Bazı ilişkilerde sevgi vardır ama insan kendini bir türlü rahat hissedemez. Sürekli kendini anlatır; niyetini açıklar, neden öyle davrandığını söyler, ne hissettiğini tekrar tekrar anlatır. Her konuşmanın sonunda biraz daha yorulur ama yine de ilişkinin yürümesi için daha fazla anlatması gerektiğine inanır.
Oysa bazen sorun, kendini yeterince anlatamamak değildir. Sorun, karşındaki insanın seni anlamaya gerçekten niyetinin olmamasıdır.
Çünkü sevgi, her şeyi tek başına çözmez.
Birini çok sevebilirsiniz. Onunla bir gelecek hayal edebilirsiniz. Onu kaybetmekten korkabilirsiniz. Fakat bütün bunlar o ilişkinin sizin için doğru olduğu anlamına gelmez.
Yanlış insanın yanında insan, kendini sürekli tercüme etmek zorunda kalır.
“Ben aslında öyle demek istemedim. Bunu seni kırmak için yapmadım. Benim için anlamı buydu. Beni biraz daha anlamaya çalış.”
Başta bunlar yalnızca kendinizi anlatma çabasıdır. Derken zamanla, karşınızdaki insanın sizi olduğunuz gibi görmek yerine kendi zihninde yarattığı halinizle değerlendirdiğini fark edersiniz. Bir süre sonra da ilişkinin içinde partnerinizle değil, onun zihnindeki sizinle mücadele etmeye başlarsınız.
En yorucu ilişkilerden biri de budur zaten: Kendiniz olduğunuz hâlde sürekli yanlış anlaşılmak…
Doğru insanla her şey kusursuz değildir. Elbette tartışırsınız, kırılırsınız. Anlaştığınız,anlaşamadığınız noktalar olur. Yine de anlaşılmak için kendinizi tüketmeniz gerekmez. Çünkü karşınızdaki insan sizi anlamaya çalışır.
Aradaki fark tam da burada başlar.
Yanlış kişi, söylediklerinizin içinden sizi suçlayacak bir cümle ararken; doğru kişi, söylemek istediğiniz şeyi anlamaya çalışır.
Yanlış kişi, sessizliğinizi cezaya dönüştürürken; doğru kişi, neden sustuğunuzu merak eder.
Yanlış kişi, her tartışmayı kazanmak isterken; doğru kişi, ilişkinizi kaybetmemeye çalışır.
Ve belki de en önemlisi, yanlış kişi size sürekli sevgisini sorgulatır; doğru kişi ise sevgisini sorgulamak zorunda bırakmaz.
Bu yüzden bazı insanlar hayatımıza büyük bir aşkla girip büyük bir yorgunlukla çıkar. Mesele her zaman ne kadar sevdiğiniz değildir. Bazen mesele, sevginizi kime verdiğinizdir.
Bir ilişkiyi zorlayan şey çoğu zaman sevginin azlığı değildir. Yanlış yerde, yanlış kişiye, kendinizi defalarca anlatmak zorunda kalmanızdır.
Sevgi, insanı sürekli kendini ispat etmek zorunda bıraktığında huzur vermekten çıkar ve bir sınava dönüşür. Hiçbir insan, sevdiği kişiye sevgisini kanıtlayabilmek için devamlı kendini anlatmak zorunda kalmamalıdır.
Doğru insan, sizi hiç yanlış anlamayacak kişi değildir. Yanlış anladığında sizi anlamak için yeniden dinleyecek kişidir.
Sevgilerimle…
Mail: [email protected]