Sakarya Demirciler ve Tornacılar Esnaf ve Sanatkârlar Odası Başkanı Bahattin Kılınç, sanayi esnafının karşı karşıya olduğu yapısal sorunlara ilişkin yazılı bir açıklama yaptı. Kılınç, sermaye yetersizliğinden borç baskısına, vasıflı iş gücü eksikliğinden altyapı problemlerine kadar pek çok başlıkta esnafın sürdürülebilirliğinin ciddi risk altında olduğunu söyledi.
Sakarya’da 61 oda içerisinde yer aldıklarını ve yaklaşık 40 bin esnafın ayrılmaz bir parçası olduklarını belirten Kılınç, sanayi esnafının alın teriyle kentin üretim gücünü ayakta tuttuğunu vurguladı. Ancak dükkan ve atölyelerin sınırlı sermaye ya da borçla kurulan, kırılgan işletmeler haline geldiğini ifade eden Kılınç, mevcut ekonomik yapının esnafın yenilenmesini ve büyümesini engellediğini dile getirdi.
Kılınç, yaptığı basın açıklamasında şunları kaydetti:
"Bizler, bu sorunları sizlerle paylaşmak, dile getirmek ve çözüm yollarını aramak için buradayız. Özellikle sermaye yetersizliği ve borç baskısını merkeze alarak, esnafımızın dükkanlarını güçlendirmeyi ve Sakarya’yı sanayi, üretim ve sürdürülebilirlikte Türkiye’nin öncü şehirlerinden biri yapmayı hedefliyoruz. Esnafımızın sesi, Sakarya’nın kalbidir; bu sese kulak vererek, birlikte güçlü bir gelecek inşa edebiliriz.
YENİLENEBİLME SORUNLARI
1) Sermaye Yetersizliği ve Borç Yükü
Sanayilerimizdeki atölyelerimizin çoğu, sınırlı birikim veya banka kredileriyle kuruldu. Bir tornacı kardeşimiz yıllarca biriktirdiği parayla dükkan açıyor, ama bu sermaye bir makine almaya bile yetmiyor. Çelik ve alüminyum gibi ham maddelerin son 3 yılda %180 zamlanması, artan enerji faturaları, öz sermaye biriktirmenizi zorlaştırıyor. Zorunlu olarak başvurulan krediler, durumu daha da kötüleştirebiliyor. Kredi çekmesi durumunda ortalama bir atölyenin gelirinin %20-30’u faize gidiyor. Borçlar, dükkan büyütme veya yeni makine alma hayallerinizi engelliyor. Erenler’deki bir demirci esnafımız, “-Krediyle aldığım kaynak makinesi için faize çalışıyorum, dükkanı çevirmek zor” diyor. Borç baskısı, esnafımızın teknolojik yeniliklerden uzak kalmasına, dükkan kapanışlarının artmasına neden oluyor.
2) Vasıflı İşçi Maaş Sorunu ve Verimsizlik
Esnafımız, atölyelerinde çalışan vasıflı ustalarına, geçimlerini sağlayacak düzeyde maaş ödeyememenin sancısını yaşıyor. Esnafın gelirleri, ham madde ve enerji maliyetleriyle eridiği için ustalarına hak ettikleri ücreti veremiyor. Sonuç, acı ama gerçek: Vasıflı işçiler, daha iyi maaş bulmak için inşaat, lojistik gibi sektörlere kayıyor ya da düşük motivasyonla verimsiz çalışıyor. 2024’te esnafımızın azımsanmayacak bir kısmı, vasıflı işçi kaybettiğini bildirdi; bu, atölyelerin üretim kapasitesini %20-30 düşürüyor, teslim sürelerini uzatıyor, müşteri kaybına yol açıyor.
3) Meslek Liselerinin Öğrenci Yetiştirmedeki Başarısızlığı
Meslek Liseleri, esnafımızın vasıflı işçi ihtiyacını karşılamada yetersiz kalıyor. Bu okullar, LGS sonuçlarına göre düşük puanlarla öğrenci alıyor; bu nedenle okuma ve öğrenme isteği yüksek olan çoğu öğrenci tarafından tercih edilmiyor. Meslek liseleri, torna, kaynak, CNC gibi alanlarda temel mesleki becerileri öğretmekte başarısız; müfredat eski, atölye ekipmanları yetersiz. Bazı okullarda disiplin sorunları da yaşanıyor.
2024’te Sakarya’daki meslek liselerinden mezun olan öğrencilerin çok az bir kısmı sanayi atölyelerinde çalışmayı seçti; çoğu, vasıfsız işlere ya da başka sektörlere yöneldi. Bir tornacı esnaf, “-Meslek lisesinden stajyer alıyorum, ama ne tornayı biliyor ne de çalışmak istiyor” diyor. Bu durum, esnafın vasıflı işçi bulmasını zorlaştırıyor, atölyelerin üretim kapasitesini düşürüyor ve gençlerin sanayi sektörüne ilgisini azaltıyor.
4) Meslek Yüksek Okullarının Öğrenci Yetiştirmedeki Başarısızlığı
Meslek Yüksek Okulları (MYO), sanayi esnafının ihtiyaç duyduğu nitelikli iş gücünü yetiştirmede beklentileri karşılayamıyor. Özellikle meslek lisesi mezunları, MYO’lardalisedeki temel eğitimlerinin üzerine inşa edilmiş, daha ileri düzey mesleki beceriler kazandıran bir eğitim bekliyor. Ancak, MYO’ların müfredatı genellikle teorik, pratik uygulamalardan yoksun ve güncel sanayi teknolojilerine (örneğin, CNC, 3D tasarım) yeterince odaklanmıyor. Atölye ekipmanları eski, öğretim kadrosu sanayi deneyimine sahip değil ve staj programları etkisiz. Bu durum, öğrencilerde büyük bir hayal kırıklığı yaratıyor; 2024’te Sakarya’daki MYO mezunlarının yine çok az bir kısmı sanayi sektöründe istihdam edildi, çoğu başka alanlara yöneldi veya vasıfsız işlerde çalıştı. Bir demirci esnaf, “-MYO’dan mezun bir çocuk aldım, ama CNC’yi bilmiyor, liseden farkı yok” diyor. Bu yetersizlik esnafın vasıflı işçi bulma sorununu derinleştiriyor, atölyelerin teknolojik dönüşümünü engelliyor ve gençlerin sanayi sektörüne güvenini sarsıyor.
YERLEŞKE SORUNU
1) Teknik Sıkıntılar
Sanayilerimizde enerji, iletişim hatları ve artık gider sorunları, esnafın günlük işlerini sürdürmesini zorlaştırıyor. Enerji altyapısı yetersiz; elektrik kesintileri ve düşük voltaj, CNC makineleri gibi hassas ekipmanların arızalanmasına neden olabiliyor. Daha kritik olan, artık gider sorunu: Sanayi atölyelerinden kaynaklanan sıvı (yağ, kimyasal) ve gaz atıkları ile kanalizasyon sistemi, mevcut altyapıyla başa çıkamıyor. Kanalizasyon tıkanıklıkları, atölye önlerinde biriken atık sular ve çevre kirliliği, esnafın hem maliyetlerini artırıyor hem de müşteri kaybına yol açıyor. Bu teknik sorunlar, esnafımızın üretim verimliliğini düşürüyor, çevre sağlığını tehdit ediyor ve sanayi bölgelerimizin imajını zedeliyor.
2) Beşeri Sıkıntılar
Sanayilerimizdeki atölyeler, eski yapılardan kaynaklanan beşeri sıkıntılarla mücadele ediyor. Çoğu atölye, 45-55 yıllık binalarda faaliyet gösteriyor; bu yapılar, modern çalışma ortamlarının gerektirdiği ofis, bekleme/görüşme odası, tuvalet ve yeme-içme alanlarından yoksun. Özellikle kadın çalışan ve müşteri sayısının artmasıyla bu eksiklikler ciddi bir sorun haline geldi. Esnafımız kadın müşterilerin tuvalet veya bekleme alanı eksikliği nedeniyle rahatsız olduğunu bildirdi. Çalışanlar için de durum benzer; yemek yiyebilecekleri hijyenik bir alan ya da dinlenme odası bulunmuyor. İş sağlığı ve güvenliği (İSG) açısından, dar ve eski yapılar, yangın güvenliği, havalandırma ve acil çıkışlar gibi standartları karşılamıyor. Esnaf, atölyelerini yenilemek için sermaye bulamıyor; bu da sanayi bölgesinin çağdaş standartlara ulaşmasını engelliyor.
3) Ulaştırma
İş yerlerimiz, yalnızca çalışanlarımız için değil, aynı zamanda müşterilerimiz ve nakliyecilerimiz için de büyük önem taşıyor. Ancak yolların yetersizliği ve bakımsızlığı, hem ulaşımı zorlaştırıyor hem de müşterilerimizin sanayilerimizde rahatça dolaşmasını engelliyor.
PAZAR SORUNU
1) Türkiye’nin Sanayileşme Politikaları
Sanayileşme politikaları, esnafımızın sermaye birikimini güçlendirme ve sanayici olma yolunda ilerleme fırsatını kısıtlıyor. Esnafımız, sınırlı birikimleriyle ayakta kalmaya çalışıyor. Devlet teşvik ve kredileri, sanayileşme için kritik bir destek olsa da, bu kaynaklar adil dağıtılmıyor. KOSGEB ve diğer devlet teşviklerinin çoğu büyük sanayi kuruluşlarına veya organize sanayi bölgelerindeki firmalara giderken, esnaf odalarına üye küçük atölyelerin küçük bir kısmı bu teşviklerden faydalanabildi. Yüksek faizli banka kredileri esnaf için erişilebilir değil, bürokrasi ve teminat şartları ise küçük işletmeleri dışlıyor. Bir demirci esnaf, “-Teşvik dedikleri büyük firmalara gidiyor; biz esnaf olarak ne makine alabiliyoruz ne de dükkanı büyütebiliyoruz” diyor. Bu durum, esnafın sanayi zincirinde alt kademede kalmasına, teknolojik dönüşümden uzaklaşmasına ve rekabet gücünü kaybetmesine yol açıyor. Esnafımız, sanayici olma hayalini gerçekleştiremiyor; bu da Sakarya’nın yerel sanayi potansiyelini sınırlıyor.
2) Ulusal Büyüklükte Sanayiler
Büyük sanayiler, istihdama katkı sağladıkları gerekçesiyle bu destekleri alıyor; ancak, bu durum yerel ekonomilerin gelişimine zarar veriyor. Büyük firmalar, yerel pazarları domineederek esnafın müşteri kitlesini ve pazar payını daraltıyor. Yerel ekonomilerin zayıflaması, esnafın sermaye birikimini engelliyor, dükkan kapanışlarını artırıyor ve Sakarya’nın yerel üretim kapasitesini tehdit ediyor.
3) Yerel Ekonomilerin Esnafımız İçin Önemi
a. Yoğun pazar hâkimiyeti
b. Nakliye maliyetlerinin azalması
c. Kendi öz sermayesini oluşturabilme olanağı
d. Kredi borcunun azalması, kontrol edilebilir – ödenebilir olması
e. Ekonomik çevreyi de geliştirmesi – yerel ticareti canlı tutmak
f. Eleman yetiştirmeyi ve elde tutabilmeyi kolaylaştırması
4) Uluslararası Şirketler ve Ortaklıklar
Sanayilerimizdeki esnafımız, uluslararası şirketler ve ortaklıkların yerel ekonomilere yönelik kayıtsız tutumlarından ve pazardaki baskılarından ciddi şekilde etkileniyor. Bu şirketler, Türkiye pazarına girişlerinde devletle yaptıkları anlaşmalarla sağlanan vergi muafiyetleri, arsa tahsisleri ve teşvikler gibi büyük haklar sayesinde rekabet avantajı elde ediyor. Bu firmalar, yerel ekonomilere katkı sağlamayı önceliklendirmiyor; çoğu, küresel tedarik zincirlerine odaklanarak yerel esnafı yalnızca düşük maliyetli taşeron olarak görüyor veya tamamen dışlıyor. Bu durum, KOBİ’ler üzerinde büyük bir baskı yaratırken, esnaf üzerinde misliyle hissediliyor. Örneğin, bir demirci esnaf, “-Uluslararası fabrika sipariş veriyor, ama fiyat o kadar düşük ki, işçilik maliyetimi bile karşılamıyor; reddetsem iş alamıyorum” diyor. Artan ham madde ve enerji maliyetlerine rağmen emek değeri azalıyor; bu, esnafımızın pazarındaki seçim hakkını ortadan kaldırarak örtük bir tekel oluşturuyor. Esnaf, ya düşük karla çalışmak zorunda kalıyor ya da pazardan siliniyor, bu da Sakarya’nın yerel üretim dokusunu zayıflatıyor.
TEKNOLOJİ SORUNU
1) Yeni Teknolojilerin Tanıtım Eksikliği
Sanayi Bölgesi’ndeki esnafımız, teknolojik gelişmeleri takip etmekte ve yeni teknolojilere erişmekte büyük zorluklar yaşıyor. Esnafımızın çoğu, sınırlı sermaye ve yoğun iş temposu nedeniyle kendi iş çevresinde teknolojik yenilikleri öğrenme ve uygulama fırsatı bulamıyor. 2025’te Sakarya’daki esnaf atölyelerinin küçük bir kısmı CNC makineleri veya dijital üretim sistemleri gibi modern teknolojilere sahip; çoğu esnafımız ise endüstri 2.0-3.0 seviyesinde üretim yapıyor. Esnafı bilgilendirebilecek güvenilir ve tarafsız kurumların eksikliği, bu sorunu derinleştiriyor. Şu anda bu görevi kısmen teknoloji firmalarının pazarlamacıları üstleniyor; ancak onların desteği, yalnızca kendi ürünleriyle sınırlı ve genellikle yüksek maliyetli ve satış odaklı. Bir tornacı esnaf, “Pazarlamacılar geliyor, ama sadece kendi makinesini övüyor; neyin işime yarayacağını, nasıl kullanacağımı anlatan yok” diyor. Bu durum, esnafımızın rekabet gücünü zayıflatıyor, büyük firmalarla veya uluslararası şirketlerle iş yapma şansını azaltıyor ve Sakarya’nın sanayi potansiyelini kısıtlıyor.
2) Teknolojiye Ulaşılabilirlik: Bilgi Yetersizliği
Sanayi Bölgesi’ndeki esnafımız, yeni teknolojilere erişimde bilgi yetersizliği nedeniyle ciddi engellerle karşılaşıyor. Esnaf, teknolojik yenilikler hakkında bilgiye nereden ulaşacağını bilemediği gibi, bu bilgiye erişse bile nasıl uygulayacağını anlamakta zorlanıyor. Ham teknik veriler, karmaşık kullanım kılavuzları, esnafın ihtiyaç duyduğu pratik ve anlaşılır bilgiden uzak. Örneğin, bir demirci esnaf, “CNC makinesi broşürü geliyor, ama nasıl çalıştırırım, işime uyar mı, kimse anlatmıyor” diyor. Esnafın gereksinimi, ham bilgi değil; işlenmiş, sadeleştirilmiş ve kendi mesleki diline uygun şekilde sunulmuş rehber bilgilerdir. Bu yetersizlik, esnafımızın teknolojik dönüşümden uzak kalmasına, verimliliğinin düşmesine ve büyük firmalarla rekabet edememesine yol açıyor. Sonuç olarak, Sakarya’nın yerel sanayi potansiyeli, esnafın bilgi eksikliği nedeniyle tam anlamıyla değerlendirilemiyor.
3) Teknolojik Gelişimde Süreklilik Eksikliği
Esnafımız, teknolojik gelişimde süreklilik sağlanamaması nedeniyle yüksek maliyetlerle karşı karşıya kalıyor. Teknolojide ara gelişmeler atlandığında, esnafın yenilenme için yapması gereken atılımın maliyeti katlanarak artıyor. Örneğin, bir CNC makinesi alan esnaf, birkaç yıl içinde yeni bir versiyona geçmek zorunda kalıyor; ancak mevcut makinesini değerlendiremediği için yüksek borç yükü altına giriyor. Bir tornacı esnaf, “Krediyle CNC aldım, ama iki yıl sonra yeni model çıktı; eski makineyi satamıyorum, yenisini almak için tekrar borçlanmam lazım” diyor. Mevcut kredi sistemleri, yalnızca yeni ürün alımı için destek sağlıyor; ancak bu, esnafı yakın gelecekte daha büyük borçlara sürüklüyor. Buna göre Örneğin kredi kurumları kredilendirdikleri bir ürünün yeni versiyonuiçin krediyi devam ettirebilmeli ve eski ürünün 2. el satışı karşılığı teminat olarak kabul edilebilir olmalı.
Teknolojik yenilenebilirlik ve devamlılık olmadan, esnafımızın teknolojiye yatırımı sürdürülemez hale geliyor, rekabet gücü zayıflıyor ve Sakarya’nın sanayi potansiyeli sınırlanıyor.
TİCARET HUKUKUNDAN DOĞAN SORUNLAR
Sanayilerimizdeki esnafımız, Ticaret Hukuku’ndan kaynaklanan sorunlar nedeniyle hem mali hem de hukuki engellerle karşılaşıyor. Esnaflarımız, yapıları gereği genellikle mali ve hukuki konularda yeterli bilgiye sahip değiller; bu da onları sözleşme yönetimi, vergi yükümlülükleri ve hukuki anlaşmazlıklarda savunmasız bırakıyor.
Esnaf şirketleri, sermaye şirketi statüsünde olmadığı için büyümeye ve gelişmeye açık bir yapıda değil; bu durum, esnafın kurumsal bir yönetim modeline geçişini engelliyor. Kooperatifler ve esnaf birlikleri, mevcut Ticaret Hukuku’nda sınırlı yetkilerle faaliyet gösteriyor ve anonim şirketlerin sunduğu esneklik ve sermaye birikiminden yoksun. Bu, esnafımızın uzman bir yönetime kavuşmasını ve rekabet gücünü artırmasını zorlaştırıyor, Sakarya’nın yerel ekonomisinin büyümesini kısıtlıyor.
Sanayi Esnafımızın Karşılaştığı Tüm Sorunlarını İlgili Yerlere İlettik
Sayın üyelerimiz; bu sorunların farkındayız ve sizlerin hak ettiği koşulları sağlamak için harekete geçtik. Valilik, belediye başkanları, parti temsilcileri ve SESOB ile görüşmeler yaparak, sanayilerimizdeki altyapı sorunlarını, yol bakımsızlıklarını, enerji kesintilerini ve atık yönetimini anlattık. Ham madde maliyetlerinin yükselişi, kredi borçlarının ağırlığı ve vasıflı işçi eksikliği gibi konuları detaylıca ilettik. Meslek liseleri ve meslek yüksek okullarıyla iş birliği yaparak, müfredat ve ekipman iyileştirmeleri için taleplerimizi sunduk. Büyük firmaların pazar baskısı ve uluslararası şirketlerin yerel ekonomiye etkisini de ilgili mercilere aktardık. Teknolojik yeniliklere erişim ve ticaret hukuku sorunlarını çözmek için destek istedik. Bu görüşmelerde, sizlerin sesini duyurduk ve çözüm önerilerimizi paylaştık. Şimdi, bu taleplerin karşılık bulması için takipteyiz. Amacımız, dükkanlarınızı güçlendirmek ve Sakarya’yı sanayi, üretim ve sürdürülebilirlikte öncü bir şehir yapmak.
Bu çalışmalarımız sizlerin daha iyi koşullarda çalışması için bir adım. Alın terinizle ayakta tuttuğunuz dükkanlarınız, mahallemizin, şehrimizin ve ülkemizin başarısıdır. Sorularınız, önerileriniz veya destek talepleriniz için her zaman yanınızdayım.
Birlikte, daha güçlü bir Sakarya için çalışalım!
Esnafımızın sesi, Sakarya’nın kalbidir; bu sesi birlikte yükseltelim."




