Sabah kahvenizden ilk yudumu alırken ya da bir otobüs durağında telefonunuza gömülmüşken hiç düşündünüz mü: En son ne zaman birine, sadece "var olduğu için" gerçekten saygı duydunuz.
Günümüzde "saygı" kelimesi, üzerindeki tozu alınmayı bekleyen eski bir biblo gibi köşede duruyor. Çoğu zaman onu nezaketle, korkuyla ya da sadece çıkar ilişkileriyle karıştırıyoruz. Oysa saygı, birinin önünde eğilmek ya da sadece resmi konuşmak değildir. Saygı karşınızdakini kendi tahtınızdan inip, onunla göz hizasında görebilme becerisidir.
Eskiler saygıyı bir "sınır" meselesi olarak görürdü. Bugün ise o sınırlar, dijital dünyanın sunduğu sahte cesaretle fena halde geldi. Klavyenin arkasına sığınan modern insan, kendisi gibi düşünmeyeni yok saymayı, hatta aşağılamayı bir hak olarak görüyor."Benim gibi düşünmüyorsan, senin fikrinin hiçbir değeri yok" yanılgısı. Toplu taşıtlarda yüksek sesle video izleyenden, trafikte korna çalarak hak aramaya çalışana kadar her yerde karşılaştığımız o "dünyanın merkezinde ben varım" sendromu.
Sadece makamından, parasından veya gücünden çekindiğimiz insanlara gösterdiğimiz o yapay kibarlık. Gerçek karakter, hiçbir çıkarımızın olmadığı insanlara nasıl davrandığımızda gizlidir.
Saygı duymak, karşınızdaki insanın her fikrini onaylamak ya da onun yaşam tarzını benimsemek anlamına gelmez. Bu, sıkça düştüğümüz en büyük hatalardan biri.
"Seninle aynı fikirde olmayabilirim, hatta savunduğun şeyler bana tamamen yabancı gelebilir. Ancak senin de bu hayatta en az benim kadar var olma, hissetme ve düşünme hakkın olduğunu kabul ediyorum." İşte saygının en yalın tanımı budur.
Bir başkasının sınırlarına gösterdiğimiz özen, aslında kendi karakterimize biçtiğimiz değerin aynasıdır. Kendisine saygısı olan bir insan, başkasının alanını çiğnemekten hicap duyar. Çünkü bilir ki, başkasına gösterilmeyen saygı, günün sonunda döner dolaşır ve kendi dünyamızı çoraklaştırır.
Dünyayı bir günde daha saygılı bir yer haline getiremeyebiliriz. Ama kendi etki alanımızda küçük devrimler yaratabiliriz.
Günün sonunda, hepimiz bu devasa ve karmaşık dünyada bir şekilde tutunmaya çalışan yolcularız. Yolculuğu katlanabilir, hatta güzel kılan yegane şey ise birbirimizin varlığına duyduğumuz o sessiz ve asil hürmettir.
Gelin bugün, yanımızdan geçen her insana en azından zihnimizde bir yer açalım. Çünkü saygı, paylaştıkça azalmayan, aksine paylaştıkça bizi insan kılan en zarif bağdır.