Kitap tutkunları bilir; her kitabın bir ön sözü vardır. Ben de ilk yazım olduğu için birkaç cümlelik bir giriş yapmak istedim. Usta kalem Hüseyin Cumalı, “Halk54’te köşe yazar mısın?” dediğinde doğrusu biraz düşündüm. Çünkü yazmak başka, köşe yazmak başka. Düşüncelerini, gözlemlerini ve duyarlılıklarını kamuoyuyla paylaşmak ayrı bir sorumluluk.

Kitap okumayı seven, sosyal hayatın içinde olan, edebiyata ilgi duyan, doğaya ve çevreye duyarlı biriyim. Sokak hayvanlarından yeşil alanlara kadar yaşadığımız kente dair her konuya elimden geldiğince hassas yaklaşmaya çalışıyorum.

Sonunda kabul ettim.

Bundan böyle Halk54’te; siyasetten mümkün olduğunca uzak, hayatın içinden, şehirden ve gündelik yaşamın ortak meselelerinden söz edeceğim.

Bugünkü ilk yazının konusu ise hepimizin yakından tanıdığı ama belki de yeterince üzerinde durmadığı bir mesele: Sapanca Gölü.

Sevgili okurlar,

Sapanca Gölü uzun yıllardır alarm veriyor.

Kirlilik, göl çevresindeki yoğun yapılaşma, azalan yeşil alanlar, kontrolsüz büyüme ve değişen iklim koşulları… Son yıllarda buna pandemi sonrası hız kazanan bungalovlaşma da eklendi.

Ortaya çıkan tablo açık:

Sapanca Gölü üzerindeki baskı her geçen yıl artıyor.

Özellikle son bir yılda su seviyesindeki düşüş birçok kişide aynı endişeyi oluşturdu: Acaba gölü kaybediyor muyuz?

Son yağışlarla birlikte tablo bir miktar toparlandı. Ancak bu durum sorunun ortadan kalktığı anlamına gelmiyor. Önümüzdeki yaz aylarında bizi nasıl bir süreç beklediğini şimdiden kestirmek kolay değil.

Bu nedenle artık sadece konuşmak değil, alışkanlıklarımızı değiştirmek zorundayız.

Kurumsal tedbirler elbette alınacaktır. Ancak bireysel sorumluluklarımızı da göz ardı etmemeliyiz.

Gereksiz su tüketimini azaltmak, günlük kullanımda daha dikkatli olmak, bahçe ve tarla sulamalarında şebeke suyunu bilinçsiz kullanmamak ve çocuklara tasarruf kültürünü anlatmak küçük gibi görünen ama büyük sonuçlar doğuracak adımlar.

Çünkü su meselesi artık geleceğin değil, bugünün konusu.

Bazen en büyük kayıplar sessiz yaşanır.

Bir gün musluğu açıp suyun azaldığını fark ettiğimizde, geri dönüş için geç kalmış olabiliriz.

O yüzden bugünden başlayalım.

Çünkü unutulmaması gereken çok basit bir gerçek var:

Başka Sapanca Gölü yok.