Düzce Üniversitesi Hastanesi’nde bulunan Uyku Ünitesi, hastaların uyku problemlerine çözüm bulmak ve yaşam kalitelerini iyileştirmek için çalışıyor.

Uyku problemi yaşayan hastalara şifa oluyor. Düzce Üniversitesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ali Nihat Annakkaya, Uyku Ünitesi ve uyku bozukları hakkında bilgilendirmede bulundu.

Kalyoncu ailesi piknikte buluştu Kalyoncu ailesi piknikte buluştu

Uyku Ünitesi’nin uzun zamandır hizmet verdiğini vurgulayan Annakkaya, “2003 yılında Bilimsel Araştırma Projesi’yle tek yataklı olarak kurulan ünite, yıllar içinde büyüyerek 6 yataklı olarak hizmet etmeye başlamıştır. Ünitenin; 6 adet test cihazı ve odası, kumanda odası, seminer odası bulunmakta ve 4 teknisyen ve 5 öğretim üyesi tarafından hastalara hizmet verilmektedir” dedi.

Düzce’de tek
Yılda binden fazla hastaya teşhis ve tedavi amaçlı uyku testi yapılarak değerlendirildiğini ifade eden Annakkaya, “Düzce’de sadece hastanemizde Uyku Ünitesi bulunmaktadır. Hastalarımızın yarıya yakını il dışından gelmektedir. Kamu kurumlarında ve çevre illerde bu testi yapan akredite olmuş uyku laboratuvarı bulunmadığından, ayrıca büyük şehirlerde uyku testi için 2-3 yıl gibi uzun sürelere randevu verildiğinden dolayı giderek artan miktarlarda ve özellikle Sakarya, Zonguldak, Bolu, Ankara ve İstanbul gibi büyük şehirlerden hastalarımız gelmektedir” diye konuştu.

Yoğun bilgi birikimi, emek ve pahalı ekipmanlar gerektiriyor
Uyku testi hakkında bilgilendirmede de bulunan Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Ali Nihat Annakkaya, bu test ile bireyin bir gece boyunca tek kişilik rahat bir odada uyurken birçok tıbbi parametresinin izlenerek kayıt altına alındığını dile getirdi. Uyku testinin yoğun bilgi birikimi, emek ve pahalı ekipmanlar gerektiren oldukça komplike bir test olduğunu belirten Prof. Dr. Annakkaya, “Hasta yatma saatinden birkaç saat önce laboratuvara gelir. Bazı ön hazırlıklar sonrasında tüm gece uykusu boyunca beyin elektriksel dalgaları (EEG), bacak ve çene kas aktivitesi (EMG), göz hareketleri (EOG), soluk alıp verme ile ilgili parametreler, kan oksijen düzeyi, kalp ritmi ve EKG, yatış pozisyonu, horlama ve bunun gibi birçok tıbbi parametre bir teknisyen gözetiminde bilgisayara kayıt edilir. Daha sonraki günlerde 6-8 saatlik bu kayıtlar, bölümümüz öğretim üyeleri tarafından incelenerek raporlanır” ifadelerini kullandı.

Uyku testinin başta Uyku Apne (uykuda solunum durması) hastalığı ve diğer bazı uyku bozukluklarının teşhis ve tedavisinin planlanmasında kullanıldığını dile getiren Annakkaya, “Uyku bozuklukları ve Uyku Apnesinin en önemli belirtileri; horlama, gündüz aşırı uykululuk hali, sabahları yorgun kalkma, dikkat toplamada güçlük, unutkanlık, baş ağrısı, asabiyet ve tahammülsüzlük gibi psikiyatrik durumlardır. Bu ve benzeri şikayetleri olan hastalar, Hastanemiz Göğüs Hastalıkları Polikliniği’nde değerlendirilerek uyku testine girmesi gerekenler Uyku Ünitesi’ne randevu için yönlendirilir. Ayrıca ilaçlara rağmen kontrol altına alınamayan hipertansiyon veya şeker hastalığı, kalp ritim bozuklukları ve reflü hastalığı da Uyku Apne hastalığı ile ilişkili olabilir. Tüm bu belirtiler insan hayatında çok önemli bir yeri olan uykunun kalitesinin bozulmasıyla ilişkilidir” dedi.

“Uzun dönemde kalp krizi ve felç riskinde artış söz konusu”
Bir bireyin hayatının yaklaşık 4’de 1’ini uykuda geçirdiğine işaret eden Annakkaya, uyku sırasında zihinsel ve fiziksel olarak yeterince dinlenilmemesinin yaşam kalitesini ileri derecede bozduğunu vurguladı. Uyku sorunlarının teşhis ve tedavisinin yapılmamasının risklerine dikkat çeken Prof. Dr. Annakkaya “Gündüz yorgunluk ve aşırı uyku hali sonucu başta trafik kazaları olmak üzere dikkat gerektiren birçok iş kolunda verimlilik azalması olur ve iş kazaları riski artar. Ayrıca yaşam kalitesinde bozulma ve uzun dönemde kalp krizi ve felç riskinde artış söz konusudur” şeklinde konuştu.

Obezite ve ileri yaş, uyku apne hastalığının sıklığını ve şiddetini arttırıyor
Uyku Apne hastalığının obezite ile kuvvetli ilişki içinde olduğuna işaret eden Prof. Dr. Ali Nihat Annakkaya, yaş ilerledikçe görülme sıklığı ve şiddetinin arttığına vurgu yaptı. Hastaların başlangıçta şikayetleri önemsemediğini belirten Prof. Dr. Annakkaya, “İlerleyen dönemde özellikle eşlerin ve yakın çevrenin horlama, gündüz uyuklama ve hatta gece uyurken nefesin kesilmesini gözlemlemesi doktora başvuruda çok önemlidir. Ayrıca belli bir kilonun üzerinde olup ehliyet alacaklarda uyku testine girme zorunluluğu vardır” şeklinde açıklamasını tamamladı.