Hayatın her alanında bir "piyasa" kurulmuş durumda. Başarıdan itibara, bilgiden emeğe kadar her şeyin bir fiyatı, bir alıcısı ve bir satıcısı var. Ancak bu alışveriş trafiğinin içinde, hiçbir vitrinde sergilenemeyen, etiketi olmayan ve aslında en "ucuz" görünen ama bedeli en ağır olan bir meta var:
Halk arasında sıkça kullanılan o meşhur sözü biraz deşmekte fayda var: "Yalakalık parayla satılmaz." Bu cümle, ilk bakışta yalakalığın maddi bir karşılığı olmadığını söyler gibi görünse de aslında çok daha derin bir ahlaki çöküşü işaret eder.

Bedava Sanılanın Ağır Bedeli
Yalakalık, pazarda satılan bir mal değildir çünkü özünde bir karakter feragatidir. Bir insan, bir başkasının suyuna gitmek, duymak istediklerini söylemek veya haksız güce dalkavukluk etmek için cüzdanını değil, onurunu ortaya koyar.
Yalakalık yapan kişi, karşısındakinden maddi bir çıkar beklese bile, aslında o çıkarı satın almaz; kendini hibe eder.
Bu "ticarette" nakit para geçmez. Harcanan şey, insanın dik duruşu, doğruyu söyleme yetisi ve özsaygısıdır.
Bir kez dalkavukluk hırkasını giyen kişi, o hırkayı çıkardığında altında eski saygınlığını bulamaz.

Neden Satılmaz?

Çünkü gerçek değerler parayla alınabilirken (eğitim gibi, konfor gibi), erdemler sadece muhafaza edilebilir. Yalakalık bir yetenek değil, bir tercihtir. Parayla satılmamasının sebebi, alıcısının aslında ona değer vermemesidir. Hiçbir patron, hiçbir siyasetçi veya hiçbir güçlü figür, kendisine yalakalık yapan kişiye gerçek bir saygı duymaz. Onu sadece bir "aparat" olarak kullanır.

Siz siz olun yalakaları çevrenizden uzak tutun…!

Esen Kalın,