Aksa Tufanı Savaşı’nın 3. yılında Demokrasi Meydanı’nda basın açıklaması yapıldı.
Sakarya Filistin Gönüllüleri’nin yoğun katılımlı basın açıklamasında Gazze’de soykırımın devam ettiği, dünyanın ise buna seyirci kaldığı ifade edildi.
ABD ve İsrail karşıtı direniş hareketlerinin tasfiye edilmek istendiği belirtilerek ‘’ABD ve İsrail İran Savaşı’nda sonuç alamamanın hıncını Yemen’den çıkarmak istiyor. 15 Temmuz destekçisi Muhammed Bin Selman idaresindeki Suud rejimini Yemen’in üzerine salıyor. Bizim de sırtımızı sıvazlayarak Suud’a destek olmamızı istiyor. Bu oyuna gelmeyeceğiz, ABD ve Suud’un jandarmalığı Büyük İsrail projesine hizmet anlamına gelir’ ifadelerine yer verildi.
Yemen’in Türkiye’ye bugüne dek tek bir zararı olmadığına dikkat çekilen açıklamada, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Yemen’de akan kandan Suud’u sorumlu tuttuğu 2019’daki açıklaması hatırlatılarak bu sözlerin arkasında durulması istendi.
Açıklamanın tamamı şu şekilde:
Kıymetli Sakaryalılar,
Aksa Tufanı Operasyonu’nun üzerinden tam 3 sene geçti. Geriye baktığımızda, Aksa Tufanı Savaşı’nın sadece Hamas ve Gazze’yi ilgilendiren bir konu olmadığını, dünyada etkisini hissetmeyen tek bir insanın bile kalmadığını söyleyebiliriz.
Hiç şüphesiz ki, Hamas, İslami Cihad, Lübnan Hizbullahı, Yemenli Ensarullah Hareketi ve İran tarafı bu savaşta tek bir cephe olarak temayüz etmiştir. Bu cephenin arzusu bölgemizden Amerikan postallarının, İsrail vesayetinin sökülüp atılmasıdır. Bu hedef yüzde yüz İslami ve insani bir hedeftir. Direniş Cephesi olarak isimlendirdiğimiz bu cephe Amerikan emperyalizmi ve Siyonist İsrail ile mücadelede askeri yollar dışındaki bütün seçeneklerin sonuçsuz kaldığına inanmaktadır. Son İran Savaşı’nda bütün dünyaya süper güç olarak lanse edilen bu zalimlerin aslında kağıttan kaplan olduklarını, diş bilendiğinde ABD ve İsrail’in diz çökebileceğini göstermişlerdir.
Küresel çapta Çin ve Rusya’nın ekonomik ve askeri olarak yükselişe geçtiği ortadadır. Öte yandan bölgede bağımsız bir güç olarak yükselen Direniş Cephesi de ABD ve İsrail’i köşeye sıkıştırmış bulunmaktadır. İşte tam da böyle bir denklemde, Amerikan emperyalizmi ve şımarık çocuğu İsrail, gerilediklerini fark ederek daha saldırgan, daha alçak yol ve yöntemlere başvurmaktadır.
İslam ülkelerinden açıkça biat istemekte, türlü tehdit ve şantajlarla onları direnişe düşman bir siyasete alet etmek istedikleri su götürmemektedir.
Bu noktada Yemen meselesi kritik öneme sahiptir. Aksa Tufanı ve daha öncesinde Hamas’a müttefik olan, Kızıldeniz’deki saldırılarıyla İsrail’e giden gemileri yoldan çeviren, İsrail’deki limanların kapanmasını sağlayan Ensarullah Hareketi veya kamuoyundaki adıyla Husiler, ülkemize bugüne dek tek bir zarar bile vermemişlerdir. Onların zararı yalnızca ABD, İsrail ve uşaklarınadır. Ancak Mekke Anlaşması yoluyla Suud’un yardımına koşmamız gündem edilmekte, katil Trump tarafından sırtımız sıvazlanmaktadır. Diğer taraftan, 15 Temmuz’un destekçisi olduğu herkes tarafından bilinen Muhammed Bin Selman idaresindeki Suud rejimi yeniden keşfedilmektedir.
İktidara çağrımızdır: Batmakta olan Amerikan gemisine binmeyin. Acilen bu gemiden inmenin, ülkemizi bağımsız bir hatta çekmenin ve İslam Birliği’ni kurmanın yollarını arayın. Yemen’de mazlum olan, yıllardır ambargo uygulanan taraf bellidir, Suud zalimin ta kendisidir. Bunu Cumhurbaşkanı Erdoğan 2019’daki konuşmasında açıkça beyan etmiştir. Erdoğan, Ekim 2019’daki konuşmasında Suudi Arabistan’a ‘’Önce Yemen’deki kanın hesabını verin. Yemen’i bu hale siz getirdiniz’’ diye seslenmiştir. İktidar kendisiyle çelişmemelidir.
Eyyamullah olarak isimlendirdiğimiz tarihi günlerden geçiyoruz. Ahirette hesabını veremeyeceğimiz hiçbir kelimeyi konuşmamalı, hiçbir ameli icra etmemeliyiz. İktidar, bağımsızlık sınavıyla karşı karşıyadır. Ancak cesaret ve irade ortaya koyacağı yerde, zillet halinde tavır almaktadır. Son olarak Gazze’ye, Lübnan’a insani yardım faaliyetleriyle bilinen İslami camianın tanınmış aktivistlerinden Kemal Kemahlı ABD’nin ricasıyla tutuklanmıştır.
Gazzeli ve Lübnanlı mazlum çocuklara aş götüren Kemal Kemahlı, bizim gözümüzde ABD’ye verilmiş bir kurbandır. Acilen bu hukuk skandalı sonlandırılmalı, Filistin dostu Kemahlı serbest bırakılmalıdır.
Türkiye halkının gözü ve gönlü Gazze’dedir. Gazze’ye destek olan herkes bizim için dosttur. Bu anlamda Yemen direnişi ile hiçbir vatandaşımızın problemi yoktur. ABD ve İsrail stratejik bir dost değil, sürekli altımızı oyan stratejik bir düşmandır.
Bütün bu hususlar açık ve nettir. İktidar cesur ve onurlu davranmalı, ABD ve İsrail’e can suyu olacak adımları değil, onları köşeye sıkıştıracak adımları gündemine almalıdır. Sürekli değişen, zikzak çizen politikalar utanç vesikasıdır.
Aksa Tufanı’nın üçüncü yılında hatırlatıyoruz. Gazze’de soykırım halen durmuş değildir. Gazzeli mazlumlar, çetin kış şartları ile baş başadır. Çadırları her an bombalanmakta, bebeklerin uykusu terörist İsrail’in uçak sesleriyle bölünmektedir. Ülkemizde ise hem Türkiye hem İsrail vatandaşlığı bulunan bazı alçaklar dolaşmaya devam etmektedir. Çifte vatandaş teröristlere karşı harekete geçmek için neyi bekliyoruz? Üçüncü yollarla devam eden ticarete, İsrail’e petrol akışına neşter vurmak için neyi bekliyoruz?
Türkiye olarak biz de Aksa Tufanı imtihanını vermek istiyoruz. Ahirette ciddi bir sorgunun bizi beklediğinden eminiz. İşte bu yüzden tarihin bu dönüm noktasında ilkeli, onurlu ve sorumlu adımların takipçisi olacağız.
Yaşasın Aksa Tufanı!
Yaşasın Özgür Kudüs!
Yaşasın Bağımsız bir İslam Dünyası!
Kahrolsun Amerika ve İsrail!







