyla 5G teknolojisine geçildiğini hatırlatan Altuğ, bunun birçok sektörde dönüşüm sağlayacağını söyleyerek, "1 Nisan itibariyle tüm ülkemizde 5g teknolojisine geçildi. 5g ülkemize, milletimize hayırlı olsun. Bu teknolojik sıçrama sadece telekomünikasyonla sınırlı kalmayıp üretimden tarıma, sağlıktan lojistiğe kadar pek çok alanda yeni bir süreci hayatımıza katacaktır." diye konuştu.
ALTIN KOTASINA ELEŞTİRİ
Altın ithalat kotasını eleştiren Altuğ, şunları kaydetti:
"İlimizde ve ülkemizdeki kuyum sektörünün bir sorununa da bu ay özellikle değinmek istiyorum. Bilindiği gibi ağustos 2023’ten bu yana altında ithalat kotası var. Cari açığı kontrol altına almak amacıyla başlayan bu uygulama maalesef sektörde fiyat anormallikleri, arz şoku, ihracatta ciddi rekabet kaybı ve kayıt dışılığın artmasına sebep oldu.
Bu kısıtlamanın en büyük mağduru altın ihracatçılarıdır. Türkiye, dünya altın ihracatında İtalya’nın ardından ikinci sırada yer almasına rağmen, uygulanan kota nedeniyle sektör ciddi bir baskı altındadır.
Dünya ile rekabet eden Türk firmaları, altın hammaddesini rakiplerine kıyasla yaklaşık %5 daha pahalıya ve iç piyasaya mahkûm bir şekilde temin edebilmektedir. Hammaddeye erişememesi ve önünü görememesi nedeniyle, firmalar sipariş almaktan kaçınmakta ya da aldıkları siparişleri yerine getirememektedir. Sektörde kurulu üretim düzeni çözülmekte, büyük makine parkları atıl kalmakta ve sektörün en değerli unsuru olan kalifiye iş gücü başka alanlara yönelmektedir.
Eğer altın ithalatı cari açık nedeniyle kısıtlanıyorsa, ihracatçının hammadde ihtiyacı piyasa dışı, kontrollü bir mekanizma ile karşılanmalıdır. Bu kapsamda; ihracatçının altın talebinin kamu stokları üzerinden karşılanması ve ihracat gelirinin sistem içinde blokeli olarak yönetilmesi mümkündür. Böyle bir model, hem cari dengeyi koruyacak hem de üretim ve ihracatın sürdürülebilirliğini sağlayacaktır."




