Sakarya'da bir araya gelen BirGün Okur İnisiyatifi üyeleri, gazeteci İsmail Arı’nın tutuklanmasıyla ilgili basın açıklaması gerçekleştirdi. Adapazarı'nın işlek noktalarından Çark Caddesi başında toplanan grup, basın özgürlüğü ve halkın haber alma hakkına dikkat çekerek, tutuklama kararının hukuki değil, siyasi bir baskı aracı olduğunu savundu.
BirGün Okur İnisiyatifi tarafından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:
"Bugün kapitalizm yine bir krizde ve yine ceremesini biz çekiyoruz, yine sefalet diz boyu. Uzun uzun betimlemeye gerek yok, hepimiz ne yaşadığımızı biliyoruz. Önemli olan, tüm bu sefaletin sebebinin muktedirler olduğu anlamaktır, tam da bu yüzden hakikat iktidar sahiplerinin işine gelmez. İçinde yaşadığımız dönemi anlatmak için akademide “post-truth” derler, hakikat-sonrası; yani kimin neye inanacağını şaşırdığı bir yalanlar çağı. Bu olgu yalnız ülkemize mahsus bir durum değildir, genelde kültürel egemenlik araçlarıyla sağlanır fakat bu metot yetersiz kaldığında güya en özgürlükçü emperyal çekirdek ülkelerinde bile baskıya başvurulmaktan çekinilmez, faşist canavarın mağarası ABD’de McCarthy dönemi baskılarından Ukrayna savaşı çıktığında basına açıktan karartma uygulanmasına, Batı’da İsrail aleyhinde konuşmanın anti-semitizm olarak etiketlenip cezalandırılmasına, soykırımcı İsrail’in sistematik olarak gazetecileri hedef almasına kadar bunun çeşitli örnekleri gösterilebilir. Bu durumu doğuran bizzat egemenlerin, sermayenin kendisiyken onlardan buna çare olmalarını beklemek de aptallıktır, hakikat devlet veya sermaye eliyle tesis edilemez. Bunu başarabilecek tek güç, kurtuluşu hakikatte yatan halktır, doğruyu söylediği için hapse atılan İsmail gibi halkın cesur evlatlarıdır. (Hakikati susturmaya çalışırken dezenformasyonu bahane etmeleri de bir fecaat-güldürü, bir traji-komedi) Yoksulluk arttıkça baskılar da artar, son dönemde yaşanan gözaltı ve tutuklamalar, bu baskı politikasının yeni bir aşamaya geçtiğini göstermektedir. Gazeteciliğin, haber yapmanın suç haline getirilmesi ve kamuoyunu bilgilendirme çabasının cezalandırılması, halkın haber alma hakkına yönelik bir saldırıdır. Bu saldırılar, gerçeğin üzerini örtme çabasının açık bir göstergesidir. Özellikle muhalif ve bağımsız gazeteler ve emekçilerine yönelik baskılar dikkat çekiyor. BirGün, yıllardır sermayeden ve iktidardan bağımsız bir yayın çizgisiyle; işçi direnişlerini, kadın mücadelesini, ekolojik yıkımı ve toplumsal adaletsizlikleri görünür kılmaya çalışmaktadır. Tam da bu nedenle hedef haline getirilmekte; gazetecileri, gözaltı ve tutuklamalarla susturulmak istenmektedir. Tekrar vurgulayalım; egemen sınıflar, kendi çıkarlarını koruyabilmek için bilgi akışını denetim altına almak ister. Gerçeklerin açığa çıkması; sömürünün, yolsuzluğun, talanın ve adaletsizliğin görünür hale gelmesi anlamına gelir. Bu nedenle bağımsız gazetecilik, yalnızca bir meslek değil; aynı zamanda sınıfsal mücadelenin önemli bir parçasıdır. Bugün gazetecilere, işçi ve gençlik mücadelelerine, mesela Mesem'deki sömürüye karşı çıkan öğrencilere yönelik saldırılar, aynı zamanda işçi sınıfına, emekçilere ve tüm toplumsal muhalefete yönelik bir gözdağıdır. “Gerçeği söylerseniz bedelini ödersiniz” mesajı verilmektedir. Ancak tarih göstermiştir ki; baskı ve zorbalık, hakikatin sesini susturamaz. Aksine, bu tür saldırılar toplumsal dayanışmayı büyütür, mücadeleyi keskinleştirir. Bugün gözaltına alınan, tutuklanan, yargılanan tüm gazetecilerle dayanışma içindeyiz. Onların mücadelesi, halkın gerçekleri öğrenme mücadelesidir. Onların sesi susturulmak istendiğinde, bizler daha yüksek sesle konuşacağız. Bu süreçte yalnızca tepki göstermek yetmez; dayanışmayı büyütmek, örgütlü bir karşı duruş geliştirmek zorundayız. Sendikaları, meslek örgütlerini, demokratik kitle örgütlerini, siyasi partileri ve tüm toplumsal muhalefet güçlerini ortak bir mücadele hattında buluşmaya çağırıyoruz. Basın özgürlüğü mücadelesi, tüm toplumsal kesimlerin ortak meselesidir. Gerçeği savunanlar yalnız değil. Gazeteciler yalnız değil. Bu karanlık tabloyu dayanışmayla, örgütlü mücadeleyle ve ortak direnişle aşacağız. Susmayacağız. Korkmayacağız. Gerçeği savunmaya devam edeceğiz. İnsan gibi yaşamak istiyorsan sen de susmayacaksın çünkü sustukça kandırılacaksın, onurlu bir insan gibi haklarını savunmak istiyorsan susmayacaksın çünkü sustukça sıra sana da gelecek!""