Hicri ve kameri aylar arasında “ üç aylar “ diye adlandırılan Receb, Şaban ve Ramazan ayları mübarek aylar olarak kabul edilirler. Bu ayların Müslümanlarca önemli ölçüde değer kazanmasının sebepleri arasında, rivayetlere göre Hz. Peygamberin bu aylar hakkında verdiği haberler gösterilİyor.
Üç aylar hakkında rivayet edilen hadislerin tamamına yakını ya zaif yâda uydurma haberlerdir.
Mesela Peygamberimiz Receb ayı girince," Alladım! Receb ve Şabanı bize mübarek kıl ve bizi Ramazana ulaştır” diye dua ettiğine dair rivayet zaif olup sahih bir rivayet değildir.(bak. Diyanet İslam Ansikl).
Diyanet Ansiklopedisinde bu rivayetin sahih olmadığı söylenir ama beri taraftan diyanet görevlileri bu ve buna benzer rivayetleri tesirli olsun diye söylemekten çekinmezler.
Üç Ayların Fazileti ile ilgili baştan aşağı uydurma ve hurafelerle dolu, ilgisiz, bilgisiz, belgesiz yazılar yazılıp TV ekranlarında diğer konularda olduğu gibi bu konuda da belgesiz, uydurma bilgiler aktarılınca, konuya değinmem İslâmî ve insanî yönden zorunlu hale geldi.
KANDİL GECELERİ
Ülkemizde kandil geceleri diye bilinen geceler; Rabiulevvel ayının on ikinci gecesi olan Mevlid, Recep ayının ilk cuma gecesi olan Regaib, yine Recep ayının yirmiyedinci gecesi olan Mirac, Şaban ayının on beşinci gecesi olan Beraat ve Ramazan ayının yirmi yedinci gecesi olan Kadir Gecesidir.
Kandil geceleri denen gecelerde özel bir ibadet yoktur.
İbadet ve tevbeyi özel gün ve gecelere hasretmek İslam’a aykırıdır, cehalettir.
Geceler içinde doğru olan sadece KADİR Gecesidir.
Kadir gecesi Ramazan ayının içindedir.
Peygamberimiz bile Ramazan ayının kaçında olduğunu bilmezken bizler onu biliyor ve Ramazanın 27. Gecesinde olduğunu ilan ediyoruz maalesef.
Kadir gecesinin faziletini anlatan ve aynı adla anılan sürede Kuranın inişine, dolayısıyla İslam’ın doğuşuna vurgu yapılmaktadır.
Gerek Resulüllah gerekse Ashap döneminde (kadir gecesiyle ilgili) kutlama niteliğinde herhangi bir etkinliğe rastlanmamıştır( Diyanet, İslam Ansiklop. KANDİL Mad. C. 24, s.300-301)
Kuran ise 610 tarihinde Ramazan ayının bir gecesinde inmeğe başlamıştır.
O geceye KADİR Gecesi denmektedir. Bir defa inmeğe başlamıştır. Bunun tekrarı yoktur. İnsanlar, her yıl yaş günlerinde yeniden doğmadıkları gibi her sene Ramazan ayında Kuran inmez.
Bu geceler, Peygamberimiz zamanında, Ashab zamanında, Emeviler, Abbasiler zamanında bugünkü manada bilinmiyordu.
Peygamberimizin hicretinden 350 yıl sonra Mısır’da Şii Fatımi Devleti zamanında ilk olarak kutlanmaya başlanmış.
Kitaplarda yazıldığına göre Fatımiler zamanında ilk ortaya çıkışı kendi devlet başkanlarının doğum gününü idrak etmek, kutlamak için idi.
Bunu, dini temele oturtmak ihtiyacını hissettiler.
Durup dururken bir şey çıkarsalar millet, bu da nerden çıktı deyip karşı çıkacaktı.
Önce Peygamber efendimizin doğum gecesini kutlamak ihtiyacını duydular ki tepki almasınlar.
İşte Mevlid Gecesi böylece ortaya çıkmış oluyor ki kendi başkanlarının doğum gününe zemin hazırlansın.
Sonraları diğer geceler kutlanmaya başlanıyor.
Mevlid ve Regaib geceleriyle ilgili ne hadis ne de Sahabe sözü vardır.
Şabanın 15. Gecesi olan – ki Berat Gecesi deniyor- geceyle ilgili Nesai de ve diğer Kütüb-ü Sitte veya Tis’a diye bilinen kitablarda bir iki rivayet vardır.
İslam âlimleri, bunlarla amel edilemeyecek kadar zaif olduklarını belirtirler.
Ebu Bekr İbn Arabi – ki Tirmizinin şerhini yapan kişi olup Tirmizi de geçmektedir - bu konuda hiçbir sahih hadis yoktur diyor.
Geriye kalan Mirac gecesi ise Kur’an da geçmez, Kur'an'da İsra olayı vardır ki bu günkü bilinen anlatımıyla hiçbir ilgisi yoktur.
Peygamberimiz ve Ashab bunun sene-i devriyelerini kutlamamış ve kutlanması için tavsiyede bulunmamıştır.
Mirac gecesi olan Recep ayının 27. Gecesinin kutlanmasına dair elimizde hiçbir delil yoktur.
Bu geceleri kutlamak takvalığın gereğidir diyenlere derim ki, ne yani Peygamberimiz takva sahibi değil miydi?
Muhtemeldir ki bu fikre sahip olanlar Peygamberimizi görseler muttaki olmadığını söylerler.
Ülkemize has, kandil geceleri diye bilinen geceler; Osmanlılar döneminde II. Selim zamanından başlayarak, minarelerde kandiller yakılarak duyurulup kutlandığı için “Kandil” olarak anılmaya başlamıştır.( Diyanet İslam Ansiklopedisi (DİA), İstanbul, 2001, c. 24, s. 300.
Yaptıklarımızdan, yapmamız gerekirken yapmadıklarımızdan, söylediklerimizden, söylememiz gerekirken söylemediklerimizden bir gün gelecek hesaba çekileceğiz.
İşte bu inanca samimi olarak sahip olanlar, insanların değil Allahın ne diyeceğini hesap eden insanlardır.
Yüce Mevlam şahid olsun ki her yazımı bu duygu ve inançla sizler için hazırladım ve böyle devam edeceğim.
Hasan Hoca hiçbir zaman sizi aldatmadı ve aldatmayacak.
Bilhassa İslami konularda sizi aldatmanın, Allahı aldatmaya kalkmakla eş anlam taşıdığının farkındayım.
Bendeniz, Peygamberimin yaşadığı zamanda uygulanan İslamı arıyorum.
Peygamberimin zamanındaki İslama aşığım aşık!
Geleneksel İslam ile gerçek İslamın bir birine zıt olduğunu ve bunların birbirine karıştırılmaması gerektiğini her zaman ifade etmişimdir.
İşte, Peygamberimizin İslami öğretisinde olmadığı halde çok sonraları ortaya çıkan, elektrik olmadığından Osmanlı döneminde bu gecelerde minarelerde kandil yakıldığı için kandil geceleri diye adlandırılan geceler örf ve adetlerimizle ilgili gecelerdir.
Dinimiz İslam'da piyango niteliğinde ne saat ne gece var ne de gündüz.
Hepimizin yaşam boyu Allah'ın rızası doğrultusunda işlerini düzenlemesi Allah'tan dileğimdir.
Niyetim insanları camiden cemaatten soğutmak asla olamaz.
İbadet, hayatın her anında olmalı
Belli geceleri piyango gibi algılayıp diğer zamanları es geçmek asla doğru değildir.
Adamcağız "falanca geceyi ihya edenin günahları afv olur" diye uyduruk rivayete güvenerek o gece camiye-cemaate gitmekle işinin bittiği inancını taşıyor.
Ne kadar aldatıcı,
Ne kadar tehlikeli bir durum.
Belli gecelerde camileri doldurup, seneye aynı gece gelene kadar camiye uğramamak islâm-i olmadığı gibi akıl işi de değildir.
Her gün ve geceniz hayırlı olsun.
Hasan Karagüzel
01 Şubat 2022