Yeniden Refah Partisi Sakarya Teşkilatı’nda uzun süredir devam eden parti içi gerilim, istifa çağrıları ve karşılıklı sert açıklamaların ardından kopma noktasına ulaştı. Adapazarı Belediye Meclis Üyesi Hasan Şengül, partisinden istifa ettiğini basın kuruluşlarına gönderdiği yazılı açıklama ile kamuoyuna duyurdu.

Yeniden Refah Partisi Sakarya İl Başkanı Hüseyin Gürsoy tarafından istifası istenen Hasan Şengül, Aralık ayında yapılan Adapazarı Belediye Meclisi toplantısında gündem dışı söz alarak çağrıya sert bir dille yanıt vermişti. Şengül, meclis kürsüsünden yaptığı konuşmada, “Bilinmelidir ki, Belediye Meclis üyeliğime görev süremin sonuna kadar devam edeceğim. Kimsenin şahsi hesaplarına alet olmayacağım” ifadelerini kullanmıştı.

PARTİDEN İSTİFA ETTİĞİNİ AÇIKLADI
Hasan Şengül, bugün basın kuruluşlarına gönderdiği yazılı açıklama ile Yeniden Refah Partisi’nden istifa ettiğini duyurdu.

Şengül, "Geçtiğimiz 3-4 aylık süre içerisinde şahsıma yönelik gerek basın üzerinden gerekse teşkilat içi kışkırtmalarla yapılan baskılara karşılık itidalli ve sakin kalmaya çalışarak konuyu Yeniden Refah Partisi Genel Merkezi'nin idaresine bırakmıştım. Geldiğimiz durumda görünen manzara o ki genel merkezde yaşanılan tüm usulsüzlük ve haksızlıklara karşı kör-sağır-dilsiz oyunu oynayarak sürecin ve yaşananların üstünü örtmeye çalışmıştır. Sakarya il başkanlığı kadrolarından yola çıkarak genel merkez yetkililerine kadar yaşanan bozulmalara tepki için 13.01.2026 tarihi itibariyle Yeniden Refah Partisi Parti Üyeliğimden istifa ederek Adapazarı Belediye Meclis Üyeliği görevimde daha cesur siyaset yapabileceğim şekilde devam etme kararı aldım." ifadelerini kullandı.

ŞENGÜL, SÜRECİ BÖYLE ANLATTI

Şengül, sürecin nereden başladığı ve neler yaşandığı ile ilgili ise yaptığı yazılı açıklamada şu ifadeleri kullandı:

"Bende bugün itibariyle görülen lüzum üzerine, yalnızca Yeniden Refah Partisi üyeliğimden istifa ediyorum.

Adapazarı Belediye Meclis Üyeliği görevime ise, beni oraya gönderen milletin iradesine saygım gereği devam edeceğim.

Bu karar; bir anlık öfkenin, kişisel bir kırgınlığın, bir makam hesabının ya da günübirlik bir tartışmanın sonucu değildir. Aksine, aylarca sabırla taşınmış, içeride çözülmesi için defalarca girişimde bulunulmuş, şahsıma karşı yapılan her kışkırtma hamlesi ilgili makamlara bizzat aktarılmış fakat gelinen noktada artık vicdanen ve siyaseten taşınamaz hâle gelmiş bir sürecin neticesidir.

Bugüne kadar pek çok şeyi içeride çözmek için susmayı, büyütmemek için sabretmeyi, teşkilat zarar görmesin diye sükûneti tercih ettim. Fakat artık görüyorum ki; bazı genel merkez yöneticileri için esas olan yanlışı düzeltmek değil, yanlışı örtmek, esas olan adaleti tesis etmek değil, konforu korumak, esas olan hakikati aramak değil, üç maymunu oynamaktır.

Kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi adına, istifama sebep olan hususları detaylarıyla paylaşıyorum:

1- Özel Hayata Müdahale: Sınır Tanımazlık, Baskı ve Ardından Basına Servis Edilen Algı

Aile hayatımı ilgilendiren ve tamamen özel bir konu olan boşanma davam, adli olarak sonuçlanmış ve kararı verilmiş bir süreçtir. Buna rağmen kendisini partinin patronu zanneden bir il başkanı; kendisini adeta mahkemeden, hâkimden üstün görürcesine; “çocuk azarlanır gibi” bir üslupla beni aramış, sorgulamış ve hesap sormaya kalkışmıştır. Şahsıma yapmış olduğu saygısızlıktan sonra bu müdahalenin onun haddi olmadığını açıkça ifade ederek, telefonda görüşmeyi sonlandırdım.

Çünkü siyaset, özel hayata tahakküm kurma alanı değildir. Bir il başkanlığı makamı, insanların aile hayatını didikleme makamı hiç değildir. Hele ki işin içinde hiçbir yüz kızartıcı suç, ahlaksızlık, şiddet gibi bir durum yok ise sıradan bir davaya böylesine müdahil olmak kimsenin haddi değildir.

Bu olayın hemen ardından; konunun teşkilat içi fitneye dönüşmemesi için meseleyi Genel Merkez Teşkilat Başkanına, Genel Merkez Mahalli İdareler Başkanına, Genel Merkez Genel Sekreterine ilettim. Daha sonra Kadın Kolları Genel Başkanı da konuyu duyunca onun kendisine de konuyu detaylarıyla ilettim.

Talebim açık ve netti: Bu şahsın özel hayatıma müdahil olmaması yönünde uyarılması ve bu sınır tanımazlığın tekrar etmemesiydi. İlgili isimler tarafıma “müdahale edeceğiz” dediler. Ben de bu beyanlara güvenerek, meseleyi büyütmeden çözüm beklentisiyle sabırla bekledim.

Ancak gelinen noktada görüldü ki, ya konu gerektiği ciddiyetle ele alınmadı ya da sözde “müdahale ediyoruz” denmesine rağmen ilgili kişi genel merkezi ciddiye almadı ve kendisinde oluşan şahsi hırsın etkisiyle, bu meseleyi daha ileri taşıdı.

Neticede; genel merkezin, il yönetiminin ve il disiplin kurulunun şahsıma yönelik herhangi bir istifa talebi kararı olmaksızın, sanki “yetkili kurullarca alınmış bir istifa talebi kararı varmış” gibi kendi kafasına göre bir haberin basına servis edildiği bir süreç yaşandı.

Bu siyaset değildir. Bu teşkilat yönetimi değildir. Bu açıkça siyasi ahlaka aykırı bir yöntemdir.

Daha da önemlisi şudur; Ben bugüne kadar, genel merkez yetkililerinin ricası üzerine “mesele çözülsün” diye sabırla beklerken; aylar sonra aynı genel merkez yetkililerinin bu defa “konuyu kapatmam” yönünde benden talepte bulunması, bende bardağı taşıran son damla olmuştur.

Buradan açıkça ifade ediyorum. Eğer burada bir yanlış, bir ahlaki sorun aranacaksa, bu benim tarafımda değil, özel hayata müdahale eden ve ardından basına algı servis eden o makamda aranmalıdır.

Ve genel merkez teşkilat birimi yönetimine açık çağrımdır: İltihaplı yaraların üstünü kapatarak, kirleri halının altına süpürerek, usulsüzlüklere göz yumup kulak kapatarak teşkilat yönetilmez.

2- Üyeliklerde ve Temsilci Atamalarında Usulsüzlük: Rakam Şovu ve En Üst Yönetimin Yanıltılması

Teşkilat içinde uzun süredir, yalnız benim değil pek çok kişinin defalarca dile getirdiği çok ciddi bir başka sorun vardır. Üyelikler ve temsilci atamalarında usule aykırı yöntemler.

Bunu burada “iddia” diye geçiştirmiyorum; çünkü sahada çalışan herkes bilir ki, sırf üye hedefleri tutturulsun diye, fiili karşılığı olmayan kayıtlar yapılmakta. Kişilerin ne siyasi ne gönül birliği bulunmamasına rağmen, “sadece üye ol, oy vermesen de olur, 3 gün sonra istifa edersin” denilerek üye yazılmaktadır.

Bu yöntem; bir “başarı” değil, kağıt üstünde başarı üretme tiyatrosudur.

Ben ve benim gibi sahada gerçek emek verenler, bu usullere aykırı yöntemin yanlış olduğunu defalarca söyledik. Buna rağmen yöntem değiştirilmedi. Çünkü bu yöntem bazılarına şahsi şov ve reklam imkânı sağlıyor, gerçek tabloyu gösterdiğinde ise o şov bitiyor.

Bu çarpıklığın siyasi sonuç doğurduğu en somut örneklerden biri genel seçim sürecinde Sakarya ile ilgili oluşturulan aşırı iyimser tablodur. Sakarya’da genel merkezden bazı isimler, bu şişirilmiş rakamlarla genel başkanı yanlış yönlendirerek “kesin 1 milletvekili çıkarıyoruz” havası oluşturmuş, bunun üzerine genel başkan da basında “Sakarya’dan vekil çıkaracağız” türü ifadeler kullanmıştır.

Diğer bir vahim konu: Üyelik kayıtlarında ilçeler arasında kaydırma yapılmasıdır. Örneğin; Karasu’da yaşayan bir kişinin, sırf hedef tutturulsun diye Geyve’den ya da Erenler’den üye yazılmasının kime ne faydası vardır? Bu, saha gerçeğini bozmak ve teşkilat planlamasını çökertmektir.

Daha da vahimi; bu şekilde kaydırılan isimlerin sonra “mahalle başkanı / temsilci” gibi kadrolara yazılmasıdır. Yani fiilen o mahallede olmayan biri, kağıt üzerinde mahalleyi temsil ediyor görünüyor. Bu, teşkilatı yönetmek değil; teşkilatı tabela organizasyonuna çevirmektir.

Birçok ilçede mahalle temsilcilerinin, gerçek mahalle temsilcilerinden değil, ilçe yönetimlerinde yazılı isimlerden “öylesine doldurularak” oluşturulduğu da bizzat bilinmektedir.

Genel merkeze buradan açık çağrımdır, eğer gerçekten “duymak” istiyorsanız; il başkanı, yedek MKYK üyesi ve il yönetimini devre dışı bırakarak, ilçe başkanlarıyla ve sahada iş yapanlarla tek tek, özel görüşmeler yapın. Öyle bilgiler duyarsınız ki, emin olun şaşırırsınız. Ama işte; bazı gerçekleri duymak kimilerinin işine gelmiyor olabilir. Bilemiyorum.

3- Teşkilat Çalışmalarında Maddi Harcamalar: Vaat–Uygulama Çelişkisi ve Yükün Başkalarına Yıkılması

İl başkanının temayül sürecinde ilçeleri ve teşkilatları gezip “param var, zamanım var, kadrom var, tecrübem var; bu teşkilatı ileri taşıyacağım” diyerek büyük bir hamaset dönemi yürüttüğü bilinmektedir.

Fakat il başkanı olduktan sonra; konuştuğuyla yaptığının örtüşmediği, “ben yaptım oldu” anlayışıyla teşkilatı sürekli gerip bölen bir yönetim tarzına dönüştüğü görülmüştür.

Dahası, kurucu ve emek vermiş kadroları tasfiye etmeye dönük bir eğilimin oluştuğu, koşulsuz itaat etmeyenlerin, en küçük itiraz edenlerin, hatta “kendi ekibinden gelen” bazı kişilerin dahi düşünmeden görevden alınıp uzaklaştırıldığı, teşkilat içinde artık sıradan bir bilgi haline gelmiştir.

Maddi yük bakımından da tablo şudur; parti içi programların yükü; ilçe başkanlarının, il yönetiminin, genel merkezin ve en vahimi bazı durumlarda belediyelerin sırtına bırakılmış; vaat edilen “maddi güç” ise masraflardan sıyrılma aracına dönüşmüştür.

Bu konuların detaylarını; il kongresi döneminde teşkilatın en etkin kademelerinde görev alan teşkilat başkanı, il sekreteri gibi isimlerle konuştuğunuzda daha da net duyarsınız. Zaten bunların çok daha fazlası genel merkeze iletildi; fakat ne zaman gereği yapılır, bilinmez.

4- İl Kongresi Süreci: “Tadilat” Gerekçesiyle Yanıltma ve Yükün İlçeye Yıkılması

İl kongresi sürecinde yaşananlar da teşkilat yönetim anlayışını açıkça göstermiştir. Kongrenin merkezde bulunan kapalı spor salonunda yapılmaması, “tadilata giriyor” gerekçesiyle engellenmiş; bunun yerine merkeze uzak bir ilçede yapılması tercih edilmiştir.

Oysa söz konusu salon; sizden hemen önce program yapılan, sizden hemen sonra programların yapıldığı bir yerdir. Bu “tadilat” gerekçesinin ne kadar tutarlı olduğu kamuoyunun ve teşkilatın takdirindedir.

Ferizli Belediye Başkanı Ata'dan Sakarya bürokrasisine sert sözler: “Korkaklar!”
Ferizli Belediye Başkanı Ata'dan Sakarya bürokrasisine sert sözler: “Korkaklar!”
İçeriği Görüntüle

Gerçekte ise; maddi yükün altına girmemek adına kongrenin başka ilçeye taşınıp hem maddi hem organizasyon yükünün ilçe başkanı ve ekibine bırakıldığı; teşkilatın içinde bilinen bir gerçektir.

5- Siyasi Nezaket ve Vicdana Sığmayan Üslup: Teşkilatın Fitne İklimine Sürüklenmesi

Ne yazık ki, bir belediye başkanının trafik kazası geçirmesi üzerine, il başkanı tarafından Belediye Başkanımıza yönelik vicdana sığmayacak şekilde resmen beddua sayılabilecek sözler konuşulmuştur.

Bu hususta “ispat” tartışmasına dönüşmemesi için şunu net söylüyorum: Bu sözlerin Erenler ilçesinde bulunan Ed..er isimli restoran tarzı bir yerde teşkilat içinde kimlerin yanında konuşulduğu, kimlerin duyduğu muhatapları ve şahitleriyle birlikte bellidir.

Ayrıca, il başkanlığı makamının bir “fitne yuvasına” dönüştüğü, insanlar hakkında olur olmaz şeyler söylenerek teşkilat içi ilişkilerin bozulduğu, insanların birbirine düşürüldüğü, hatta çok yakın üç arkadaşın birkaç saat içinde birbirine düşürülebileceği bir iklim üretildiği teşkilat içinde defalarca gündeme gelmiş bir durumdur.

Bu davaya Erbakan Vakfı’ndan beri emek veren ilçe başkanlarının, belediye başkan adaylarının, il yönetiminde aktif görev yapan birim başkanlarının ve dava hassasiyeti taşıyan pek çok insanın; yanlışlara itiraz ettikleri için sistematik biçimde dışarı itildiği artık gizlenemeyecek kadar büyümüş bir yaradır.

Burada kimseye hakaret etmiyorum. Ama şunu söylüyorum; teşkilatı büyütmek, insanları birbirine düşürerek değil, istişareyle, adaletle, ehliyetle olur.

SON OLARAK BİLİNSİN Kİ BU BİR KEYFİYET DEĞİL, MECBURİYETTİR

Burada anlattığım hususların dışında da söylenecek çok şey vardır. Bugün hepsini açıklamıyorum. Ancak şunu açıkça ifade ediyorum; zaman içerisinde birçok husus, ispatlarıyla birlikte kamuoyunun bilgisine sunulacaktır.

Bu sebeple, Sakarya’da kurucu kadrolarında yer aldığım Yeniden Refah Partisi’nden, hiçbir kurulun şahsımdan istifa talebi olmaksızın, yalnızca siyasi parti üyeliğimden istifa ederek Adapazarı Belediye Meclis Üyeliği görevime Yeniden Refah Partisi’nden ayrı şekilde devam etme kararı aldım.

Kamuoyuna ve Yeniden Refah Partisi teşkilatlarının bilgisine saygıyla sunarım."